Öğrenciler İçin Sosyal Medya Diyeti: Dijital Detoks Yapmanın 5 Haklı Sebebi

Öğrenciler İçin Sosyal Medya Diyeti: Dijital Detoks Yapmanın 5 Haklı Sebebi
Öğrenciler İçin Sosyal Medya Diyeti: Dijital Detoks Yapmanın 5 Haklı Sebebi

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Eğer sabah uyandığında ilk eline telefonunu alıyorsan, yemek yerken de masada telefonundan haberleri takip ediyorsan, ders çalışmaya oturduğunda birden kendini Instagram hikayelerinde buluyorsan – sen de bir dijital detoks zamanı düşünmelisin. Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci, lise takviye kursuna giden bir genç ya da sadece odaklanmak isteyen herkes için sosyal medya kullanımı gizli bir tuzak haline gelebiliyor. Peki, neden bu kadar tehlikeli? Ve nasıl sağlıklı bir denge kurabiliriz? Haydi, Öğrenciler İçin Sosyal Medya Diyeti: Dijital Detoks Yapmanın 5 Haklı Sebebi ile bu soruların cevabını beraber keşfedelim!

Bu yazı boyunca, sadece teorik bilgilerden değil, gerçek hayat örneklerinden ve bilimsel araştırmalardan da faydalanacağız. Örneğin, uyku kalitenizin nasıl bozulduğunu ya da dikkat sürenizin neden azaldığını somut senaryolarla inceleyeceğiz. Hazırsan, başlayalım!

Dijital Detoks Nedir ve Neden Önemlidir?: Öğrenciler İçin Sosyal Medya

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Dijital detoks, ekran süresini bilinçli olarak azaltma ve dijital cihazlardan bilinçli bir şekilde uzaklaşma pratiğidir. Bu, sadece sosyal medyayı silmekten ibaret değildir; aynı zamanda e-posta bildirimlerini kapatmak, akıllı saati gece moduna almak ya da yatmadan önce kitap okumak gibi küçük adımları da içerir. Peki, neden bu kadar önemli?

İşte bir örnek: 18 yaşındaki Alara, TYT sınavına hazırlanıyor. Her sabah 6:30’da uyanıp, ilk 30 dakikasını telefonunda TikTok videoları izleyerek geçiriyor. Kahvaltısını yaparken de telefonundan mesajlara bakıyor. Akşamları ise 3 saat boyunca YouTube’da ders çalışma videoları izliyor – ama aslında dikkati dağılıyor ve sadece 20 dakikada bir video değiştiriyor. Sonuç? Sınavdan önceki gece 2 saat uyuyup, ertesi sabah yorgunluktan derslerine odaklanamıyor. Bu durumda, dijital detoks sadece bir trend değil, bir zorunluluktur.

Bilimsel olarak da desteklenen bu yaklaşım, beyin kimyasını düzenlemeye yardımcı olur. Örneğin, bir çalışma (National Center for Biotechnology Information), sosyal medya kullanımının dopamin seviyesini artırdığını ve bunun da bağımlılık benzeri davranışlara yol açabileceğini gösteriyor. Yani, her bildirimde beyninizden “ödül” sinyalleri geliyor – ve bu da sürekli ekrana bakma isteğini körüklüyor.

Öğrenciler İçin Sosyal Medya Diyetinin 5 Haklı Sebebi

Artık “neden?” sorusunu cevapladık. Şimdi de öğrenciler için sosyal medya diyetinin 5 haklı sebebini derinlemesine inceleyelim. Unutmayın, burada amacımız sosyal medyayı tamamen yasaklamak değil, sağlıklı bir ilişki kurmak.

1. Uyku Kalitesini Bozarak Beyninizi Yorar

Uyku, öğrenmenin ve hafızanın güçlenmesinin olmazsa olmazıdır. Ancak sosyal medya, bu kritik süreci doğrudan baltalıyor. Mavi ışık adı verilen ışık, melatonin (uyku hormonu) üretimini engelliyor ve bu da geç uyuma ya da uykunun bölünmesine neden oluyor.

Gerçek hayat örneği: 17 yaşındaki Can, geceleri 12:00’dan sonra uyuyor çünkü Instagram hikayeleri ve Twitter tartışmaları onu uyutmuyor. Sabahları da 7:00’de kalkıp, derslerine odaklanamıyor. Sonunda, Oss Matematik’teki online derslere katıldığında ise öğretmeninin uyku düzeninin önemini vurguladığını duyuyor. Üç haftalık bir dijital detoks sürecinden sonra, Can artık 22:30’da yatıyor ve sabahları daha dinç hissediyor.

Bilimsel destek: Sleep Foundation’a göre, geceleri ekrana bakmak uyku kalitesini %30 oranında düşürüyor ve bu da akademik performansı doğrudan etkiliyor.

2. Dikkat Sürenizi Parçalayarak Verimliliğinizi Azaltır

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Bir öğrenci olarak en değerli kaynağınız zamanınız ve dikkatinizdir. Ancak sosyal medya, bu kaynakları parçalayarak harcıyor. Multitasking (çoklu görev) denen yanılgıya kapılan öğrenciler, aslında verimliliklerini kaybediyorlar.

Deneyime dayalı bir tablo:

EtkinlikDikkat Süresi (Ortalama)Açıklama
Ders çalışma (ders kitabı)45-60 dakikaOdaklanmış, derinlemesine öğrenme
Sosyal medya ile ders çalışma10-15 dakikaDikkat sürekli dağılıyor, konu anlaşılmıyor
Dijital detoks sonrası ders çalışma50-70 dakikaDaha uzun odaklanma süresi, daha iyi anlama

Bu tablodaki veriler, American Psychological Association (APA) tarafından yapılan araştırmalara dayanıyor. Sonuç olarak, sosyal medya kullanımı dikkat sürenizi %75’e kadar azaltabiliyor ve bu da derslere ayırdığınız zamanı boşa harcamaya neden oluyor.

3. Kaygı ve Stres Düzeyini Yükseltir

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Sosyal medyada geçirdiğiniz her dakika, aslında gizli bir stres kaynağı olabilir. Neden mi? Çünkü sürekli başkalarının yaşamlarına bakıyorsunuz ve bu da kendinizi karşılaştırma eğilimine yol açıyor. FOMO (Fear Of Missing Out – Kaçıran Korkusu) denen bu psikolojik durum, stres ve kaygıyı artırıyor.

Gerçek hayat senaryosu: Lise 2. sınıf öğrencisi Elif, Instagram’da sınıf arkadaşlarının “mükemmel hayatlarını” görüyor. Arkadaşları sürekli sınav sonuçlarını paylaşıyor, yeni aldıkları telefonları sergiliyor, tatillerde eğlenceli yerlere gidiyorlar. Elif ise kendini yetersiz hissetmeye başlıyor ve TYT sınavına daha da stresli giriyor. Sonunda, Elif’in stresi o kadar artıyor ki, Oss Matematik’teki motivasyon derslerine katılmaya karar veriyor ve sosyal medya kullanımını kısıtlıyor. Üç ay sonra, hem derslerinde hem de ruh sağlığında büyük bir iyileşme gözlemliyor.

Bilimsel destek: Verywell Mind’e göre, sosyal medya kullanımı anksiyete düzeyini %20-30 oranında artırıyor ve bu da akademik performansı doğrudan etkiliyor.

4. Gerçek İlişkileri Zayıflatır

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Sosyal medya, sanal ilişkileri güçlendiriyor gibi görünse de, gerçek ilişkileri zayıflatabiliyor. Yüz yüze yapılan sohbetler, paylaşımlar ve anılar yerini ekrana bakmaya bıraktığında, aile ve arkadaş ilişkileri de zarar görüyor.

Örnek: Üniversiteye yeni başlayan Mehmet, ailesiyle görüşmek için hafta sonları eve gidiyor. Ancak akşam yemeğinde bile telefonunu elinden bırakmıyor. Ailesi onunla sohbet etmek istediğinde, Mehmet sadece “Tamam, evet” gibi kısa cevaplar veriyor. Sonunda, ailesi Mehmet’in artık uzaklaştığını hissediyor ve iletişim kopukluğu oluşuyor. Mehmet’in ailesiyle daha kaliteli vakit geçirmesi için, dijital detoks yapması gerektiğine karar veriyor ve sonuç olarak ilişkileri yeniden güçleniyor.

Bu durum, Greater Good Berkeley tarafından yapılan araştırmalarla da destekleniyor. Araştırmaya göre, sosyal medyada geçirilen her saat, gerçek ilişkilerdeki bağlılığı %15 oranında azaltıyor.

5. Zamanınızı “Önemli Olmayan” Şeylere Harcatır

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Sosyal medya, zaman hırsızı olarak da adlandırılabilir. Her gün ortalama 3-4 saat sosyal medyada geçirdiğinizi düşünün. Bu süre, haftada 21-28 saat, ayda 84-112 saat – yani neredeyse 5 tam gün demektir! Bu süreyi ne kadar üretken bir şekilde kullanabilirdiniz?

Hesaplama örneği:

  • Her gün 3 saat sosyal medya: 3 x 7 = 21 saat/hafta
  • 21 saat x 4 hafta = 84 saat/ay
  • 84 saat / 24 saat = 3,5 tam gün

Bu 3,5 tam günü nasıl değerlendirebilirsiniz?

  • 50 saatlik bir Oss Matematik online kursuna katılabilirsiniz.
  • 100 sayfalık bir kitap okuyabilirsiniz.
  • 15-20 tane TYT denemesi çözebilirsiniz.
  • Spor yapabilir, yeni bir hobi edinebilirsiniz.

Gerçek hayat örneği: 16 yaşındaki Deniz, sosyal medyada geçirdiği zamanı fark edince, bu süreyi derslerine ayırmaya karar veriyor. Önce günde 1 saat, sonra 30 dakika olarak kısıtlıyor. Üç ay sonra, Deniz’in ders notları %30 oranında artıyor ve AYT sınavında hedeflediği puanı alıyor.

Dijital Detoks Nasıl Yapılır? 3 Adımda Başlayın

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Artık dijital detoksun önemini anladınız. Peki, nasıl başlayabilirsiniz? İşte size 3 adımda dijital detoks yapma rehberi!

Adım 1: Hedeflerinizi Belirleyin ve Kayıt Tutun

İlk olarak, ekran sürenizi kaydetmeye başlayın. Telefonunuzda bulunan Ekran Süresi (iOS) ya da Digital Wellbeing (Android) gibi araçları kullanabilirsiniz. Haftalık ekran sürenizi öğrendikten sonra, hedefinizi belirleyin.

Örnek hedefler:

  • Günlük sosyal medya süresini 2 saate indirmek.
  • Yatmadan önce 1 saat önce telefonu bırakmak.
  • Ders çalışırken telefonu başka odaya koymak.

Bu hedefleri kağıda yazın ve bir yere asın. Böylece motivasyonunuzu koruyabilirsiniz.

Adım 2: Uygulama ve Bildirimleri Kısıtlayın

Sosyal medya uygulamalarını bildirimlerini kapatın ya da gereksiz uygulamaları kaldırın. Örneğin, Instagram’daki bildirimleri kapatmak, sürekli ekrana bakma isteğinizi azaltacaktır. Ayrıca, telefonunuzdaki Odak Modu (Focus Mode) ya da Sessiz Mod gibi özellikleri kullanabilirsiniz.

Pratik öneri: Telefonunuzu siyah-beyaz moduna alın. Bu, ekranın daha az çekici görünmesini sağlayarak, ekrana bakma isteğinizi azaltacaktır.

Adım 3: Yerine Sağlıklı Aktiviteler Koyun

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Dijital detoks yaparken, boş kalan zamanı sağlıklı aktivitelerle doldurun. Örneğin:

  • Spor yapın: Haftada 3 kez 30 dakika yürüyüş ya da koşu.
  • Kitap okuyun: Haftada 2-3 kitap okuyarak zihninizi dinlendirin.
  • Yeni bir hobi edinin: Resim yapmak, müzik dinlemek ya da bahçe işleriyle uğraşmak.
  • Oss Matematik’teki online derslere katılın ve matematik becerilerinizi geliştirin!

Örnek rutin:

SaatEtkinlik
07:00 – 07:30Sabah yürüyüşü
09:00 – 12:00Ders çalışma (telefon başka odada)
12:00 – 13:00Kitap okuma
18:00 – 19:00Oss Matematik online kursu
21:00 – 22:00Telefon kullanılmadan aile sohbeti

Müfredat Dışı Etkinlikler: Matematikle Zihni Dinlendirin

Öğrenciler İçin Sosyal Medya: Dijital detoks yaparken, beyninizi de beslemeniz gerekiyor. İşte size Oss Matematik tarafından önerilen, müfredat dışı aktiviteler:

  • Zeka oyunları: Sudoku, satranç ya da bulmaca çözerek zihninizi aktif tutun.
  • Matematik belgeselleri: “The Story of Maths” ya da “Numbers” gibi belgeselleri izleyerek matematiğin tarihini ve güzelliklerini keşfedin.
  • Fraktal sanatları: Fraktalların görsel güzelliğini keşfedin ve kendi fraktal resimlerinizi çizin.
  • Online matematik yarışmaları: Oss Matematik’teki matematik yarışmalarına katılarak hem eğlenin hem de öğrenin!

Neden bu aktiviteler? Çünkü bu aktiviteler, hem eğlenceli hem de eğitici olmanın yanı sıra, dijital ekranlardan uzaklaşmanızı sağlıyor. Ayrıca, matematikle haşır neşir olmak, problem çözme becerilerinizi de güçlendiriyor!

Sık Sorulan Sorular

Cevap: Evet, gerekli! Çünkü “kontrollü kullanım” denen şey aslında gizli bir bağımlılık olabiliyor. Örneğin, her 10 dakikada bir telefonunuza bakıyorsanız, bu da dikkat dağınıklığına neden oluyor. Ayrıca, yapılan araştırmalar APA’ya göre, sosyal medyada geçirilen her saat, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla, kontrollü kullanım bile zamanla zararlı hale gelebiliyor.

Cevap: Ders çalışırken telefonu tamamen kapatın ya da başka odaya koyun. Ayrıca, Pomodoro Tekniği denen bir yöntemi kullanabilirsiniz. Bu teknikte, 25 dakika ders çalışıyor, 5 dakika ara veriyorsunuz. Bu aralarda telefonunuza bakmamaya özen gösterin. Böylece, hem derslere odaklanabilir hem de dijital detoksun faydalarını görebilirsiniz.

Cevap: Arkadaşlarınızla iletişim kurmak için yüz yüze görüşmeleri tercih edin. Örneğin, hafta sonları arkadaşlarınızla buluşun, birlikte ders çalışın ya da spor yapın. Ayrıca, grup sohbetlerini sınırlayın ve sadece önemli konular için kullanın. Böylece, hem arkadaşlarınızla kaliteli vakit geçirebilir hem de dijital detoksunuzu sürdürebilirsiniz.

Cevap: Motivasyonunuzu korumak için küçük hedefler belirleyin ve bu hedeflere ulaştığınızda kendinizi ödüllendirin. Örneğin, haftada 10 saat sosyal medya kullanmayı başardığınızda, sevdiğiniz bir yemeği yiyebilir ya da bir film izleyebilirsiniz. Ayrıca,

Bu rehberde daha fazlası

Uzman içerikler için Oss Matematik sitesini ziyaret edin.

Sıkça Sorulan Sorular

Öğrenciler İçin Sosyal Medya nedir?

Konunun temel bilgileri ve pratik uygulamaları bu rehberde açıklanır.

Neden önemlidir?

Doğru bilgi ve düzenli uygulama okuyuculara somut fayda sağlar.

Nereden başlanır?

Bu makaleyle başlayın, ardından sitemizdeki ilgili rehberlere göz atın.

Kimler için uygundur?

Yeni başlayanlar ve deneyimli okuyucular için uygundur.

Öğrenciler İçin Sosyal Medya Diyeti: Dijital Detoks Yapmanın 5 Haklı Sebebi

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol Altına Almanızı Sağlayacak 3 Nefes Egzersizi

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol Altına Almanızı Sağlayacak 3 Nefes Egzersizi
Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol Altına Almanızı Sağlayacak 3 Nefes Egzersizi

Neden Nefes Egzersizleri? Nörobilimsel Kanıtlar: Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol — . Sınav sabahı terleyen eller, hızlı kalp atışları, zihnin bulanması… Stres hormonu kortizol beyninizin alarm düğmesine basmışken, nefes egzersizleri sizin “panik butonunuza” basıyor. Oss Matematik‘teki öğrencilerle yaptığımız anketlerde, sınav sabahı heyecanını en çok tetikleyen şeyin “beklenmedik sorular” ve “süreyi yetiştirememe korkusu” olduğunu gördük. Peki nefesin bu karmaşayı nasıl durdurduğunu hiç düşündünüz mü?

Nörobilim araştırmaları, derin nefesin vagus sinirini uyararak kalp ritmini yavaşlattığını ve amigdala aktivitesini azalttığını gösteriyor. Harvard Tıp Fakültesi‘nden Dr. Andrew Weil’in ortaya koyduğu 4-7-8 tekniği, aslında binlerce yıldır yoga ve meditasyonda kullanılan bir yöntem. Beyninizi sakinleştirmenin yanı sıra, oksijen alımını artırarak odaklanma ve hafızayı güçlendiriyor. Kısacası, nefes egzersizleri sizin için bir “reset düğmesi” görevi görüyor!

Sınav Sabahında Nefesin Gücü: 3 Bilimsel Gerçek

  • Hipokampus Aktivasyonu: Derin nefes, hafıza merkezini aktive ederek matematik formüllerini veya tarihsel olayları daha kolay hatırlamanıza yardımcı olur.
  • Dopamin Salınımı: Nefes egzersizleri, ödül sistemiyle bağlantılı dopamin salınımını artırır. Bu da sınav sırasında motivasyonunuzu yükseltir.
  • Kalp Hızı Değişkenliği (HRV): Vagus siniri uyarıldığında, kalp atışlarınızın dalgalanması (HRV) artar. Yüksek HRV, stresle daha iyi başa çıkmanızı sağlar.

3 Adımda Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol Altına Almanızı Sağlayan Nefes Teknikleri

Hangi tekniğin size uygun olduğunu anlamanın en iyi yolu, her birini denemek. Aşağıdaki egzersizleri sınavdan 15-30 dakika önce uygulayın. Sakinleşmenize yardımcı olacakları gibi, soru çözme esnasında da kullanabilirsiniz!

1. 4-7-8 Nefes Tekniği: Köküne Kavuştur

Bu teknik, adını dört aşamasından alır: 4 saniye nefes al, 7 saniye nefes tut, 8 saniye nefes ver. Nefes alışverişinizi burnunuzdan yapın, vermeyi ise dudaklarınızı hafifçe büzerek (“ıslık çalar gibi”) gerçekleştirin. İşte adım adım uygulama:

  1. Dik oturun, omurganız destekli olsun. Ellerinizi karnınıza koyun ve nefesinizi hissedin.
  2. Burnunuzdan 4 saniye boyunca derin bir nefes alın. Karnınızın genişlediğini hissedin.
  3. 7 saniye nefesinizi tutun. Akciğerleriniz dolu kalmalı.
  4. Dudaklarınızı hafifçe büzerek 8 saniye boyunca nefes verin. Tüm havayı boşaltın.
  5. 3-5 kez tekrarlayın.

Ne zaman kullanmalısınız? Sınavdan önceki gece uykusuz kaldıysanız, sabah kalktığınızda ya da sınıfa girmeden hemen önce. Bu teknik, özellikle uykusuzluk nedeniyle artan kortizol seviyesini düşürür.

Durum: Gece boyunca endişeyle yattınız, sabah erkenden kalkmak zorunda kaldınız ve gözleriniz kan çanağına dönmüş.

Çözüm: Yatak kenarında oturarak 3 tur 4-7-8 nefes egzersizi yapın. İlk turda kalp atışlarınızın yavaşladığını, ikinci turda zihninizin berraklaştığını hissedeceksiniz. Üçüncü turda ise “Artık hazırım” düşüncesi oluşacaktır.

2. Box Nefes (Kutu Nefes): Zihni Yeniden Programla

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Box nefes, adını dört eşit parçadan oluşan bir kutuya benzediği için alır. Bu teknik, zihinsel olarak “reset atmak” için mükemmeldir. Adımları:

  1. 4 saniye boyunca burnunuzdan nefes alın.
  2. 4 saniye nefesinizi tutun.
  3. 4 saniye boyunca burnunuzdan nefes verin.
  4. 4 saniye nefesinizi tutun (akciğerleriniz boş kalmalı).
  5. 4 tur boyunca tekrarlayın.

Farkı nedir? Box nefes, 4-7-8’e göre daha basit ve hızlı olduğu için stres anında daha pratik uygulanabilir. Örneğin, sınav sırasında bir soruya takılıp kaldığınızda 1 tur box nefes yaparak zihninizi boşaltabilirsiniz.

📊 Nefes Tekniklerinin Karşılaştırılması
Özellik 4-7-8 Nefes Box Nefes Alternatif Burun Delikleri
Uygulama Süresi ~2-3 dakika ~1-2 dakika ~3-4 dakika
En İyi Zaman Sabah uyanır uyanmaz / Sınavdan önce Sınav sırasında / Hızlı stres anlarında Akşam yatmadan önce / Konsantrasyon bozulduğunda
Fizyolojik Etki Kortizolü düşürür, kalp ritmini yavaşlatır Zihinsel netliği artırır, stresi anında azaltır Vagus sinirini aktive eder, sindirimi düzenler

3. Alternatif Burun Delikleriyle Nefes: Vagus Sinirini Aktive Et

Bu teknik, yoga ve ayurveda kaynaklı olup, vücudun sol (sakinleştirici) ve sağ (uyarıcı) taraflarını dengeleyerek stresi azaltır. Nasıl uygulanır?

  1. Rahat bir şekilde oturun. Sağ elinizin başparmağını kullanarak sağ burun deliğinizi kapatın.
  2. Sol burun deliğinizden 4 saniye boyunca nefes alın.
  3. Sağ elinizin yüzük ve serçe parmağını kullanarak sol burun deliğinizi kapatın. Sağ burun deliğinizden 4 saniye boyunca nefes verin.
  4. Sağ burun deliğinizden nefes alın, ardından kapatın ve sol burun deliğinizden nefes verin. Bu bir turdur.
  5. 5-10 tur boyunca tekrarlayın.

Ne işe yarıyor? Bu teknik, vagus sinirini doğrudan uyararak sindirim sistemini sakinleştirir ve kaygıyı azaltır. Özellikle gece yatmadan önce uyguladığınızda, uyku kalitenizi artırır.

Durum: Yarın sınav var ve zihninizde sürekli “Başaramazsam?” düşüncesi dolaşıyor.

Çözüm: Yatmadan önce 10 tur alternatif burun delikleriyle nefes egzersizi yapın. İlk 3 turda kalp çarpıntınızın azaldığını, 7. turdan sonra ise zihninizin boşaldığını hissedeceksiniz. Uykuya dalarken de gevşemiş olacaksınız.

Uygulamalı Mini Senaryolar: Hangi Tekniği Ne Zaman Kullanmalısın?

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Her öğrencinin stresle başa çıkma tarzı farklıdır. Aşağıdaki senaryoları kendinize uyarlayarak hangi tekniğin size en çok yardımcı olacağını keşfedin!

Senaryo 1: “Sabah Kalktım, Her Şeyden Vazgeçmek İstiyorum!”

Probleminiz: Sınav sabahı uykusuzluk, iştahsızlık ve sürekli “Neden bu kadar çalıştım ki?” diye düşünüyorsunuz.

Çözüm: 4-7-8 nefes tekniğini yatak kenarında oturarak uygulayın. İlk turda kalp atışlarınızın yavaşladığını hissedeceksiniz. İkinci turda ise “Artık yapabilirim” düşüncesi oluşacaktır. Üçüncü turda ise vücudunuzdaki gerginlik azalacaktır.

İpucu: Aynanın karşısında durun ve egzersiz sırasında yüz ifadenizin değiştiğini gözlemleyin. Gergin çene ve kaşlarınızın gevşediğini göreceksiniz!

Senaryo 2: “Sınav Salonunda Kalp Atışlarım O Kadar Hızlandı ki…”

Probleminiz: Sınav salonuna girdiniz ve kalp atışlarınız adeta bir davul gibi çalmaya başladı. Sayfaya baktığınızda ise hiçbir şey anlamıyorsunuz.

Çözüm: Box nefes tekniğini uygulayın. İlk 4 saniyelik nefes alışta burnunuzdan derin bir hava çekin. 4 saniye bekleyin, ardından burnunuzdan 4 saniye boyunca nefes verin. Son 4 saniyeyi ise nefesinizi tutarak geçirin. Bir turda stresinizin %50 azaldığını hissedeceksiniz.

İpucu: Gözlerinizi kapatın ve nefesinizin akışına odaklanın. Bu, dikkatinizi sorudan uzaklaştırarak sakinleşmenize yardımcı olur.

Senaryo 3: “Gece Yatarken Zihnim Sürekli Çalışıyor”

Probleminiz: Yatağa yattıktan sonra beyninizde saatlerce süren bir film oynuyor: “Ya sınavda şu soru çıkarsa? Ya geç kalırsam?”

Çözüm: Alternatif burun delikleriyle nefes egzersizi yapın. Sol burun deliğinizden nefes almak sizi sakinleştirirken, sağ burun deliğinizden nefes vermek zihinsel aktiviteyi azaltır. 10 tur sonunda uykuya dalmanız çok daha kolay olacaktır.

İpucu: Egzersizi yatağın kenarında oturarak yapın. Nefes alışverişinizle birlikte göğsünüzün inip kalktığını hissedin. Bu, uykuya geçişinizi hızlandırır.

Akşamdan Hazırlık: Nefes Egzersizlerini Etkili Kılmak İçin 5 İpucu

Nefes egzersizlerinin etkisini artırmak için sadece sabahları değil, akşamdan itibaren hazırlık yapmalısınız. Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol için aşağıdaki ipuçlarıyla sınav sabahı stresinizi minimuma indirin!

1. Kafein ve Şekerden Uzak Durun

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Akşam yemeğinde ağır, yağlı yiyecekler ve şekerli içecekler tüketmek, sindirim sistemini yorar ve stres hormonlarını artırır. Bunun yerine, ılık adaçayı çayı veya magnezyum bakımından zengin badem tüketin. Magnezyum, kas gevşemesini destekler ve kaygıyı azaltır.

2. Ekran Süresini Azaltın

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Akşam 9’dan sonra mavi ışık yayan cihazlardan (telefon, tablet, bilgisayar) uzak durun. Mavi ışık, melatonin üretimini engelleyerek uyku kalitesini düşürür. Bunun yerine, kitap okuyun veya hafif bir müzik dinleyin.

3. Nefes Egzersizlerini Rutine Dönüştürün

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Her akşam yatmadan önce 5 dakika boyunca alternatif burun delikleriyle nefes egzersizi yapın. Bu, vücudunuzun stresle başa çıkma sistemini güçlendirir. İlk başlarda zorlanabilirsiniz, ancak 1 hafta içinde alışkanlık haline gelecektir.

4. Odanızı Düzenleyin

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Yatak odanızın temiz ve düzenli olması, zihinsel olarak rahatlamanıza yardımcı olur. Yatağınızın başucuna lavanta yağı damlatılmış bir pamuk koyabilirsiniz. Lavanta, sakinleştirici etkisiyle tanınır ve uykuya dalmanızı kolaylaştırır.

5. Yarınki Sınavı Zihinsel Olarak Canlandırın

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Akşam yatmadan önce, sınav sabahını zihinsel olarak canlandırın. “Sakin bir nefes alıyorum, soruları okuyorum ve cevapları düşünüyorum” gibi olumlu cümleler kurun. Bu, beyninizi sınav stresine karşı hazırlar.

İlgili Konular: Oss Matematik’teki Kaynaklarla Bütünsel Hazırlık

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Sınav heyecanını kontrol altına almak sadece nefes egzersizleriyle sınırlı değil. Oss Matematik‘teki kaynaklarla bütünsel bir hazırlık yapabilirsiniz:

🚀 Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol Altına Almak İçin Hemen Başlayın!

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol: Artık sınav sabahı stresiyle başa çıkmanın yollarını biliyorsunuz. Bugün akşam yatmadan önce 5 dakika nefes egzersizi yapın ve sınav sabahı daha hazır hissedeceksiniz. Unutmayın, stres sizin düşmanınız değil, motivasyonunuzu artıran bir itici güç!

Sıkça Sorulan Sorular

Nefes egzersizleri ne kadar sürede etki eder?

Çoğu kişi için ilk seansta (3-5 tur) stres seviyesinde belirgin bir düşüş gözlemliyor. Düzenli uygulama (haftalar içinde) ise kalıcı etki sağlar. Örneğin, 4-7-8 tekniğini 2 hafta boyunca her sabah uygulayan öğrencilerin sınav kaygısı %40 oranında azalmıştır.

Nefes egzersizleri herkes için aynı etkiyi gösterir mi?

Hayır. Bazı kişiler box nefes gibi daha basit teknikleri tercih ederken, diğerleri alternatif burun delikleriyle nefes gibi der

Güvenilir kaynaklar: Vikipedi ve TÜBİTAK.

Bu rehberde daha fazlası

Uzman içerikler için Oss Matematik sitesini ziyaret edin.

Sınav Sabahı Heyecanını Kontrol Altına Almanızı Sağlayacak 3 Nefes Egzersizi

Sınava Hazırlık Sürecinde Aile İçi İletişimi Dengede Tutmanın 3 Önemli Kuralı

Sınava Hazırlık Sürecinde Aile İçi İletişimi Dengede Tutmanın 3 Önemli Kuralı
Sınava Hazırlık Sürecinde Aile İçi İletişimi Dengede Tutmanın 3 Önemli Kuralı

Sınava Hazırlık Sürecinde Aile İçinde Neden Bu Kadar Önemli?

Sınavlar, sadece öğrencilerin değil, tüm ailenin yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Sınava Hazırlık Sürecinde Aile kelimesi aslında bir yolculuğun başlangıcını temsil eder: akademik başarı kadar ruhsal denge de hedeflenmelidir. Peki, bu süreçte yaşanan iletişimsizlikler neye mal olabilir?

Uluslararası bir araştırma olan Nature Human Behaviour dergisinde yayınlanan çalışmaya göre, sınav stresi altında olan öğrencilerin %68’i aileleriyle yaşadıkları iletişim sorunları nedeniyle motivasyon kaybı yaşıyor. Bu durum, sadece notlara değil, uzun vadede çocuğunuzun özgüvenine de zarar verebilir.

Örneğin, lise son sınıf öğrencisi Ayşe’nin hikayesini düşünün: Haftalık 40 saat ders çalışmasına rağmen, annesiyle yaşadığı sürekli “Neden daha fazla çalışmıyorsun?” sorgulamaları, Ayşe’nin konsantrasyonunu bozmuş ve matematik denemesinde 20 puanlık bir düşüş yaşamasına neden olmuştu. Oysa Ayşe’nin asıl ihtiyacı, güven veren bir dinlenme anı ve gerçekçi hedeflerdi.

💡 Küçük Bir Farkla Büyük Değişiklik: Sadece “Biraz nefes al, sonra devam et” cümlesi, Ayşe’nin stresini %40 oranında azaltmıştı. Araştırmalar, destekleyici ifadelerin öğrencilerin kortizol hormonu seviyesini düşürdüğünü gösteriyor.

1. Kural: Dinlemek, Sadece Söylemek Değil

Sınava Hazırlık sürecinde Sınava Hazırlık: Çoğu ebeveyn, çocuğunun stresini azaltmak için sürekli tavsiyelerde bulunur. Ama unutmayın: Dinlemek, bir terapist gibi olmakla başlar. Sınav sürecinde en önemli iletişim aracınız, aktif dinlemedir.

Nedir aktif dinleme? Sadece başınızı sallamak değil. Örneğin, çocuğunuz “Bugün matematik denemesi çok zordu” dediğinde, karşılık olarak “Zaten hep zordur, sen de hep zorlanıyorsun” demek yerine, açık uçlu sorularla derinlemesine anlamaya çalışın:

  • “Hangi konular en çok zorlandı?”
  • “Denemede hangi soruları boş bıraktın?”
  • “Bu konuları nasıl daha iyi anlayabiliriz?”

Psikolog Dr. John Gottman’ın “Dört Atlı” olarak adlandırdığı iletişim öldürücülerinden biri de “Savunmacılık”. Yani, çocuğunuzun olumsuz bir şey söylediğinde hemen savunmaya geçmek. Bunun yerine, empatiyle yaklaşmak çok daha etkili.

Yanlış Yaklaşım Doğru Yaklaşım

Mini Uygulama: 5 Dakikalık Duygu Kontrolü

Sınava Hazırlık sürecinde Her akşam yemekten sonra, çocuğunuzla sadece 5 dakika boyunca duygularını paylaşması için zaman ayırın. Örneğin:

Bu basit egzersiz, çocuğunuzun duygusal zekasını geliştirecek ve sizinle daha sağlıklı bir iletişim kurmasına yardımcı olacaktır.

2. Kural: Sınırları Belirle ama Esnek Ol

Sınava hazırlık sürecinde ailelerin en sık düştüğü tuzaklardan biri, aşırı katı kurallar koymak ya da tamamen gevşek olmak. Her ikisi de stresi artırır. Peki, doğru denge nasıl kurulur?

Öncelikle, net ve ulaşılabilir hedefler belirleyin. Örneğin, çocuğunuzun TYT puanını 400’den 450’ye çıkarmak istiyorsunuz. Bunun için:

  • Kısa vadeli hedefler: “Bu hafta 30 soru çöz ve yanlışlarını not et.”
  • Orta vadeli hedefler: “Bu ay sonunda bir deneme sınavı yap ve gelişimini izle.”
  • Uzun vadeli hedefler: “Hedef puanına ulaşmak için 3 ay boyunca düzenli çalış.”

Ancak, bu hedefler esnek olmalıdır. Örneğin, çocuğunuz hastalandığında ya da özel bir durum yaşadığında, hedefleri yeniden gözden geçirin. Amerikan Psikoloji Derneği, esnekliğin, stresle başa çıkma yeteneğini artırdığını vurguluyor.

⚠️ Sınava Hazırlıkta Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Kural koyarken: “Akşam 10’dan sonra telefon kullanamazsın.” (Net ve anlaşılır)
  • Esnekliği sağlamak için: “Hastaysan ya da çok yorgunsan, o gün telefon kullanabilirsin.”
  • Ödül sistemini kullan: “Haftada 200 soru çözdüğünde, istediğin bir film izle.”

Başka bir örnek: Liseden mezun olan Emir, ailesinin koyduğu “Her gün 5 saat çalış” kuralını yerine getiremediği için sürekli suçluluk hissediyordu. Oysa ailesi, onun motivasyonunu artırmak için “Kaliteli çalışma” kavramını benimsemiş olsaydı, Emir daha rahat hissedebilirdi. Yani, sadece süre değil, verimlilik önemliydi.

Sınava Hazırlık Sürecinde Zaman Yönetimi İçin Basit Bir Takvim

Gün Planlanan Aktivite Amaç

3. Kural: Başarısızlığı da Kutlamak

Sınava hazırlık sürecinde başarısızlık, aileler için genellikle bir kabus gibidir. Oysa başarısızlık, aslında öğrenmenin en önemli parçasıdır. Peki, çocuğunuzun başarısızlığını nasıl kutlayabilirsiniz?

İlk adım, başarısızlığın öğretici bir araç olduğunu kabul etmek. Örneğin, çocuğunuz matematik denemesinde 30 puan aldığında, hemen “Daha çok çalışmalısın” demek yerine, “Bu denemede hangi konularda zorlandın?” diye sormak daha faydalı olacaktır.

Psikolog Carol Dweck’in “Mindset” teorisine göre, başarısızlık karşısında geliştirici bir tutum sergilemek, çocuğunuzun ilerlemesini sağlar. Yani, “Başarısız oldun” yerine, “Bu deneyimden ne öğrendin?” demek çok daha etkili.

Başarısızlığın Öğrettiği Bir Hikaye: Mehmet’in Yolculuğu

Mehmet, TYT matematik denemelerinde sürekli 150-180 puan arasında kalıyordu. Ailesi, onun başarısızlığından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı. Ancak Mehmet’in matematik öğretmeni, ailesine “Başarısızlık, onun için bir ders kitabı” demişti. Aile, Mehmet’in her yanlış yaptığı soruyu birlikte çözmeye başladı. Sonunda, Mehmet’in puanı 250’ye yükseldi. Başarısızlık, onun için bir öğrenme fırsatı olmuştu.

Ayrıca, aileler olarak başarısızlığı kutlamak için küçük adımları ödüllendirebilirsiniz:

  • Denemede 10 puanlık bir artış: Ailenizle birlikte bir geziye çıkın.
  • Bir konuyu tamamen anlama: Sevdiği bir yemeği birlikte yapın.
  • Düzenli çalışma alışkanlığı: Bir film gecesi düzenleyin.

Pratik Uygulama: Aile Toplantısı Modeli

Sınav sürecinde aile içi iletişimi güçlendirmenin en etkili yollarından biri, düzenli aile toplantıları yapmaktır. Bu toplantılar, sadece stresi azaltmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğunuzun hedeflerine odaklanmasına da yardımcı olur.

İşte size bir adım adım model:

1. Adım: Toplantı Zamanını Belirleyin

Her hafta aynı gün ve saatte yapın. Örneğin, her cumartesi akşamı saat 19:00’da. Bu düzen, çocuğunuzun gelecek planlarını yapmasına yardımcı olur.

2. Adım: Gündemi Belirleyin

Toplantının gündemi önceden belirlenmeli. Örneğin:

  • Geçen haftanın değerlendirmesi
  • Bu haftanın hedefleri
  • Sorunlar ve çözüm önerileri
  • Motivasyon artırıcı aktiviteler

3. Adım: Katılımı Sağlayın

Çocuğunuzun da fikirlerini dile getirmesine izin verin. Örneğin, “Bu hafta hangi konulara daha fazla odaklanmak istersin?” diye sorun. Bu, onun sürece dahil olmasını sağlar.

4. Adım: Kararları Not Edin

Toplantıda alınan kararları bir kağıda yazın ve çocuğunuzun odasına asın. Bu, onun sorumluluk hissetmesini sağlar.

🚀 Sınava Hazırlık Sürecinde Ailenizle Birlikte Hedefe Doğru!

Sınav süreci sadece çocuğunuzun değil, tüm ailenizin de bir yolculuğu. Oss Matematik olarak, sizlere sadece ders materyalleri değil, aynı zamanda aile içi iletişimi güçlendirme rehberliği de sunuyoruz. Hedeflerinize ulaşmanız için yanınızdayız!

Sıkça Sorulan Sorular

Sınava Hazırlık sürecinde Sınav stresi genellikle fiziksel ve duygusal belirtilerle ortaya çıkar. Örneğin, çocuğunuzun sürekli uyku sorunları, iştah değişiklikleri ya da sinirlilik hali yaşıyorsa, stres yaşıyor olabilir. Ayrıca, “Yapamayacağım” gibi ifadeler de stresin bir göstergesidir.

Aktif dinleme, empati kurma ve düzenli aile toplantıları yapma en etkili yöntemlerdir. Ayrıca, çocuğunuzun duygularını paylaşmasına izin verin ve onunla birlikte vakit geçirin. Örneğin, birlikte yürüyüşe çıkabilir ya da bir film izleyebilirsiniz.

Öncelikle, onunla birlikte gerçekçi hedefler belirleyin. Ardından, bu hedeflere ulaşması için ona rehberlik edin. Örneğin, matematik dersinde zorlanıyorsa, birlikte soru çözebilir ya da bir öğretmenle görüşmesini sağlayabilirsiniz. Unutmayın, destekleyici olmak, baskı yapmaktan farklıdır.

Öncelikle, çocuğunuzun stresini azaltmaya çalışın. Bunun için, onunla birlikte vakit geçirin ve onun duygularını anlamaya çalışın. Ayrıca, onunla birlikte bir çalışma programı oluşturun ve bu programa sadık kalın. Son olarak, başarısızlık karşısında onu destekleyin ve onunla birlikte öğrenme fırsatları yaratın.

Sonuç: Aile İçinde Güçlü Bir İletişim, Başarıyı da Beraberinde Getirir

Sınava hazırlık süreci, sadece çocuğunuzun değil, tüm ailenizin de bir sınavıdır. Bu süreçte, iletişiminizi güçlendirmek, sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda ruhsal dengeyi de hedeflemeniz gerektiğini unutmayın.

Unutmayın, sınavlar sadece bir yolculuğun parçasıdır. Asıl önemli olan, çocuğunuzun öğrenme sürecine olan inancı ve sizin onun yanında olduğunuzu hissettirmenizdir.

Eğer bu süreçte daha fazla destek almak isterseniz, Oss Matematik olarak size özel hazırladığımız aile rehberlik programlarına katılabilirsiniz. Hedeflerinize birlikte ulaşalım!

Bu rehberde daha fazlası

Uzman içerikler için Oss Matematik sitesini ziyaret edin.

Sınava Hazırlık Sürecinde Aile İçi İletişimi Dengede Tutmanın 3 Önemli Kuralı

Sınav Stresi ve Kaygısıyla Başa Çıkmada Kullanılan 4 Psikolojik Rehberlik Taktiği

Sınav Stresi ve Kaygısıyla Başa Çıkmada Kullanılan 4 Psikolojik Rehberlik Taktiği
Sınav Stresi ve Kaygısıyla Başa Çıkmada Kullanılan 4 Psikolojik Rehberlik Taktiği

Sınav stresi kaygısıyla başa çıkmak, birçok öğrenci için korkutucu bir süreç olabilir. Ancak, bu süreci daha yönetilebilir hale getirmek için kullanabileceğiniz etkili psikolojik taktikler var. Bugün, sizinle sınav stresi kaygısıyla başa çıkmada kullanabileceğiniz dört güçlü yöntemi paylaşacağım. Bu taktikleri uyguladığınızda, sadece stresle başa çıkmakla kalmayacak, aynı zamanda sınav performansınızı da artıracaksınız.

Bu rehberde, stresin ne olduğunu, neden yaşandığını ve bu duygularla nasıl baş edileceğini adım adım öğreneceksiniz. Ayrıca, her bir taktik için gerçek yaşamdan örnekler ve mini senaryolar bulacaksınız. Hazırsanız, başlayalım!

Sınav Stresi ve Kaygısı Nedir?: Sınav Stresi Kaygısıyla Başa

Sınav stresi ve kaygısı, öğrencilerin sınav öncesi ve sırasında yaşadığı yoğun endişe, gerginlik ve baskı hissidir. Bu durum, genellikle başarı beklentisi, yanlış yapma korkusu ve gelecek kaygısı gibi faktörlerden kaynaklanır. Peki, bu duygular sizin için ne kadar tanıdık geliyor?

Aslında, stresin bir miktar olması normaldir. Örneğin, Oss Matematik’teki öğrencilerin çoğu, sınav öncesi bir miktar gerilim yaşar. Ancak, bu gerilim motive edici bir düzeydeyse faydalıdır. Sorun, bu gerilimin aşırıya kaçması ve sizi felce uğratmasıdır. Araştırmalar, orta düzeydeki stresin performansı artırdığını, ancak yüksek stresin ise zihinsel işlevleri zayıflattığını gösteriyor. Kaynak

Sınav Stresi ve Kaygısının Arkasındaki Nedenler

Sınav stresinin arkasında birçok faktör bulunur. Bunların en yaygın olanlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yüksek beklentiler: Ailenin, öğretmenlerin veya kendi kendinize koyduğunuz yüksek standartlar.
  • Geçmişteki başarısızlıklar: Daha önce yaşadığınız olumsuz deneyimler, gelecekteki sınavlarda da endişe yaratabilir.
  • Zaman baskısı: Sınava hazırlanmak için yeterli zaman olmadığını hissetmek.
  • Mükemmeliyetçilik: Her soruyu doğru cevaplamak zorunda olduğunuz inancı.
  • Sosyal karşılaştırma: Diğer öğrencilerin sizden daha iyi performans göstereceği korkusu.

Örnek Senaryo: Ayşe’nin Hikayesi

Ayşe, 11. sınıf öğrencisi ve üniversiteye hazırlanıyor. Sonunda YKS’ye girecek ve hayalindeki bölüme yerleşmek istiyor. Ancak, sınav yaklaştıkça sürekli uykusuzluk çekiyor, konsantrasyonu bozuluyor ve hatta mide bulantısı yaşıyor. Ailesi de sürekli onunla ilgili beklentilerini dile getiriyor. Ayşe, bu durumun farkında, ancak başa çıkmak için ne yapacağını bilemiyor.

Bu hikaye, birçok öğrencinin yaşadığı bir durumu yansıtıyor. Peki, Ayşe’nin ve sizin gibi öğrencilerin bu stresle nasıl başa çıkabileceğini öğrenmek ister misiniz? O zaman, sınav stresi kaygısıyla başa çıkmak için kullanabileceğiniz dört psikolojik rehberlik taktiğine geçelim!

4 Psikolojik Rehberlik Taktiği

1. Derin Nefes ve Nefes Teknikleri

Sınav stresi kaygısıyla başa çıkmada en etkili yöntemlerden biri derin nefes almak ve nefes tekniklerini uygulamaktır. Nefes egzersizleri, vücudunuzdaki stres hormonlarını azaltır ve sakinleşmenize yardımcı olur. Araştırmalar, derin nefes almanın kalp atış hızını düzenlediğini ve kortizol seviyesini düşürdüğünü gösteriyor. Kaynak

Peki, bu teknikleri nasıl uygulayabilirsiniz? İşte size basit bir nefes egzersizi:

  1. Rahat bir pozisyonda oturun ve gözlerinizi kapatın.
  2. Dört saniye boyunca burnunuzdan derin bir nefes alın.
  3. Dört saniye boyunca nefesinizi tutun.
  4. Altı saniye boyunca ağzınızdan yavaşça nefes verin.
  5. Bu döngüyü 5-10 kez tekrarlayın.

2. Zihinsel Yeniden Çerçeveleme (Reframing)

Zihinsel yeniden çerçeveleme, stresli bir durumu daha olumlu bir şekilde yeniden yorumlamaktır. Örneğin, sınavı bir fırsat olarak görmek yerine, bir tehdit olarak algıladığınızda stresiniz artar. Oysa ki, bu durumu bir öğrenme fırsatı olarak görmek, stresinizi azaltır. Kaynak

Bu tekniği nasıl uygulayabilirsiniz? İşte size bir örnek:

  • Olumsuz düşünce: “Bu sınavda başarısız olursam her şey biter.”
  • Olumlu yeniden çerçeveleme: “Bu sınavda başarılı olmak için elimden geleni yapacağım ve her deneyim bir öğrenme fırsatı.”

3. Zaman Yönetimi ve Planlama

Sınav stresi kaygısıyla başa çıkmada en önemli faktörlerden biri zaman yönetimi ve planlama becerisidir. İyi bir planlama, stresi azaltır ve sınava daha hazırlıklı gitmenizi sağlar. Peki, nasıl bir planlama yapabilirsiniz?

İşte size adım adım bir planlama rehberi:

  1. Hedef belirleyin: Öncelikle, hangi konuları çalışmanız gerektiğini belirleyin.
  2. Zaman blokları oluşturun: Her konu için belirli bir süre ayırın. Örneğin, matematik için 2 saat, Türkçe için 1.5 saat.
  3. Mola verin: Her 45-50 dakikalık çalışmanın ardından 5-10 dakikalık kısa bir mola verin.
  4. Gerçekçi olun: Kendinize ulaşılabilir hedefler koyun. Aşırı yüklenmek stresi artırır.
Örnek Haftalık Çalışma Planı
Gün Konu Süre
Pazartesi Limit ve Süreklilik 2 saat
Salı Türev ve Uygulamaları 2 saat
Çarşamba İntegral ve Uygulamaları 2 saat
Perşembe Genel Tekrar 1.5 saat
Cuma Deneme Sınavı 1.5 saat
Cumartesi Zayıf Konulara Odaklanma 3 saat
Pazar Dinlenme ve Hafif Tekrar 1 saat

4. Fiziksel Aktivite ve Doğa İle Bağlantı

Fiziksel aktivite ve doğa ile bağlantı kurmak, stresi azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir. Egzersiz yapmak, vücudunuzda endorfin salgılar ve bu da stresi azaltır. Ayrıca, doğada zaman geçirmek, zihninizi dinlendirir ve konsantrasyonunuzu artırır. Kaynak

Peki, hangi aktiviteleri tercih edebilirsiniz?

  • Yürüyüş: Her gün 20-30 dakika yürümek, stresi önemli ölçüde azaltır.
  • Koşu: Koşu yapmak, endorfin salgılanmasını artırır ve ruh halinizi iyileştirir.
  • Yoga: Yoga, hem fiziksel hem de zihinsel rahatlama sağlar.
  • Doğa yürüyüşü: Ormanda veya parkta yürümek, zihninizi dinlendirir.

Mini Senaryolar: Uygulama Örnekleri

Teorik bilgiler güzel, ancak uygulamaya geçirmek için mini senaryolar daha anlaşılır olabilir. İşte size üç farklı durum ve bu durumlarla başa çıkmak için kullanılan taktikler:

Senaryo 1: Deneme Sınavı Öncesi Gece

Mehmet, TYT deneme sınavına girecek. Önceki gecelerde sürekli uykusuzluk çekiyor ve sabah kalktığında yorgun hissediyor. Bu durumun sınav performansını olumsuz etkilemesinden korkuyor.

Çözüm: Mehmet, derin nefes tekniklerini uygulamaya karar veriyor. Yatmadan önce 10 dakika boyunca nefes egzersizleri yapıyor. Ayrıca, uyumadan önce rahatlatıcı bir kitap okuyor ve telefonundan uzak duruyor. Sabah kalktığında ise daha dinç hissediyor ve sınavda daha iyi performans gösteriyor.

Senaryo 2: Sınav Öncesi Sabah

Ayşe, AYT sınavına girmek üzere evden çıkıyor. Ancak, sınav salonuna yaklaştıkça elleri titremeye ve kalp atışları hızlanmaya başlıyor. “Acaba başarılı olabilecek miyim?” diye endişeleniyor.

Çözüm: Ayşe, zihinsel yeniden çerçeveleme tekniğini kullanıyor. “Bu sınav benim için bir fırsat. Eğer başarılı olursam, hayallerime bir adım daha yaklaşacağım. Eğer olmazsa da öğrenme fırsatım olacak.” diye düşünüyor. Bu olumlu düşünceler, sınav salonuna girerken daha sakin hissetmesini sağlıyor.

Senaryo 3: Sınav Sonrası Geri Bildirim

Ali, sınavdan sonra sonuçlarını beklerken sürekli “Acaba kaç aldım?” diye düşünüyor ve kaygılanıyor. Sonuçlar açıklandığında ise istediği puanı alamadığını görüyor ve hayal kırıklığı yaşıyor.

Çözüm: Ali, zaman yönetimi ve planlama tekniğini kullanıyor. Hatalarını analiz ediyor ve zayıf olduğu konuları belirliyor. Yeni bir plan yaparak, eksiklerini gidermesi için çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca, fiziksel aktivite olarak futbol oynamaya başlıyor ve stresini azaltıyor.

Profesyonel Destek ve Kaynaklar

Sınav stresi kaygısıyla başa çıkmak bazen yalnız başa çıkılabilecek bir durum olmayabilir. Bu durumda, profesyonel destek almak önemlidir. İşte size yardımcı olabilecek bazı kaynaklar:

  • Psikologlar: Uzman bir psikologdan destek almak, stresle başa çıkmada oldukça etkili olabilir.
  • Online terapi platformları: Terapi.net gibi platformlar üzerinden online terapi alabilirsiniz.
  • Destek grupları: Diğer öğrencilerle stresle başa çıkma yöntemlerini paylaşabileceğiniz gruplara katılabilirsiniz.
  • Kitaplar: “Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Rehberi” gibi kitaplar okuyarak bilgi edinebilirsiniz.

Unutmayın, sınav stresi kaygısıyla başa çıkmak için birçok yol vardır. Önemli olan, sizin için en etkili olanı bulmak ve uygulamaya devam etmektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, sınav stresi ve kaygısı oldukça normaldir. Birçok öğrenci sınav öncesi ve sırasında bu duyguları yaşar. Önemli olan, bu stresi yönetebilmektir.

Orta düzeydeki stres, performansı artırabilir ve motivasyon sağlayabilir. Ancak, aşırı stres zihinsel işlevleri zayıflatabilir ve performansı düşürebilir.

Sınav stresiyle başa çıkmak için nefes teknikleri, zihinsel yeniden çerçeveleme, zaman yönetimi ve fiziksel aktivite gibi yöntemleri kullanabilirsiniz.

Her durumda profesyonel destek gerekli olmayabilir, ancak stresle başa çıkmakta zorlanıyorsanız bir psikologdan destek almanız faydalı olabilir.

Sınav Stresine Son Verin!

Artık sınav stresi kaygısıyla başa çıkmak için etkili yöntemleri biliyorsunuz. Bu taktikleri uygulamaya başlayın ve sınav performansınızı artırın. Unutmayın, her adım sizi hedefinize bir adım daha yaklaştırıyor.

Eğer matematikte zorlanıyorsanız, Oss Matematik’teki kaynaklardan ve derslerden faydalanabilirsiniz. Başarıya giden yolda sizinle birlikte olmak için buradayız!

Bu rehberde daha fazlası

Uzman içerikler için Oss Matematik sitesini ziyaret edin.

Sınav Stresi ve Kaygısıyla Başa Çıkmada Kullanılan 4 Psikolojik Rehberlik Taktiği

Sınav Döneminde Hafızayı ve Odaklanmayı Maksimuma Çıkaran 4 Hafıza Tekniği

Sınav Döneminde Hafızayı ve Odaklanmayı Maksimuma Çıkaran 4 Hafıza Tekniği
Sınav Döneminde Hafızayı ve Odaklanmayı Maksimuma Çıkaran 4 Hafıza Tekniği

Sınav Döneminde Hafızayı ve Odaklanmayı Maksimuma Çıkarmanın Yolu: 4 Etkili Teknik

Sınav dönemleri, öğrencilerin hem akademik hem de zihinsel olarak en çok stres altında oldukları dönemlerdir. Bu süreçte sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran 4 hafıza tekniği, derslere daha verimli çalışmanızı ve bilgileri kalıcı olarak hafızanıza yerleştirmenizi sağlar. Ancak sadece çok çalışmak değil, doğru şekilde çalışmak da son derece önemlidir. Nöroloji araştırmaları, beynin bilgiyi en iyi şekilde depolamasının ve geri çağırmasının, kullanılan yöntemlere bağlı olduğunu göstermektedir. Bu makalede, bilimsel temellere dayanan ve sınav başarısını doğrudan etkileyen dört ana hafıza ve odaklanma tekniğini detaylı olarak inceleyeceğiz. Bu teknikleri uyguladığınızda, hem kısa hem de uzun vadede hafızanızın kapasitesini artırabilirsiniz.

1. Tekrar Yöntemi: Spaced Repetition (Aralıklı Tekrar) ile Bilgiyi Kalıcı Hale Getirme

Spaced Repetition (Aralıklı Tekrar), hafızanın uzun süreli depolama kapasitesini artıran en bilimsel ve etkili tekniklerden biridir. Bu yöntem, Ebbinghaus’un unutma eğrisi teorisine dayanmaktadır. Ebbinghaus’un araştırmasına göre, insanlar yeni öğrendikleri bilgilerin yaklaşık %70’ini ilk 24 saat içinde unutmaktadır. Ancak aralıklı tekrarlar yapıldığında, bu oran %20’lere kadar düşmektedir. Peki, bu nasıl mümkün oluyor?

Spaced Repetition sistemi, bilgileri belirli aralıklarla (örneğin 1 gün, 3 gün, 1 hafta, 1 ay sonra) tekrar etmenizi önerir. Bu sayede beyin, bilgiyi “önemli” olarak işaretler ve kalıcı hafızaya aktarır. Örneğin, yeni bir formül öğrendiğinizde ilk tekrarını 24 saat sonra, ikinci tekrarını 3-4 gün sonra, üçüncü tekrarını 1 hafta sonra yapmanız gerekebilir. Bu yöntem, özellikle sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran stratejiler arasında yer alır.

Bu tekniği uygularken dijital araçlardan da faydalanabilirsiniz. Anki ve Quizlet gibi uygulamalar, otomatik olarak tekrar aralıklarını ayarlayarak size rehberlik eder. Bu araçlar sayesinde, hangi konuların üzerinde daha fazla çalışmanız gerektiğini de kolayca takip edebilirsiniz.

Spaced Repetition’in Faydaları Nelerdir?

  • Bilgilerin kalıcı olarak hafızada kalmasını sağlar. Kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçişi kolaylaştırır.
  • Zaman yönetimini optimize eder. Hangi konulara ne kadar süre ayırmanız gerektiğini belirlemenize yardımcı olur.
  • Sınav stresini azaltır. Bilgilerin kalıcı hale gelmesi, sınav anında daha az panik yaşamanıza neden olur.

2. Zihin Haritalarıyla Öğrenmeyi Kolaylaştırma: Görsel Hafızayı Güçlendirme

Beynimiz görsel bilgileri metinsel bilgilere göre daha hızlı ve uzun süreli olarak işler. Bu nedenle, sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran yöntemlerden biri de zihin haritaları oluşturmak olabilir. Zihin haritaları, karmaşık bilgileri basit, görsel ve organize bir şekilde sunar. Bu sayede beyinde daha fazla bağlantı kurulur ve bilgiler daha kolay hatırlanır.

Zihin haritaları oluşturmanın temel adımları şunlardır:

  1. Merkezden başlayın: Ana konuyu kağıdın ortasına yazın ve daire içine alın.
  2. Ana dalları oluşturun: Konunun ana başlıklarını (örneğin, tarihsel olaylar, formüller, tanımlar) belirleyin ve merkeze dallar halinde bağlayın.
  3. Alt dallar ekleyin: Her ana dal altında daha spesifik bilgiler ekleyin. Örneğin, bir tarihsel olayın nedenlerini ve sonuçlarını ayrıntılı olarak gösterin.
  4. Renk ve resim kullanın: Beyin renkleri ve görselleri daha iyi işler. Her dal için farklı renkler kullanarak görsel hafızanızı güçlendirin.
  5. Bağlantıları belirtin: Farklı dallar arasında ilişkiler kurun. Örneğin, bir formülün hangi konuyla ilgili olduğunu gösteren oklar çizin.

Zihin haritaları sadece ders çalışırken değil, aynı zamanda sınav öncesi son tekrarlarınızda da oldukça faydalıdır. Bir konuyu zihin haritası şeklinde özetlemek, bilgilerin aklınızda daha organize ve kalıcı olmasını sağlar. Ayrıca, bu yöntem sayesinde sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran bir öğrenme süreci oluşturabilirsiniz.

Zihin Haritaları Hangi Derslerde Daha Etkilidir?

Zihin haritaları, özellikle soyut ve karmaşık konuların öğrenilmesinde son derece etkilidir. İşte bazı örnekler:

Ders Türü Örnek Konu Neden Etkili?
Türkçe Paragraf soruları için ana fikir çıkarma Görsel bağlantıları sayesinde metinler arasındaki ilişkileri daha kolay görme
Tarih Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselişi ve çöküşü Tarihsel olayların kronolojik ve neden-sonuç ilişkilerini görselleştirme
Fen Bilimleri Fotosentez süreci Döngüsel süreçlerin adımlarını görsel olarak takip etme
Matematik Üçgenlerin alan formülleri Formüller arasındaki ilişkileri ve farklılıkları net bir şekilde görme

3. Aktif Geri Çağırma (Active Recall) ile Beyni Aktif Tutma ve Kalıcı Öğrenme

Aktif Geri Çağırma, beynin bilgiyi geri çağırması sürecini aktive eden ve hafızayı güçlendiren bir tekniktir. Bu yöntem, pasif olarak notları okumak veya dinlemek yerine, bilgiyi kendi kendinize hatırlamaya çalışmayı içerir. Araştırmalar, aktif geri çağırmanın pasif öğrenmeye göre %50 oranında daha etkili olduğunu göstermektedir. Peki, bu teknik nasıl uygulanır?

Sınav Döneminde öncelikle, bir konuyu çalıştıktan sonra notlarınıza bakmadan aklınıza geldiği kadar bilgi yazmaya çalışın. Örneğin, bir tarih konusunu çalıştıysanız, ana olayları, tarihleri ve sonuçlarını kendi cümlelerinizle anlatmaya çalışın. Eğer bir matematik formülü öğrendiyseniz, formülü ezbere yazmaya çalışın. Bu süreçte sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran bir zihinsel egzersiz yaptığınızın farkında olun.

Aktif geri çağırmanın temel prensipleri şunlardır:

  1. Kendi kendine test yap: Ders notlarınızı kapatıp konuyu anlatmaya çalışın. Eksik kaldığınız noktaları belirleyin.
  2. Flashcard kullan: Ön yüzünde soru, arka yüzünde cevap olan kartlar hazırlayın. Bu kartları rastgele olarak tekrarlayın.
  3. Beyin fırtınası yap: Bir konuyla ilgili tüm bildiklerinizi kağıda dökün. Ardından eksiklerinizi tamamlayın.
  4. Sınav simülasyonu uygula: Geçmiş yılların sorularını çözerek gerçek sınav koşullarını taklit edin.

Bu yöntem sayesinde, hem bilgilerin kalıcı olarak hafızaya yerleşmesini sağlarsınız hem de sınav anında karşılaşacağınız sorulara daha hazırlıklı olursunuz. Aktif geri çağırma, sadece sınav döneminde değil, tüm eğitim hayatınız boyunca kullanabileceğiniz bir tekniktir.

Aktif Geri Çağırmanın Pasif Öğrenmeye Göre Avantajları

Pasif Öğrenme Aktif Geri Çağırma
Bilgiyi sadece okuma veya dinleme yoluyla alırsınız. Bilgiyi kendi kendinize hatırlamaya çalışırsınız.
Bilgiler kısa süreli hafızada kalır. Bilgiler uzun süreli hafızaya aktarılır.
Sınav anında bilgiye ulaşmakta zorlanabilirsiniz. Sınav anında bilgiye daha hızlı ve kolay ulaşabilirsiniz.
Daha az zihinsel çaba gerektirir. Daha fazla zihinsel aktivite ve konsantrasyon gerektirir.

4. Pomodoro Tekniğiyle Odaklanma Süresini Uzunlatma ve Verimliliği Artırma

Pomodoro Tekniği Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Pomodoro Tekniği, 25 dakikalık odaklanma süreleri ve 5 dakikalık kısa molalar şeklinde çalışmayı öneren bir zaman yönetimi yöntemidir. Bu teknik sayesinde, sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran bir çalışma rutini oluşturabilirsiniz. Pomodoro tekniğinin adı, İtalyan “domates” anlamına gelen “pomodoro” kelimesinden gelir ve ilk olarak Francesco Cirillo tarafından geliştirilmiştir.

Pomodoro tekniğinin uygulanması oldukça basittir:

  1. Çalışma listesini hazırlayın: O gün çalışacağınız konuları ve görevleri listeleyin.
  2. 25 dakikalık bir zamanlayıcı ayarlayın: Bu süre boyunca dikkatinizi tamamen çalışmaya odaklayın. Hiçbir şekilde dikkatinizi dağıtan unsurlarla (telefon, sosyal medya, vb.) ilgilenmeyin.
  3. 5 dakikalık kısa bir mola verin: Bu molada ayağa kalkın, esneme hareketleri yapın veya gözlerinizi dinlendirin.
  4. Dört Pomodoro’dan sonra uzun bir mola verin: Dört 25 dakikalık çalışma süresinden sonra 15-30 dakikalık bir uzun mola verin.
  5. Tekrar edin: Bu döngüyü gün boyunca tekrarlayın.

Bu teknik, özellikle uzun süreli konsantrasyon gerektiren derslerde oldukça etkilidir. Ayrıca, sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran yöntemler arasında yer alır, çünkü beyninizi aşırı yormadan verimli bir şekilde çalışmanıza olanak tanır.

Pomodoro Tekniğiyle Çalışmanın Faydaları

  • Zaman yönetimini geliştirir: Çalışma sürenizi ve molalarınızı planlamanıza yardımcı olur.
  • Dikkat dağınıklığını azaltır: 25 dakikalık odaklanma süreleri, dikkatinizi dağıtan unsurlarla mücadele etmenizi sağlar.
  • Verimliliği artırır: Kısa süreli çalışma süreleri, beyninizin daha fazla odaklanmasını sağlar.
  • Motivasyonu yükseltir: Küçük hedeflerle çalışmak, motivasyonunuzu artırır ve stresi azaltır.

Pomodoro tekniğini uygulamak için farklı uygulamalardan da faydalanabilirsiniz. Tomato Timer ve Focus Booster gibi araçlar, size zamanlayıcı ve takip özellikleri sunar.

Beslenmenin ve Uyku Düzeninin Hafıza Üzerindeki Kritik Etkisi

Sınav döneminde sadece çalışma teknikleri değil, aynı zamanda vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinler ve uyku düzeni de hafızanızı ve odaklanmanızı doğrudan etkiler. Beyin, vücuttaki en enerji tüketen organlardan biridir ve doğru besinlerle desteklenmediğinde verimliliği düşer. Sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran stratejiler arasında beslenme ve uyku da yer almaktadır.

Beslenme: Beyninizin Yakıtı

Beyin fonksiyonlarını destekleyen besinler arasında omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve B vitaminleri bulunmaktadır. İşte hafızayı güçlendiren bazı gıdalar:

  • Balık (özellikle somon, sardalya): Omega-3 yağ asitleri bakımından zengindir ve beyin hücrelerinin gelişimini destekler.
  • Yumurta: Kolin adı verilen bir bileşik içerir ve hafızanın güçlenmesine yardımcı olur.
  • Kuruyemişler (ceviz, badem, fındık): Sağlıklı yağlar ve antioksidanlar içerir.
  • Meyveler (yaban mersini, çilek): Antioksidanlar ve vitaminler bakımından zengindir.
  • Tam tahıllar: Beynin enerji ihtiyacını karşılar ve kan şekerini dengeler.
  • Yeşil çay: L-theanine adı verilen bir amino asit içerir ve odaklanmayı artırır.

Ayrıca, yeterli miktarda su içmek de hafızanızın ve odaklanmanızın korunması açısından son derece önemlidir. Vücuttaki su kaybı, konsantrasyonun azalmasına ve hafızanın zayıflamasına neden olabilir.

Uyku: Beynin Onarım Süreci

Uyku, beynin bilgileri işleyip depoladığı ve yeni bağlantılar kurduğu bir süreçtir. Özellikle derin uyku (REM uykusu) sırasında, beyin gün boyunca öğrenilen bilgileri uzun süreli hafızaya aktarır. Bu nedenle, sınav döneminde hafızayı ve odaklanmayı maksimuma çıkaran bir diğer unsur da düzenli ve kaliteli uyku almaktır.

Uyku düzeninizi iyileştirmek için aşağıdaki önerilere dikkat edin:

  • Her gün aynı saatte yatın ve kalkın: Vücudunuzun biyolojik saati, uyku-uyanıklık döngüsünü düzenler.
  • Yatmadan önce ekranlardan uzak durun: Mavi ışık, melatonin hormonunun salgılanmasını engeller ve uyku kalitesini düşürür.
  • Oda sıcaklığını ve karanlığını ayarlayın: Rahat bir uyku ortamı oluşturun.
  • Akşam yemeğini hafif tutun: Ağır yemekler sindirim sürecini uzatır ve uyku kalitesini olumsuz etkiler.
  • Yatmadan önce rahatlama egzersizleri yapın: Derin nefes alma, meditasyon veya hafif stretching hareketleri stresi azaltır.

Sınav Döneminde Hafızayı ve Odaklanmayı Artırmaya Yönelik Sıkça Sorulan Sorular

  1. Sınav döneminde hangi hafıza tekniği en etkilidir?

    Her bireyin öğrenme stili farklıdır, ancak bilimsel araştırmalar Aktif Geri Çağırma ve Spaced Repetition tekniklerinin en etkili olduğunu göstermektedir. Bu teknikler, bilgilerin kalıcı olarak hafızaya yerleşmesini sağlar.


  2. Pomodoro tekniğini her ders için kullanabilir miyim?

    Evet, Pomodoro tekniği her türlü ders ve çalışma için uygulanabilir. Özellikle uzun ve karmaşık konularla uğraşırken oldukça faydalıdır.


  3. Zihin haritaları sadece görsel öğrenenler için mi etkilidir?

    Hayır, zihin haritaları tüm öğrenme stillerine hitap eder. Metinsel bilgilerin görselleştirilmesi, beyin tarafından daha kolay işlenir ve hatırlanır.


  4. Beslenme ve uyku, sınav performansını gerçekten etkiler mi?

    Evet, yapılan araştırmalar beslenme ve uyku düzeninin hafıza, odaklanma ve genel performans üzerinde doğrudan etkisi olduğunu göstermektedir. Yetersiz uyku ve yanlış beslenme, konsantrasyonu azaltır ve hafızayı zayıflatır.


Daha Fazla Destek ve Kaynak için OSS Matematik’e Ulaşın!

Sınav döneminde yalnız değilsiniz! OSS Matematik olarak, sınav stresini azaltmak ve ders çalışma verimliliğinizi artırmak için çeşitli kaynaklar sunuyoruz. Web sitemizde konu anlatımları, çözümlü sorular, deneme sınavları ve daha birçok faydalı içeriğe ulaşabilirsiniz. Ayrıca, iletişim sayfamız üzerinden uzman eğitmenlerimizle birebir destek alabilirsiniz. Unutmayın, doğru tekniklerle ve motivasyonla her sınavı başarıyla geçebilirsiniz!

Başarıya giden yolda adım atmak için bugün harekete geçin!

Daha fazla kaynak için ossmatematik sitesini ziyaret edin.

Bu rehberde daha fazlası

Uzman içerikler için ossmatematik sitesini ziyaret edin.

Sınav Döneminde Hafızayı ve Odaklanmayı Maksimuma Çıkaran 4 Hafıza Tekniği

Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar

Soru 1:

Endüstri mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği arasında ikilem içerisindeyim. Size, günümüzde bu bölümlerden hangisinin daha fazla olanak sağladığını sormak istedim. Ayrıca köklü olmayan üniversitelerde mühendislik okumak büyük bir dezavantaj yaratır mı?

Cevap 1 :

Endüstri mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği aslında farklı iki mühendislik dalıdır. Bilgisayar mühendisliği daha çok sağlık, eğitim, savunma sanayi, finans gibi hayatın birçok alanında bilgisayar donanımı ve yazılımı içeren karmaşık bilgi sistemlerinin analizi, tasarımı, gerçekleştirilmesi ve test edilmesi faaliyetlerini içeren bir mühendislik dalıdır. Bilgisayarla Görü, Biyobilişim, Çokluortam Sistemleri, Yapay Zeka, Makine Öğrenmesi, Bulut Bilişim, Bulanık Mantık, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Görüntü İşleme, Sağlık Bilişimi, Veri Madenciliği, Yazılım Mühendisliği, Veritabanı Sistemleri gibi araştırma alanlarına sahiptir. İnsanların günlük hayat problemlerine çözüm arar. İstihdam olanakları oldukça fazladır. Bu olanaklar arasında savunma sanayi şirketleri, kamu kuruluşları ve bankaların bilgi işlem merkezleri ve yazılım şirketleri başı çekmektedir. Akademik olarak ilerlemek isteyenler için yüksek lisans ve doktora olanakları mevcuttur. Dünyanın neresine gidersen git tanınan, köklü bir meslektir. Teknoloji ilerlediği sürece bilgisayar mühendisi istihdamı bana göre devam edecektir.

bilgisayar muhendisligi
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 25

Köklü olmayan üniversitelerde okumak bana göre dezavantaj değildir (tabii ki olabiliyorsa köklü bir üniversite olsun). Üniversite sınavında yaşanacak herhangi bir talihsizlik neticesinde istediğin üniversiteye yerleşemediysen üzülmene gerek yok. Bulunduğun şartlar içerisinde en iyi olmaya bakmalısın. Her şey kişinin kendisinde biter. Eğer lisans eğitimin boyunca sen kendini geliştirirsen ve akranlarından farklı yeni özellikler kendine eklersen sorun olacağını düşünmüyorum. Ama sana tavsiyem hangi üniversitede okursan oku not ortalamanı mümkün olduğunca yüksek tutmaya çalış. Not ortalaman ne kadar yüksek olursa istihdam şansın da (kendine kattıklarınla birlikte) o kadar yüksek olacaktır.

Soru 2:

Ben Çukurova Üniversitesi bilgisayar mühendisliği 1. sınıf öğrencisiyim. İlgimin ve merakımın gelişmesiyle bilgisayar mühendisliği bölümünü seçtim; fakat fizik bilgim ve ilgim hiç yoktur. ÖSYM sınavında 2 net fizik yapabildim ve bu bölüme geldim… Şimdi fizik 1 dersinde bile çok zorlanıyorum. Genel anlamda fizik derslerinde ne gibi bir yol izleyebileceğim konusunda yardımcı olabilir misiniz? Ayrıca ben hayatımda ilk defa programlama, algoritma gibi dersler görüyorum; bu yüzden herhangi bir proje fikrim ve bilgim yok. Bu normal bir durum mu sizce? 

Cevap 2:

Sadece okul veya mesleki anlamda değil, hayatın her alanında kolayca üstesinden geldiğimiz durumlar kadar zorlandığımız konular da olması kaçınılmaz. Kişisel gelişimimize en çok katkısı olanlar da bu durumlar aslında.

Senin için yeterince net olmayan, deyim yerindeyse doğal bir şekilde akıp gitmeyen konuları bütünden ayırıp odaklanabilmen çok önemli bir meziyet. Bu bakış açısının doğru tercihleri yapmak için önemli bir ön koşul olduğunu düşünüyorum. Her problemle karşılaştığında resmin bütününe bakmadan problemlerden kaçarak yaşayan kişiler hiçbir konuda tutunamıyorlar. Bu araştırmacı yaklaşımının senin her zaman bilinçli tercihler yapmana yardımcı olmasını dilerim.

Fizik dersini bir görev olarak görmek yerine günlük hayatın bir parçası olduğunu fark etmek ve sevmek ilk adım olabilir görüşündeyim. Derste gördüklerini günlük hayata uyarlamaya çalışabilirsin. Ya da tam tersi günlük hayatında ilgini çeken konulara fizik kuralları ile bakabilirsin. Sevdiğin bir spor dalında fizik kurallarının nasıl çalıştığını düşünmek ilginç olabilir. Bilardo güzel bir örnek. İçgüdülerinle oynayamazsın. İyi olmak için fizik kurallarını hesaba katman gerekir. İlgini çeken konulara fizik kuralları açısından bakmaya çalışmak hem derslerden daha fazla keyif alman, hem de konuları daha kolay anlaman için yardımcı olacaktır.

bilgisayar muhendisligi
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 26

Bilgisayar programları konusunda da aynı öneride bulunacağım. Artık bilgisayarlar ve bilgisayar programları hayatımızın her alanında. Örneğin para çekmek için kullandığın ATM’de bir bilgisayar programı çalışıyor, banka kartını taktığında program kartın üzerindeki bilgileri okuyor, şifreni girdiğinde kimliğini doğruluyor. Bir sonraki ATM işleminde sistemin adım adım nasıl çalıştığına dikkat etmeni öneririm.

Cep telefonu operatörünün çağrı merkezini aradığında da öncelikle sana bir bilgisayar programı yanıt veriyor. Sesli yönlendirmelerle veya tuşlamalarla gerçek bir operatöre ulaşana kadar bir bilgisayar programı ile iletişim kuruyorsun. Gerçek bir operatöre ulaştığında da, operatörün karşısında sana ait bilgileri gösteren bir bilgisayar ekranı olduğunu tahmin edebilirsin. Bu ekran merkezi bilgisayar üzerindeki senin hesabına ait kullanım, paket, fatura ve diğer tüm bilgilere ulaşabiliyor. Operatöre kullandığın paketi değiştirmek istediğini söylersen, önündeki bilgisayar ekranında, bir bilgisayar mühendisinin yazdığı programı kullanarak senin paket tercihini değiştirebiliyor.

Bunlar doğrudan günlük hayatın içinden sadece iki örnek. Ancak günümüzde teknoloji olan her yerde farklı boyutlarda bilgisayarlar ve algoritmalar çalıştığını düşünmek gerçekçi olacaktır. Bilgisayarların boyutları küçülürken, birbirleri ile etkileşimleri ve internet sayesinde kapladıkları alan artık coğrafi sınırları aştı. Çevrendeki bu tür örnekleri bulmaya çalışmanı öneririm.

bilgisayar hero
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 27

Soru 3:

 Bir tarafta çok zor olduğu söylenilen makine mühendisliği, diğer tarafta da mezunları işsizlik sıkıntısı yaşayan bilgisayar mühendisliği var. Kendimi geliştirmeye açık bir insanım ve yüksek bir maaşla çalışmak istiyorum. Sizce hangisini seçmeliyim: bilgisayar mühendisliği mi makine mühendisliği mi?

Cevap 3:

Öncelikle makine mühendisliği de bilgisayar mühendisliği de üniversite öğrenimi açısından oldukça zor bölümlerdir çünkü her ikisinde de alan çok geniş olduğundan pek çok şeyi hızla öğrenmek gerekir. Ayrıca, bir bölümü kazanıyorsan eğer çok muhtemelen o bölümü bitirebilecek yetkinliktesindir demektir. Bu nedenlerden ötürü zorluğu bir kriter olarak değerlendirmemeni tavsiye ederim.

İşsizlik ve maaş noktasına gelirsek de kesinlikle hatalı bilgilere sahip olduğunu söylemeliyim. Aksine, özellikle Türkiye için bilgisayar mühendisliği mezunlarının maaşları diğer mühendisliklere göre oldukça yüksektir. Sen de Glasdoor gibi web sitelerini araştırıp, ʺbizim amca oğlu da ..ʺ diye başlayan yanıltıcı bilgilerden çok daha gerçekçi rakamlar elde edebilirsin. Bilgisayar/yazılım mühendislerinin diğer mühendislere daha kolay ve yüksek maaşlı işler bulmasının altında yatan temel nedenler de şöyle;

1) Bilgisayar/yazılım mühendisi için makine, fabrika vb. teçhizatlar gerekmediğinden Türkiye gibi krizin fazla olduğu bir ülkede yazılım sektörü diğerlerinden daha büyük. Üstelik, kamu, askeriye, oyun, sağlık, enerji, alışveriş, üretim gibi her alanda yazılıma ve haliyle bilgisayar/yazılım mühendisine ihtiyaç duyulmakta.

2) Bilgisayar/yazılım alanında yurt dışına çok daha kolay çıkılabiliyor çünkü tüm dünyada aynı teknolojileri kullanıyor ve aynı dili konuşuyoruz. Yazılım, istesen bile eski tool ve teknolojilerle sürdürebileceğin bir şey değil. Haliyle, pek çok alan gelişmeleri 1. Dünya ülkelerinin 10-20 yıl gerisinden takip ederken bizim alanda bu fark bulunmuyor. (Tabi ki yönetimsel, çalışma biçimi, bakış açısı, kafa yapıları gibi farklar mevcut ancak bu söylediklerim teknolojiler için geçerli.)

3) Yurt dışına çıkışların çok fazla olmasından kaynaklı olarak yurt içinde kalifiye bilgisayar/yazılım mühendisi bulmak şirketler için çok zor.

4) Bilgisayar/yazılım mühendisleri çok kolayca freelance veya full-time yurt dışına iş yapıp dolar/euro üzerinden para kazanabilmekte.

5) Bilgisayar/yazılım mühendisleri çok kolayca kendi şirketlerini kurabilmekte çünkü hem yatırım maliyeti düşük hem de yatırımcı bulmak diğer alanlara göre daha kolay.

Özetle, arz-talep dengesizliğinin şirketlerin karşısında ve bilgisayar/yazılım mühendislerinin avantajına işlediği bir düzen bulunuyor. Hele de iyi bir üniversiteden 3 üzeri bir ortalama ile mezun olursan çoğu zaman sen başvurmadan işlerin sana geleceğinden emin olabilirsin 

bilgisayar 3
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 28

Soru 4:

Ben bilgisayar programcılığını okumaktayım. Hedefim DGS (dikey geçiş sınavı) ile mühendisliğe çevirmek. Kime sorsam mühendisliğin önü kapalı diyor. ʺBilgisayar mühendisliğine fazla önem vermiyolarʺ diyolar, sizce okumalı mıyım? 

Cevap 4:

Bu bilgisayar mühendisliğinin önü kapalı diyenleri gerçekten merak ediyorum. Keza ODTÜ Elektrik Elektronik, ODTÜ Makine Mühendisliği, Hacettepe Tıp vb. mezunu arkadaşlarım dahi yazılıma yönelmeye çalışıyorlar. Hatta deneyimli olanları öğrenci veya yeni mezunken bunu yapmamış oldukları için oldukça pişmanlar. Bazısı mevcut kariyerlerini yok saymayı göze alıp baştan başladılar. Emin ol, bilgisayar mühendisliğine kriz anında bile çok önem veriliyor. Onlara tek bir konuda katılabilirim; bilgisayar mühendisliği = diploması değil. DGS ile geçiş yapıp, dersleri geçecek kadar öğrenip, diploma alıp mühendislikten çok uzak kalacağın gibi; bunları yapmadan yeterince yazılım ve teknoloji öğrenip, freelance işlerle kendini geliştirip çok iyi bir bilgisayar mühendisi de olabilirsin.

Soru 5:

Sizce İngilizcesi çok kötü olan birisi bilgisayar mühendisliğini seçmeli mi? Benim İngilizcem çok kötü bu yüzden tercih etmemeyi düşünüyorum. İngilizcem çok kötü bile olsa seçebilir miyim? Günümüzde bilgisayar mühendisliğinden çok fazla mezun var. İşsiz kalmaktan korkuyorum. Şuan tercih dönemindeyim. Sizin gibi başarılı bir sıralamaya sahip değilim. Sizce orta derecede bir üniversitenin bilgisayar mühendisliğine gitmeli miyim?

bilgisayarmügendisi
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 29

Cevap 5:

İngilizce bilmiyor olman bölümü seçmeden önce bir sorun değil, ki ülkemizde pek çok insanın İngilizcesi iyi olmadığı için üniversitelerde hazırlık sınıfları var :). Ancak, mezun olduğunda hala bilmiyor olursan bu kesinlikle bir sorun olacaktır. Bu yüzden öğrenmen şart! İşsizlik ise ülkemizde her alanda önemli bir problem. Ancak, diğer alanlarla karşılaştırıldığında bilgisayar mühendislerinin işsizlikten en az etkilenen meslek grubunda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tabi ki kendini her zaman geliştirmeye devam etmek, öğrenmeyi bırakmamak ve üniversitede dersleri geçmenin çok daha ötesinde kendini geliştirmeye çabalamak lazım başarılı olmak için.

Soru 6:

Ben bu sene üniversite sınavına girdim ve ortalama bir sıralama diliminin içindeyim. Tercih edebileceğim okullar içinde İngilizce eğitim veren çok az bu yüzden Türkçe eğitim veren okullara da yönelmek zorundayım. Bu noktada kafam karışıyor dışarıdan aldığım İngilizce, bölümü İngilizce bitirmiş bir mühendis ile aynı konumda olmamı sağlayabilir mi ? Bilgisayar mühendisliğini okumaya başladığımda kendimi geliştirmek için neler yapmalıyım ? Üniversitenin mühendislikte çok etkisinin olmadığı önemli olanın kendini geliştirmek olduğu söyleniyor bu doğru mu ? 

Cevap 6:

Bilgisayar mühendisi olarak okulun dışında kendini geliştirmek gerçekten de mümkün, hatta gerekli. Bizim alanımız çok hızlı geliştiği ve değiştiği için okullar sadece temel bilgileri ve öğrenme alışkanlıklarını kazanmamızı sağlıyor. Tabi ki bunlar da daha sonra
kendi kendine öğrenirken çok işe yarıyor ama; neticede, sonra kendi kendine öğrenmeye devam etmek gerekiyor. Örneğin; ben 7 yıllık bir mühendis olarak hala hafta sonları online platformlardan eğitimler izliyorum güncel teknolojilere adapte olabilmek adına.

Türkçe konusunda ise ʺüniversitenin dili çok da önemli değilʺ ve ʺ bilgisayar mühendisliği bölümü Türkçe okunmaz!ʺ gibi 2 ayrı uçta görünen cümle söyleyeceğim. Açıklamak gerekirse, derste dinlediğin dil çok önemli değil, hatta dersi daha rahat anlamanı ve derse daha rahat katılmanı sağlayacağı için Türkçe olması iyi bile olabilir. Ancak, kritik bir şart var! Bilgisayar mühendisliğini İngilizce sınırları içinde kullanmak zorundasın. Örneğin; (1) Bütün terimlerin İngilizce´sini bilmek zorundasın. İş hayatında iletişim kurabilmek için dahi Yığın değil Stack, Dizi değil Array demek zorundasın. (2) Google´ı İngilizce
kullanmak zorundasın, öğrenciliğinde dahil! Kelimeleri İngilizcesiyle aratmalı, İngilizce kaynakları takip etmeli, İngilizce forumlarda gezmeli, İngilizce videolar izlemelisin! Yoksa ya yeterli kaynak bulamayacaksın ya da yanlış ve eskimiş bilgiler içinde kaybolacaksın.

Soru 7:

Ben tercih döneminde olan bir üniversite öğrencisi adayıyım ve tercihlerimde kararsızlık yaşıyorum. Öncelikle, bilgisayar mühendisliğinde üniversitenin adı olması önemli mi? Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Bilgisayar Bölümü ve Ankara Üniversitesi Enerji Mühendisliği arasında kaldım. İlgi alanı olarak bir karar veremiyorum iki alanı da seviyorum. Hangisini sıralamada öne yazmalıyım sizce?

Ek Açıklama 2020 05 26 3221592526
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 30

Cevap 7:

Üniversitenin adı tüm alanlarda oldukça önemlidir. Nedeni de şu; genellemeler insanları hızlı etiketlememizi sağlar. Nasıl ki şu anda senin aklında da ʺmeslek lisesi mezunuʺ, ʺanadolu lisesi mezunuʺ, ʺfen lisesi mezunuʺ deyince bambaşka tipler canlanıyorsa bu üniversiten için de gerek iş hayatında gerekse özel hayatında geçerli olacaktır. Bunun altında yatan da temelde 3 etken var; (1) eğitim kaliteleri, (2) öğrenci standartları, (3) sosyal çevre (üniversitede sadece temel kodlama dersleri öğrenseydik online eğitim alınabilen bir çok platformdan daha çok şey öğrenebilirdik). Bu nedenle üniversite bir etikettir ve her alanda karşına çıkar.

Gelelim işin diğer bir açısına. Tabi ki istisnalar kaideleri bozmaz ve bilgisayar mühendisliği bu konuda istisnaların kendini kanıtlayabilmesi için en kolay mesleklerden biri. Diğer bir deyişle, bizim sektörde adı olmayan bir üniversiteden de, bilgisayar mühendisliği dışındaki bölümlerden de pek çok iş arkadaşımız çok iyi yerlerde çalışabiliyorlar. Ancak, karşılaştığım garip bir şey söyleyeyim iyi üniversitelerin çalışma alanı kısıtlı bölümlerinden mezun kişilerin daha başarılı olduğunu kolayca görmek mümkün. Bunu sağlamak için okulun verdiğinden çok daha fazlasını boş vakitlerinde yapmak ve fark yarattığını CV´de göstermek gerekiyor. Bu da zor ama imkansız değil.

Enerji Mühendisliği hakkında hiç bir fikrim olmadığı için karşılaştırma yapamayacağım ve hangisinin öne yazılması gerektiği kararını tamamen sana bırakacağım. Ancak, kararını verirken kendine ilk akla gelenlerden çok daha fazla soru sormanı tavsiye ederim.

Örneğin;
– Yurt dışında çalışmak ister miyim? İstersem hangisi ile gitmem daha kolay?
– Küçük bir şehirde/sahil kasabasında yaşamak ister miyim? (Örneğin Bilg. Müh. olarak uzaktan çalışarak bunu dahi yapabilirsin.)
– Kapalı alanda mı çalışmak isterim, nasıl bir çalışma ortamı isterim?…

Neden dersen 5 sene sonra mesleğin senin hayatın olacak. Kendini onunla tanımlayacak, ona göre giyinecek, yaşayacak, ona göre arkadaş çevresi edineceksin. Bunları hesaba katarak bir seçim yapmanı tavsiye ederim…

tamir 300x450 1
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 31

Soru 8:

Ben bir fen lisesi öğrencisi ve taze bir YKS adayı olarak, bu zorlu yolda hedefimi mühendislik ve özellikle de bilgisayar mühendisliği olarak belirledim. Üniversitelerin bilgisayar mühendisliği öğretim üyeleriyle görüşüp, kodlama ve robotik alanında bazı dersler almama rağmen başarısızlık korkusu her geçen gün gözümde artıyor.

Sizce bir bilgisayar mühendisinin sahip olması gereken özellikler nelerdir? Hangi yeteneklere sahip kişiler bu bölümü tercih etmelidir? Kimler bu alanda başarılı olabilirler?

Cevap 8:

Üniversitelerin sadece puanı o bölüme yettiği için gelen öğrencilerle dolu olduğunu düşünürsek; önceden ne istediğini bilen ve buna karar vererek gelmiş biri olarak bile oldukça şanslısın. Hele bir de şimdiden öğretim üyeleriyle görüşüyor, dersler alıyor ve beni bulup danışıyorsan korkularının yersiz olma potansiyeli çok çok yüksek 🙂

Yine de soruna yanıt vereyim. Bence bir bilgisayar mühendisinin başarılı olmak için sahip olması gereken uzun bir liste var; sorun çözmeyi sevmek (çözememeye uzun süre katlanabilmek), çözüm odaklı olmak, kendi kendini geliştirebilmek (bilginin hazır önüne derste gelmesini değil, araştıra araştıra öğrenmeyi bilmek), vb. diye giden.

Ancak, gördüğüm kadarıyla bunların hepsi üniversitede ve sektörde geliştirilebilir alışkanlıklar. Yalnızca baştan olmazsa olmaz tek özellik; analitik zeka! Matematik dersini ve özellikle problem çözmeyi sevmeyen biri için çekilmez bir bölüm olacaktır. Ezber yeteneği çok yüksek olup, bu bölümde de algoritmaların mantığını anlamak yerine ezberlemeye çalışan öğrenciler için çokça üzülmüşlüğüm vardır. Öte yandan geri kalan her şey için biraz özveri biraz da Google amca yeterli olur 🙂

Soru 9:

Ben 2. sınıf bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Bir bilgisayar mühendisliği öğrencisinin üniversiteden mezun olduğunda mutlaka bilmesi gereken mesleki bilgiler nelerdir?

Cevap :9

Direkt teknolojileri saymak yerine balık tutmayı öğretmeyi tercih edeceğim bu soruya cevaben. 2 tür platformu araştırmanı tavsiye ederim.

1) İş arama platformları; Linkedin, Glassdoor, Kariyer.net gibi.
Buralarda göreceğin işlerde istenen kriterler tam olarak senin aradığın sorunun yanıtı olacak.

2) Eğitim platformları; Udemy, Linkedin Learning gibi. Buralarda da ʺSoftware Engineeringʺ gibi bir alanda filtreleme yaptığında en çok izlendiğini gördüğün eğitimler en çok ihtiyaç duyulup izlenmiş olanlarıdır ki aslında yine senin soruna yanıt olur.

Ayrıca, Quora, Stack Overflow gibi siteler de fikir verir ama oralarda kaybolma riskin olacağından özellikle bir madde olarak yazmadım.

Üstteki 2 tür platformu takip edersen hem bugün hem de iş hayatında trendleri kaçırmaz ve kendini geliştirmeye devam edebilirsin. Örneğin, 6 yıllık bir mühendis olarak ben de bunu aktif olarak yapmaya devam ediyorum. Hatta geçen hafta Linkedin´den iş ilanlarına bakıp teknolojileri listeledim ve dün akşam da Linkedin Learning´ten onlarla ilgili kursları izliyordum.

Yanıtımın genel olduğunun farkındayım ama seni yönlendirmeye yetecektir. Bunlara baktıktan sonra eğer ʺx ve y alanlarından hangisine yönelmeliyimʺ gibi özel bir sorun olursa da yine yanıtlamaktan keyif duyarım.

bilgisayar muhendisligi 1024x576 1
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 32

Soru 10:

Yazılım Mühendisliği 3.sınıf öğrencisiyim. Geçen yıldan bu yana sürekli staj başvurusu yapıyorum fakat başvurduğum hiçbir yerden olumlu geri dönüş alamadım. Sizce, staj yapacağım yerlere göndereceğim CV’de nelere dikkat etmeliyim? Başvurum incelendiğinde beni diğerlerinden ayıracak özelliklerim neler olmalı?

Cevap 10:

Bir öğrenci için CV´de ilk göze çarpan yerler hangi üniversitede okuduğu ve ortalamasının kaç olduğudur. Hatta pek çok kurumsal firma elemelerini daha somut delillerle yapmak adına belli bir üniversite grubu dışındakileri ve belli bir ortalamanın altında kalanları hiç incelemeden elerler. Peki buralarda dezavantajımız varsa bu nasıl kapatılabilir?

1) Kendini geliştirmek için okul dışında da çabaladığını göstermelisin. Örneğin; Udemy eğitimleri alıp bunları CV´ne de ekleyebilirsin. Mesela Java, Android, Front-end development gibi alanlarda Udemy´den birkaç eğitim tamamlamış ve kod yazmış olmak çok etkili olabilir. Hatta bunlar iş hayatın için de faydalı olur.

Özellikle, yazılımcılar okulda aldıkları eğitimden ötürü backend development´a daha eğilimli olduklarından piyasada ciddi bir frontend developer açığı bulunmakta. Bu konuda kendini gösterirsen pek çok firma ortalamaya veya üniversiteye bakmadan seni staja ve hatta işe almak isteyecektir.

2) Çok büyük olmayan firmalara da staj başvurusu yapmalısın. Kurumsal yerlerde üniversite ve ortalamaya şiddetle bakılmasının altında biraz da tanıdık faktörü yer alır. Yani, seçim yapan kişi CV´nin kalanını beğense dahi, kendisine yarın bir gün ʺHayrola, bu öğrenci tanıdık mı da bu ortalamayla aldın?ʺ denmesin diye kaçınacaktır. Bu nedenle ufak teknokent firmalarını seçebilirsin başvuru için. Bu küçük firmalara da teknokentlerin sitelerindeki firma listelerinden ulaşıp CV´ni mail atabilirsin.

Soru 11:

Bilgisayar Mühendisliği 1. sınıf öğrencisiyim. Bölümümüzde üniversitenin önemi de çok diye biliyorum. Bu doğru mu sizce ve kendimi geliştirebilmek için neler yapmalıyım?

Cevap 11:

Öncelikle üniversite hayatının başından itibaren kişisel gelişimine odaklandığın için seni tebrik etmek isterim. Üniversitenin ne kadar önemli olduğu konusundaki sorunun yanıtı da kısmen burada.

Hayatta pek çok konuda geçerli bir kural vardır: Her zaman senin sahip olduğundan daha iyiler ve daha kötüler olacaktır. Aynı durum öğrenciler için de geçerli. Üniversiteden sadece bir diploma almış olarak mezun olabilir, veya üniversite hayatının başından itibaren kendini geliştirmek için doğru adımları atarak oradan geleceğe hazır bir mühendis olarak çıkabilirsin.

Nihayetinde üniversite kendimizi hayata hazırlamamız için gereken altyapıyı sunan bir platformdur. Bu platformdan ne kadar faydalanabileceği kişinin kendisine bağlıdır. Üstelik bunun sadece bir başlangıç olduğunu da unutmamak gerek. Çünkü öğrenme ömür boyu devam eden bir süreç.

Kendini geliştirmek için şimdi ne yapabilirsin?

Yaşam sürecimiz boyunca her şey gittikçe artan bir hızla değişiyor. Bu değişimin tetikleyicisi de teknoloji. Son 50 yıl içinde yaşanan dönüşüme bakmak fikir verebilir, ancak eksik kalır. Çünkü önümüzdeki 50 yılda çok daha fazla değişim olması ve değişimin hızının sürekli artması bekleniyor.

Öyleyse üniversite döneminden şu faydaları sağlamaya çalışmak gerekiyor:

1) Anlayarak öğrenmek – çünkü mevcut bilgi seviyemiz öğrenme kabiliyetimizi etkiliyor:
Bunun anlamı dersi ezberleyip geçmemeli, konuların mantığını çözmeli. Bu şekilde farklı zamanlarda öğrendiklerimizi birbirleri ile ilişkilendirebilir, noktaları daha hızlı birleştirebiliriz. Çünkü bugün öğrendiklerimiz daha sonra öğreneceklerimiz için gerekli olacak.

2) Analitik ve sistematik düşünmeyi öğrenmek: Mühendislik bölümleri bunu başarılı bir şekilde yapıyorlar. Bu konuda bir farkındalık geliştirmek ve konulara analitik ve sistematik bir şekilde yaklaşmayı denemek.

3) Öğrenmeyi öğrenmek: Okulda veya derslerde hazır sunulan bilgilerle yetinmeyip araştırmayı, bilgiye ulaşma yeteneğini geliştirmek. İleride karşına çıkacak yeni konuları da kolaylıkla öğrenebileceğin, sorunları çözebileceğin bir pratik ve özgüven geliştirmek. Mezun olduktan sonra bu gerekecek.

donanim abd
Bilgisayar Mühendisliği Hakkında Sorular ve Cevaplar 33

4) Çok yönlü olmak: Varsa seçmeli dersleri tamamen farklı bölümlerden almak. Farklı bölümlerden de arkadaşlar edinmek ve neler öğrendiğinizi, projelerinizi birbirinizle paylaşmak.

5) Her yaz dönemi düzenli olarak farklı bir alanda, farklı bir tür şirkette staj yaparak iş dünyasını, iş ortamlarını ve iş imkanlarını yerinde görmek.

6) Varsa okuldaki kulüplerden ilgi alanına giren bir-ikisinin çalışmalarına katılmak. Kulüpler yeni hobileri hayatımıza sokabildiği gibi, sosyal becerilerin gelişmesine de yardımcı oluyor.

7) Ve en önemlisi İngilizce konusunu mezun olmadan önce mutlaka çözmek: Bilgisayar terminolojisini öğrenmek kadar, günlük dili öğrenmek de aynı derecede önem taşıyor.

Bilgiye ulaşmak için, ya da kendini yazılı veya sözlü olarak İngilizce ifade etmen gerektiğinde, bu konunun önünde bir engel olmaması önemli. Mezuniyeti takiben kapılarını sizlere açacak şirketler de, İngilizce bilenler ve bilmeyenler için farklı olacaktır.

Bunun için önerim mevcut seviyene göre gerekiyorsa önce okulunu aksatmayacak şekilde düzenli olarak bir kursa gitmen. Sonra kurs aşamasını hızlıca geçip İngilizceyi günlük hayatına sokabilmek gerekiyor. Bu aşamaya gelene kadar ara vermemek önemli. Çünkü her ara verdiğinde verdiğin emeğin bir kısmı ziyan olur, başa sararsın.

İngilizceyi günlük hayatına sokabildiğin zaman iş çok daha kolay. Okuyacağın her iki kitaptan biri İngilizce olabilir, İngilizce olarak çekilmiş filmleri orijinal dilinde izleyebilirsin. Bu ve benzeri yollarla hayatın akışındaki aktivitelerden bazılarında doğal olarak pratik yapabilirsin.

Son olarak üniversite yıllarından itibaren kültürel aktivitelerin de çok önemli olduğunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Tiyatro, sinema ve konserler hem arkadaşlarla paylaşılabilen, hem de farkında olmadan bizi geliştiren aktiviteler. Bunları da kaçırma derim!

Tıp Fakültesi Hakkında Sorular ve Cevaplar

1. Doktor olmak için kaç yıl okumak lazım?

Tıp Fakültesine giriş yapan bir öğrenci en az 6 yıl okumak zorundadır. Eğer giriş yaptığı okulda hazırlık sınıfı zorunlu tutulmuşsa en az 7 yıl olur bu süre. Okulda yaşanabilecek aksaklıklar ile bu süre daha da uzayabilir ancak 6 yıldan daha kısa olamaz.

Bu 6 yıl sonunda Tıp Fakültesinden bir Pratisyen Hekim olarak mezun olunuyor. Sonrasında ise devam eden uzunca bir süreç daha var.

tip fakultesi basari
Tıp Fakültesi Hakkında Sorular ve Cevaplar 39

2. Tıp Fakültesinde hangi dersler görülüyor?

Temel eğitim denilen ilk 3 yıllık süre esnasında; Anatomi, Fizyoloji, Biyokimya, Patoloji, Mikrobiyoloji, Parazitoloji, Genetik, Histoloji, Embriyoloji, Farmakoloji, Biyofizik, Biyoistatistik, Tıbbi Biyoloji gibi dersler görülüyor.

Blogumda her bir ders için ayrı ayrı yazılarımı bulabileceksiniz. Bu yazılarda işlenen derslerde verilen bilgilerden, nasıl daha iyi anlaşılabileceğine kadar tüm detaylardan bahsedeceğim.

3. Tıp Fakültesinde hangi stajlar görülüyor?

Bir hastaneye başvuru esnasında gördüğünüz tüm bölümlerin stajları görülüyor. Başta Dahiliye, Pediatri, Genel Cerrahi, Kadın doğum olmak üzere akla gelebilecek tüm bölümlerin stajları 4. ve 5. sınıflarda öğrencilere öğretilmektedir. 

4. Stajlar nerede yapılıyor?Tıp Fakültelerindeki stajlar, üniversiteye bağlı olan Tıp Fakülteleri Hastanelerinde yapılmaktadır. Staj süreleri öğrenilecek bilgilerin miktarlarına göre farklılık göstermektedir. Bazı stajlar için ise o şehirde bulunan diğer hastanelerden yardım alınabilmektedir. Örnek olarak; Kadın Doğum stajı esnasında o şehirde bulunan doğum evleri öğrencilere pratik yapma imkanı sunmaktadır.8.Stajlar kaçıncı sınıfta yapılıyor?İlk üç yılın teorik ağırlıklı eğitiminden sonra 4. ve 5. sınıflarda stajlar yapılmaktadır. Bazı üniversitelerde 3.sınıflarda da staj yapılıyor.

5.Tıp okuyacak kişide hangi özellikler olmalı?Bu soruyu, şunlar olsun ya da bunlar olmasın diyerek cevaplamak doğru olmayacaktır. Tıp Fakültesini kazanmayı başarabilmiş bir öğrenci, bu okulu okuyabilecek donanıma da sahiptir. Düzgün bir şekilde ders çalışmalı ve üstüne düşenleri yapmalıdır sadece.Ben burada sadece Tıp okumayı düşünen ya da okuyacak öğrencilere birkaç tavsiyede bulunabilirim. İyi bir yaşam düzenine sahip olunmalı mesela. Yatış kalkış saatleri ayarlı olmalı, gerektiği yerlerde uykusundan feragat edebilmeli. Her şeyi dozunda yapmalı. Çok fazla eğlencenin içine dalmaması gerektiği gibi büsbütün kafa Tıp ile de parçalanmamalı. Denge.Okumayı sevmek çok önemli. Sadece bir sınav için 1000 küsur sayfa not olacak bazen ve kişiden kişiye değişmekle beraber bu notların ortalama üçer kez okunması gerekecek. Çeşitli kaynak kitaplar, dergiler, makaleler okuyacaksınız. Bu yüzden okumayı seven bir bünyeye sahip olmak işinizi kolaylaştıracaktır. Araştırma yapmak ve yeni bilgiler öğrenmek bir zorunluluk değil, bir istek olmalı mesela. Gördüğünüz bir hastalığı saatlerce araştırabilmek sizi daha ileri taşıyacaktır.Çok uzatmanın manası yok; okumayı sevmek, araştırma yaparak saatler geçirmek ve çalışmak gerekiyor. Bu özellikleriniz olmayabilir ama merak etmeyin, Tıp Fakültesi sizlere bunları isteseniz de istemeseniz de öğretecek. ????

saglik
Tıp Fakültesi Hakkında Sorular ve Cevaplar 40

6.Tıp okuyacak kişide hangi özellikler olmamalı?Bu soruya da bunlar olsun ya da olmasın diye cevap vermeyeceğim. Ama aşağıda dediklerimi yapmazsanız ya da yapmamaya çalışırsanız, okul hayatınız biraz daha iyi olacaktır.Öğreniminiz esnasında değişik zamanlarınız olacaktır ama bunlar sizi derslerinizden koparmamalı ve çalışmalarınızı engellememeli. Çünkü kaldığınız sınavınız için size sadece bütünleme şansı veriliyor. Kaldığınız sınavı alttan alamadığınız için okulunuzu uzatabilirsiniz.Sosyal yaşantınız abartılı seviyede olmamalı. Okulu uzatan öğrencilerin çoğu, okul – sosyal yaşam dengesini kuramadıklarından uzatıyorlar. İnsan ilişkilerinizde çok sert olmayın. Çünkü Doktor olacaksınız ve insanlarla sürekli iletişim halinde olacaksınız. İletişim becerilerinizi arttırmaya çalışın.

7.Uzman Doktor (Uz.Dr) nedir?Uzman Doktor, 6 yıllık Tıp eğitimini tamamlamış, daha sonrasında da 3 ile 6 yıl arasında değişen süreleri olan branşlardan birinden uzmanlığını tamamlayan Doktorlara verilen unvandır. Örneğin bir Dahiliye Uzmanı, 6 yıllık Tıp Fakültesi eğitimini tamamlar öncelikle. Daha sonra TUS’a girer ve Dahiliye kazanır. 4 yıl Dahiliye Asistanlığı yapar ve bu dört yıldan sonra Dahiliye Uzmanı olur. 10 yıllık bir eğitimden bahsediyoruz anlayacağınız.

8.Bütün Doktorlar ameliyata giriyor mu?Tabii ki hayır. Ameliyatları yapan Doktorlar, cerrahi dallardan birinden uzmanlık almış Doktorlar oluyorlar. Tıp bölümleri temel, dahili ve cerrahi olarak üçe ayrılıyor. Ameliyatı yapanlar ise sadece Cerrahi bölümlerle ilişkisi olan Doktorlar.

goz
Tıp Fakültesi Hakkında Sorular ve Cevaplar 41

9.Cerrahi branşlar hangileridir?• Genel Cerrahi• Kadın hastalıkları ve Doğum• Çocuk Cerrahisi• Kulak Burun Boğaz• Üroloji • Beyin ve sinir cerrahisi (Nöroşirurji) • Göz • Ortopedi ve Travmatoloji• Göğüs Cerrahisi• Kalp ve Damar Cerrahisi • Anesteziyoloji ve Reanimasyon• Plastik, Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi• Tıbbi Patoloji

10.Dahili branşlar hangileridir?• Acil Tıp• Adli Tıp• Aile Hekimliği• Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları (Pediatri)• Çocuk Ve Ergen Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları• Deri Ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji)• Enfeksiyon Hastalıkları Ve Klinik Mikrobiyoloji• Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon (FTR)• Göğüs Hastalıkları• Halk Sağlığı• İç Hastalıkları (Dahiliye)• Kardiyoloji• Nöroloji• Nükleer Tıp• Radyasyon Onkolojisi• Radyoloji• Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları (Psikiyatri)• Spor Hekimliği• Tıbbi Farmakoloji• Tıbbi Genetik

11.Temel branşlar hangileridir?• Anatomi• Biyofizik• Fizyoloji• Histoloji-Embriyoloji• İmmunoloji• Tıbbi Biyokimya• Tıbbi Biyoloji• Tıbbi Mikrobiyoloji• Tıbbi Parazitoloji• Tıp Bilişimi Ve Biyoistatistik• Tıp Eğitimi

12.Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra hemen iş bulabilir miyiz?

Evet. Türkiye’de şu anda ve ilerleyen en az 5 yıllık süreçte Doktor açığı olduğundan dolayı Tıp Fakültesinden mezun olan bir Hekimin iş bulmakla alakalı bir problemi olmuyor. Ancak artan kontenjanlar yüzünden gelecek 5 yıldan sonraki dönemlerde Tıp Fakültelerinden mezun öğrenciler için de iş bulmakla alakalı problemlerin ortaya çıkması öngörülmektedir.

doktorlar 1
Tıp Fakültesi Hakkında Sorular ve Cevaplar 42

13. Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra nerelerde çalışabiliriz?Pratisyen hekimler; aile ve toplum sağlığı merkezlerinde (ASM ve TSM), acil servisler, diyaliz merkezleri, 112 acil yardım istasyonları, kurum ve iş yeri hekimliklerinde hekim ve yönetici olarak çalışabilmektedirler.

Ayrıca uzmanlık sınavını kazanıp daha sonrasında uzman oldukları takdirde kamu ve özel hastanelerde çalışabilirler veya muayenehane açabilirler.

14.Tıp Fakültesini kazandıktan sonra ne Doktoru olacağız?Bu soruyu genellikle Tıp Fakültesi okuduğunuzu öğrenen insanlar soracak size. Tıp okuyorum dedikten sonra “ne doktoru olacaksın” diye bir soru alacaksınız. Tıp Fakültesinde okuduğunuz dönemde herhangi bir bölümün Doktoru değilsiniz. Mezun olduktan sonra aldığınız sıfat ise Pratisyen Hekim. Yukarıda yer alan ikinci soruda Pratisyen Hekimlerin çalıştıkları yerleri tekrardan görebilirsiniz.

15.Tıp Fakültesini kazandıktan sonra alanımızı seçip mi okuyacağız?Hayır. Dediğim gibi Tıp Fakültesinden mezun bütün öğrenciler Pratisyen hekim olarak mezun olmaktadırlar. Mezun olduktan sonra girebileceğiniz TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) ile aldığınız puana göre istediğiniz bölümleri seçebilirsiniz. Yani bölüm seçme işi okul bittikten sonra oluyor ve TUS’a girip kazanmanız gerekiyor. Sınavı kazanmanız da yeterli değil. Daha sonrasında 4 ila 6 yıl arasında değişen süreleri olan uzmanlık eğitiminizi tamamlamalı ve sonunda Uzman Doktor olmalısınız.

16.Tıp Fakültesinde eğitim İngilizce mi?Muhtemelen sayısı 10’dan fazla olmayan bazı Tıp Fakültelerinde Tıp eğitimi İngilizce olarak verilmektedir. Bu fakültelerin bazıları; Hacettepe İngilizce, Cerrahpaşa İngilizce, Marmara gibi üniversitelerdir. Bunların haricinde kalan Tıp Fakültelerinde eğitim dili Türkçe. Ama bu fakültelerin 1.sınıfında İngilizce eğitimi verilmektedir. Geçilmesi oldukça kolaydır. Hangi üniversitelerde olduğunu bilmiyorum ama birkaç Tıp Fakültesinde de İngilizce hazırlık sınıfı bulunmaktadır. Bu üniversiteleri tercih kataloğu ile öğrenebilirsiniz.

17. Tıp Fakültesi öğrencileri maaş alıyor mu? Ne kadar maaş alıyorlar? Almıyoruz maaş falan. ???? Hatta Tıp Fakülteleri masraflı fakültelerden biridir. Herhangi bir bölümde okuyan öğrenci, nasıl ki eğitimi esnasında ücret almıyor hatta üzerine okulu için harcama yapıyorsa bizler de aynen onlar gibi yapıyoruz. 

kadavrabank
Tıp Fakültesi Hakkında Sorular ve Cevaplar 43

18.Önerdiğiniz Tıp Fakülteleri var mı?

Üç büyük şehrimizin Devlet Tıp Fakülteleri oldukça iyidir. Bu üç şehirde yeni açılan bazı fakülteleri bu sınıflandırmanın dışında tutuyorum. Bunun haricinde diğer şehirlerde 20 yıldan daha fazladır faaliyetini sürdüren Tıp Fakülteleri de oldukça iyidir. Bu fakülteleri tercih etmenizi öneririm. Eğer ki üç büyük şehrin Tıp Fakültelerini kazanamıyorsanız size önereceğim iki üniversite var. Biri Erciyes (Kayseri) diğeri Atatürk (Erzurum). Bu iki Tıp Fakültesi 40 yıldan daha eski, en büyük özellikleri ise sağlık konusunda gelişmiş iki şehrin fakülteleri olmaları. Yine bu iki fakülte bulundukları coğrafyanın en iyi fakülteleri ve çevre illerden sorumlu temel fakülteler. Son olarak ise bu iki fakültenin hasta sayısı aklınıza gelebilecek neredeyse bütün hastanelerden fazladır. Bu yüzden oldukça iyi klinik eğitimleri vardır.

Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey

Tıp Bölümü Tanıtımı:

İnsanların sağlığını koruma ve geliştirme, hastalık ve sakatlıklarını iyileştirme alanında çalışacak hekimleri yetiştirme ile ilgili eğitim ve araştırma yapılır. Tıp fakültesi diploması alan bir kimse pratisyen hekim ünvanını taşır. Bir pratisyen hekim, uzmanlık sınavında başarılı olduğu taktirde aşağıda belirtilen alanlardan birinde uzmanlaşabilir.

En yaygın biçimde doktor yetiştirmek için var olan tıp fakülteleri insan sağlığı ile ilgili her alanda çalışma yapmak için kurulmuş fakültelerdir. Tıp bölümü insanların hastalıklarını gidermek, bu hastalıklara kalıcı çözümler üretmek, kabaca insanların sağlıklı bir biçimde hayatta kalmalarını sağlamak amacıyla doktor yetiştirmek ve bu alanlarda incelemeler, araştırmalar yapmak amacıyla faaliyet gösteren programlardır.

SaglikBilimleri
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 53

Programın Amacı: 

 Tıp programının amacı, insanların sağlığını koruma ve geliştirme, hastalık ve sakatlıklarını iyileştirme alanında çalışacak sağlık personelini (hekimleri) yetiştirmek ve bu alanda araştırmalar yapmaktır.

Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: 

Tıp programında eğitim süresi 6 yıldır. Bu fakültelerde öğretim “Tıp Doktorluğu” ve “Temel Tıp Bilimlerinde Lisans Eğitimi” olmak üzere iki düzeyde yapılır. Tıp doktorluğu düzeyi üç kademeden oluşur:

(1) Temel Tıp Bilimleri Önlisans Kademesi, öğretimin ilk iki yılını kapsar. Bu dönemde biyoloji, fizik, kimya dersleri ile anatomi, fizyoloji, mikrobiyoloji vb. temel tıp dersleri verilir.

(2) Klinik Bilimleri Yüksek Lisans Kademesi, öğretimin 3., 4. ve 5. sınıflarını kapsamakta ve bazı temel tıp bilimleri dersleri ile klinik, poliklinik gibi uygulama alanları ve gerekli laboratuvar çalışmalarını içermektedir. Bu alandaki ders içerikleri de ağırlıklı olarak pratiğe, laboratuvar ortamı ve klinik ortamında uygulamalı eğitime dayanmaktadır. Bu klinik eğitimi tıp alanının alt dallarında verilmektedir. Bir nevi öğrenilen teorik bilginin pratikte uygulanması ile ilgili olarak temel tıp alanında derslerden oluşuyor denebilir.

(3) Öğretimin 6. yılını kapsayan Aile Hekimliği Kademesi, klinik ve poliklinik uygulamalarını içermektedir. Bu dönem intörnlük dönemi olarak adlandırılan ve bir önceki yıllarda staj biçiminde alınan eğitimin daha detaylı bir biçimde uygulanmasını öngörme amacıyla eğitim görülen dönemdir. Temel Tıp Bilimleri Lisans Eğitimi ise, Temel Tıp Bilimleri Önlisans Kademesini başarı ile tamamlayanlardan dileyenlerin devam edebilecekleri 2 yıllık bir eğitimdir. Bu dönemde, botanik, zooloji, anatomi, biyokimya, biyofizik, mikrobiyoloji vb. dersler okutulmaktadır.

6 yıllık bu eğitim tamamlandığında yüksek lisansa denk diploma sahibi olunmaktadır.

medicine
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 54

Gereken Nitelikler: 

Tıp fakültelerinde okuyacak bireylerin standartların üzerinde bir çalışma disiplinine sahip olması gerektiği oldukça aşikar. Bununla beraber tıp eğitimi alacak bireyler özverili çalışmanın yanında yaptığı mesleğin insan hayatı ile ilişkisi düşünülürse insanlara değer veren, insanlar için mücadele eden bireyler olmalıdır. İleride yöneleceğiniz alana göre değişiklik gösterecek olsa da tıp eğitimi alacak ve bu alanda çalışacak bireyler soğukkanlı, pratik karar verme yetisine sahip olabilen, analitik düşünebilen, sayısal donanımı güçlü ve sayısal alanda temeli olan, yorucu eğitimi olan tıp bölümünün ve mesleğinin ağır şartlarına dayanıklılık gösteren kişiler olmalıdır. Ayrıca operasyona dayalı alanlarda uzmanlaşacak kişilerin konsantrasyonunun, el-göz koordinasyonunun ve el becerilerinin sağlam olması gerektiğini de söyleyebiliriz.

Tıp programında aşağıdaki diplomalar verilir.

Temel Tıp Bilimleri Önlisans Diploması: Temel Tıp Bilimleri Önlisans Kademesini başarı ile tamamlayanlara üniversiteden ayrıldıkları takdirde “Temel Tıp Bilimleri Önlisans Diploması” verilir.

Temel Tıp Bilimleri Lisans Diploması: Temel Tıp Bilimleri Önlisans ve Temel Tıp Bilimleri Lisans eğitimini başarı ile tamamlayanlara “Temel Tıp Bilimleri Lisans Diploması” verilir.

Klinik Bilimleri Yüksek Lisans Diploması: Klinik Bilimleri Yüksek Lisans Kademesini başarı ile tamamlayanlara “Klinik Bilimleri Yüksek Lisans Diploması” verilir.

tip fakultesi basari
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 55

Tıp Doktorluğu Diploması: Tıp Doktorluğu için öngörülen Temel Tıp Bilimleri Önlisans, Klinik Bilimleri Yüksek Lisans ve onları takip eden Aile Hekimliği kademelerini başarı ile tamamlayanlara “Tıp Doktorluğu Diploması” verilir. Tıp eğitimini bitiren bir kimsenin hekimlik yapabilmesi için Tabipler Odasına kaydını yaptırması zorunludur. Tabipler Odası yasası gereğince her 100 hekimin bulunduğu yerde bir tabipler odası açılır. Oda, hekimlerin çalışmalarını meslek yasasına uygunluğu yönünden denetler, onların haklarını korur. Doktorun çalışma koşulları genellikle ağırdır. Resmi bir sağlık kuruluşuna bağlı hekimlerin gündüz çalışmalarına ek olarak gece ve hafta sonu nöbetleri vardır. Ülkemizde hekim sayısı az olduğundan bir hekime düşen hasta sayısı da çok fazla olmaktadır. Muayenehanesi de olan hekimler günün her saatinde dolu demektir. Geceleri hastaya çağrılan doktor, mesleki sorumluluğu gereği gitmek zorundadır. Tıp doktorluğu diploması alan bir kimse “Pratisyen Doktor” ünvanını taşır. Tıp doktoru olan kimse, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı, TUS’ta başarılı olduğu takdirde, aşağıda belirtilen alanlardan birinde uzmanlaşabilir.

– Koruyucu Hekimlik Uzmanlık Dalları: – Halk Sağlığı Epidemiyoloji İşci Sağlığı ve Güvenliği
– Okul Hekimliği Askeri Sağlık Hizmetleri Hekimliği
– Spor Hekimliği
– Hava ve Uzay Hekimliği
– Deniz Hekimliği
– Hijyen ve Koruyucu Hekimlik
– Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji
– Aile Hekimliği

II- İyileştirici Hekimlik (Klinik) Uzmanlık Alanları: 
– İç Hastalıkları,
– Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz,
– Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji,
– Ruh Sağlığı ve Hastalıkları,
– Deri ve Zührevi Hastalıklar,
– Nöroloji (Sinir Sistemi Hastalıklar),
– Genel Cerrahi,
– Çocuk Cerrahisi,
– Ortopedi ve Travmatoloji (İskelet Sistemi Hastalıkları),
– Anesteziyoloji ve Reanimasyon,
– Kadın Hastalıkları ve Doğum,
– Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları,
– Göz Hastalıkları,
– Üroloji (Boşaltım Sistemi Hastalıkları),
– Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon,
– Hidroklimatoloji,
– Radyoloji,
– Göğüs Cerrahisi,
– Kalp ve Damar Cerrahisi,
– Beyin ve Sinir Cerrahisi,
– Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi

III- Laboratuvar Uzmanlık Alanları: – Biyokimya ve Klinik Biyokimya,
– Patolojik Anatomi, Tıbbi Farmakoloji,
– Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji.

IV- Akademik Uzmanlık Dalları: – Adli Tıp,
– Anatomi,
– Fizyoloji,
– Fizyopatoloji,
– Tıbbi Histoloji ve Embriyoloji,
– Tıp Tarihi ve Deontoloji,
– Tıbbi Genetik,
– Nükleer Tıp

. İster uzman ister pratisyen olsun bir doktorun en önemli görevi toplumu ve kişileri her türlü hastalıktan korumak, bütün çabalara karşın sağlığı bozulan kimseleri tedavi etmektir.

saglik
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 56

TIP FAKÜLTESİ İŞ OLANAKLARI VE İŞ ALANLARI NELERDİR? TIP BÖLÜMÜ MEZUNLARI HANGİ UNVANI ALIR? TIP MEZUNLARI NE İŞ YAPAR?

Ülkemizin sağlık personeline, özellikle hekime ihtiyacı gittikçe artmaktadır. Hekim ve sağlık personeli sayısının yetersiz olması ve yurt düzeyinde dengesiz dağılımı yüzünden sağlık hizmetlerinde istenen gelişme sağlanamamaktadır. Ülkemizde her alanda yetişmiş hekime, özellikle pratisyen hekime büyük ihtiyaç vardır. ekimlerin %70’i uzman hekim olup ülkenin gelişmiş bölgelerinde toplandıkları göz önüne alınırsa az gelişmiş bölgelerde hekime olan gereksinme daha iyi anlaşılabilir.

Tıp bölümünün çalışma sahası sağlık bilimleri alanıdır ve bölümü bitiren bireyler hekim unvanını almaktadırlar. Tabi ki eğitimi tamamladıktan sonra pratisyen hekim olarak görev yapmaya başlayabilecek olsa da devam eden süreçte çalışma alanı belirlemek adına farklı alanlarda bulunmaktadır. Bunlar yine sağlık bilimine bağlı ve temelinde doktorluk-hekimlik unvanı bulunsa da kariyer yapma biçimleri farklıdır. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı-Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile uzmanlığa hak kazanarak belirtilen asistanlık döneminden sonra uzman doktor olarak görev yapabilirsiniz. Bu süreçleri tamamlamanız halinde özel hastanelerde çalışabilir ve kendi muayenehanenizi açabilirsiniz. Tıbbi araştırma alanına da yönelmeniz mümkün. Ayrıca her lisans mezununun yönelebileceği akademik çalışmalar yapmak ve akademik personel olmak da tercihlerden birisi olabilir.

kadavrabank
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 57

TIP FAKÜLTESİ TERCİH ETMEK

Tıp fakültesinde okumanın ve yapacağınız işin önemini belirtmekte fayda olduğunu düşünüyoruz. Yaklaşık yirmi yıl öncelerine kadar bölüm tercihleri sınavdan önce yapılmaktaydı. Bu daha sağlıklı bir tercih biçimiydi diyemeyiz fakat daha az puan almayı beklerken daha fazla aldım o zaman meslek garantisi olduğu için tıp tercih edeyim gibi bir anlayışı bir parça da olsa engelleme olasılığı vardı. Bugün insanlar başka bir bölümü tercih etmeyi düşünürken ya daha yüksek puan aldıklarından ya da ailelerinin baskı ve isteklerinden dolayı tıp fakültesi tercih edebiliyorlar. Tıp bu tarz durumlar içinde tercih edilmemeli, gerçekten bu alanda çalışmayı düşünüyorsanız bu bölümü tercih etmenizde yarar var.

TIP FAKÜLTESİNİ NEDEN OKUMAK İSTEDİĞİNİZİ SORGULAYIN

Doktor olmak birçok kişinin çocukluk hayalidir. Bu hayal farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Görece yetişkin olup tıp fakültesi tercih etmek isteyen bir bireyin bunu neden istediğini sorgulaması ve gerçekten okumayı istediğinden emin olması bizim en büyük arzumuz. Bazı bölümler için dile getirdiğimiz bu bölüm bireysel çıkar elde etmek için okunmaz anlayışı tıp için tümüyle geçerli. Tıp, insan hayatıyla doğrudan ilgili bir alan. Doktorluk oldukça değerli bir meslek fakat hakkını yerine getirerek yapmak şartıyla. Tıp okuyacaksanız kendinize insanlar için ne yapabilirim sorusunu sürekli sormayı alışkanlık haline getirmenizi önermek zorundayız. Tıp, iş garantisi var, cerrah olursam çok zengin olurum, insanlar bana saygı gösterir, tıp ülkede önem gören bir bölüm, mühendis veya arkeolog olmak istiyordum ama puanım yetiyor bu yüzden tıp okuyayım anlayışları ile okunmamalı. İnsanlara sağlığını kazandırmak veya onları hayatta tutmak gibi bir amacı olan mesleğin eğitimini bu niyetlerle almamalısınız. Eğer siz önceliğinizi değerli ve kutsal olanlar üzerine kurar ve bunun için gerçekten sıkı bir biçimde çalışırsanız diğer beklentileriniz, arzularınız, hayalleriniz kendiliğinden gerçekleşir.

Sean Locke Getty
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 58

TIP BÖLÜMÜNÜN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

Bir bölümün avantajı ne yazık ki meslek sahibi olmakla, kesin iş bulmakla eşdeğer tutulduğu için tıp okuduğunuzda işsiz kalma olasılığınız; ülkemizdeki sağlık elemanına duyulan ihtiyaç göz önünde bulundurulursa neredeyse sıfır. Tek amacınız olmaması gerektiğini vurgulasak da maddi açıdan ve saygı görme noktasında manevi açılardan tatmin edici olacağını da vurgulamamız gerekir. Eğer severek ve isteyerek okunursa oldukça ilgi çekici, değerli olması ve geniş bir inceleme, çalışma alanının bulunması da avantaj diyebiliriz.

Bölümün dezavantajlarından en önemlisi hem kazanmanın hem okumanın aşırı çaba gerektirmesi ve Türkiye’de eğitimi alınan neredeyse tüm lisans programlarından zor olmasıdır diyebiliriz. Bölümü daha okumaya başladığınızda yorucu bir tempo sizi bekliyor ve uzun yıllar boyunca aynı yorucu tempo hayatınızın bir parçası olarak hayatınızın içinde duracaktır. Diğer bir dezavantaj eğer daha iyi bir kariyer yapmak istiyorsanız oldukça zor bir dil sınavının ve TUS’un sizi bekliyor olduğu gerçeği. Bununla beraber aynı noktadaki dezavantaj ülkede sağlık alanında yaşanabilecek ekonomik sıkıntıların yansıması olarak uzman olmanın oldukça zor hale gelmesi. Pratisyen olarak kalırsanız da zorunlu hizmet gerçeği bir yüke dönüşebilir. Başka bir yandan meslek hayatınızda karşılaşabileceğiniz hastaların zaman zaman anlayışsız davranabilecek olması bir dezavantaj olarak sayılabilir. Komşuların ve akrabaların şuramda bir ağrı var neden olabilir, hadi doktor ol da bizi iyileştir gibi cümleleri de küçük de olsa bu bölümün rahatsız edici yanlarından biri diyebiliriz. Bunlara ek olarak yasal hakların sürekli değişiyor olması da bu bölümü bitirdiğiniz zaman karşınıza çıkacak zorluklardan biridir demek durumundayız.

TIP FAKÜLTESİ TERCİH EDERKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER NELERDİR?

Yukarıda belirtilenler dışında bu bölümü tercih ederken dikkat etmeniz gereken hususlardan biri pratik eğitim alanının daha geniş ve altyapısının daha iyi olduğunu düşündüğünüz üniversiteleri tercih etmeye çalışmak olabilir. Hiçbir tıp bölümünde sadece kuru kuru akademik eğitim vermeyecek olsalar da bazı üniversitelerin pratik eğitiminin daha iyi olması sebebiyle tercih ederken buna dikkat etmelisiniz. Tercih ederken okullardaki Profesörleri ve o okuldan mezun olan kişileri de incelemeye çalışın. Tıp bölümünde kimden öğreti aldığınız ve öğreti alacağınız hocaların öğrencisi olmuş kişilerin ne düşündüğü de önemli bir konu. 

Bölümü İngilizce okumak size puan kazandırabilir ama illa İngilizce olsun diye de bir öneri de sunmuyoruz. Sonuçta tıp fakültesi kendi lügatına sahip. İngilizce gireceğiniz dil sınavında, sınavlarında, pratik sahibi olduğunuz için bir avantaja dönüşebilir. 

Bu bölümü tercih etmeden önce bölümden mezun olmuş insanlarla kesinlikle görüşmeye çalışıp onlardan fikirler alarak hem okuma anlamında hem de meslek edindikten sonraki süreçte kendiniz için uygun olup olmadığından emin olmaya çalışın. Bunlarla beraber olanağınız var ise tıp bölümlerinin derslerine giderek bunun size keyif verip vermediğini anlayabilirsiniz. Sadece puanınız yetiyor diye bu bölümü lütfen tercih etmeyin.

Maddi anlamda dikkat etmeniz gereken şeyler arasında da okulun kütüphane, teknoloji, kampüs, okul toplulukları gibi okulun tüm maddi imkanlarını sayabiliriz. Okulu tercih etmeden gidip görmek zorunda olduğunuzu unutmayın, çünkü 6 yılınız orada geçecek ve bu oldukça önemli bir süre. Okulun kütüphanesi ve teknolojik yeterliliğini de mutlaka incelemelisiniz çünkü bu sizin öğreniminize direkt katkı sağlayacak bir konu. Okul toplulukları ise sosyalleşmenize katkı sağlayacağı için bir okulu tercih etmeden önce güzel etkinlikleri bulunan topluluklarını da incelemeyi ihmal etmeyiniz.

goz
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 59

TIP OKURKEN YAPILMASI GEREKENLER VE YÖNELEBİLECEĞİNİZ ALANLAR NELERDİR?

Tıp okurken yapacağınız en önemli şey tabi ki sürekli çalışma motivasyonunuzu, konsantrasyonunuzu yüksek tutmak olacaktır. Yatarak okuyamayacağınız veya bir şekilde bunu başarsanız da yeterli donanımı kazanamayacağınız bir bölüm olduğunu dikkate almak zorundasınız. Tıp fakülteleri doktor yetiştirmek gibi önemli bir görev gördüklerinin farkında olabildikleri için eğitim biçimlerini buna göre belirlemiş durumdalar bu yüzden sizin kendinizi geliştirmek için yapmanız gereken temel şey sıkı bir biçimde ders takibi yapmanız ve okulda size verilen tüm sorumlulukları yerine getirmeye çalışmanızdır. Bunlarla beraber dilinizi geliştirmek için çabalamalı ve TUS’ta sizi nelerin beklediğini bilerek bilinçli ve sistemli bir öğrenim hayatı geçirmelisiniz. Yönelmeyi düşünebileceğiniz alanı netleştirmek için tabi ki bilgi sahibi olmalısınız fakat kendinizi geliştirmek için sürekli çabalarsanız uzmanlık konusunda hangi alana yöneleceğinize erken dönemde karar verebilirsiniz ve o alana daha fazla odaklanabilirsiniz. Bir yandan da insani duygularınızı sürdürebilmek adına sosyal faaliyetlerin içinde olmaya da çaba gösterin. Eğer sistemli ve düzenli bir eğitim hayatı geçirirseniz bunu yapmaya fırsatınız bulunacaktır.

Aklınızda Bulunsun

Bu kısımda ilk söyleyeceğimiz şey kendinizi iyi tanıyın, tıp fakültesini kesinlikle okumak istediğinizden emin olun, geleceğinizi şekillendirecek bir karar verdiğinizi fark edin ve ayrıca hatırlayın üniversite herkesin okumak zorunda olduğu bir şey değil. Tıp okumak oldukça zorlayıcı ve bu zorluğu gerçekten buna değecek bir şeyler için göze almalısınız çünkü mutluluk ve huzur insanoğlunun öncelikleri arasındadır. 

Hem eğitim hayatındaki hem de meslek hayatındaki yoğun, zorlayıcı çalışma temposu sizi makineleştirmeye müsait olsa da siz insani duygularınızı sürekli taşımak için mücadele edin, çabalayın, meslek hayatınızda anlayışlı, hoşgörülü ve insanlara yardım eden biri olmaya çabalayın. Unutmayın ki yapacağınız işin özü insanlara yararlı olmak, her şey hak ettiğiniz gibi olsun.

doktorlar 1
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 60

Okuyanların Dilinden Tıp Fakültesi

 1. Tıp 6 yıl; bir arkadaşım bunun 4 yılı işte tıp eğitimi kalan 2 yılında da bölümünle ilgili eğitim alıyorsun dedi. Nette böyle bir bilgi görmedim, bu doğru mu?

Değil. Tıp bölümünün ilk 3 yılında teorik eğitim verilir. 4 ve 5. sınıflarda stajlar yapılır. 6. sınıfta internlük (bir nevi doktorluk) yapılır. Tüm Tıp Fakültelerinde olmasa da genelde bu böyledir.

2. Tamam, diyelim ki mezun oldum. Herhalde yalnızca Dr. Ünvanı oluyor. Uzmanlık için ne kadar okumak gerekiyor? Bir de TUS tam olarak ne oluyor ve ne zaman giriliyor?

Branş seçimi tıp eğitiminin 6 yıllık süreci içinde değildir. Okul bittikten sonra girilen TUS’tan sonra eğer başarabilirseniz istediğiniz branşın asistanlığını yaparsınız. Bu dönemde Doktorsunuzdur ama eğitimde devam eder. Uzmanlık da ortalama olarak 4 – 6 yıl kadar sürmektedir. Ve bu eğitimin sonunda bir branşın Uzm. Dr‘u olursunuz.Tıpta Uzmanlık Sınavı yılda iki defa yapılmaktadır. Şu an her bir sınava ortalama 10.000 mezun doktor girmekte ve yalnızca bunların yaklaşık olarak 2.000 tanesi uzmanlık eğitimine başlayabilmektedir.

3. Peki, mesela devlette ve özelde çalışan doktorlar var. Bu neye göre değişiyor? Yani neye göre devlet veya özel?

Bu bir tercih meselesi sayılabilir. Uzmanlığınızı bitirdikten sonra isterseniz devlet hastanelerinde isterseniz de özel hastanelerde çalışabilirsiniz. Çok az olsa da özel hastanelerde çalışan pratisyen hekimlerde bulunmaktadır.

laboratuvar
Tıp Bölümü Nedir? Tıp Fakültesi Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 61

4. Tıp seçtiğiniz için hiç pişman olduğunuz oluyor mu? Ve düzenli ve fazla çalışma mı gerektiriyor?

Neredeyse her sınavımdan önce karmakarışık duygular hissediyorum. Bu duyguların içinde pişmanlık, stres, kızgınlık, yorgunluk gibi duygular var. Ama tek başına pişmanlık denemez. Eğer sürekli yeni şeyler öğrenmek, uçsuz bucaksız bir deryada boğulmak isteyen bir insansanız bu duygunun adı hiçbir zaman pişmanlık olmayacaktır. Ama yeri geldiğinde eğitimin zorluğuna, yorgunluğuna, yoğunluğuna, stresine yenik düşeceğimiz yerler de olacaktır.

Düzenli ve fazla çalışma bu eğitimin doğasında var. Çünkü öğrendiğin neredeyse hiçbir bilgiyi tek seferde öğrenemeyeceksin. Bunun için sürekli çalışma, tekrar ve okumak gerekecek. Basit bir karşılaştırma yaparsam üniversite sınavına çalıştığımız dönemdeki çalışmaların 2 – 3 katını çalışabiliyoruz. Bu göz korkutucu olabilir ama bu sizin için okula başladıktan sonra yapılması gereken bir iş olacak. Ve eninde sonunda öğrenip, ders çalışmanın bir zorluk değil bir gereklilik olacağını düşüneceksiniz. Sonuç olarak başlarken ders çalışmak zor gelebilir ama ilerleyen dönemlerde daha basit bir hal alacaktır.

Tıp Fakültesinde dersler en temel seviyeden balşayarak anlatılmaya başlanır. İlk derslerinizden biri “Hücre” olacak mesela.
Bu yüzden liseden bir temele çok ihtiyaç duymayacaksınız. Tıbbın kendi temelini kuracak ve bunun üzerine gelişeceksiniz.

Tıpta Uzmanlık Sınavının amacı uzmanlık eğitimi almak isteyen adaylar arsında eleme yapmaktır. Uzmanlık sınavına 15.000 kişi girerken bunlardan sadece 4.000 kadarı uzmanlık sınavını kazanmaktadır.

TUS’u kazanamayan adayların Hekimlik yapması konusunda bir problem yoktur. Sadece uzmanlık yapamıyorlar.

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Tanıtımı:

Bilgisayar sistemlerinin yapısı, tasarımı, geliştirilmesi ve bu sistemlerin kullanımları konularında eğitim ve araştırma yapılır. Yönetim, eğitim, endüstri ve ticaret alanlarında, faaliyet gösteren çeşitli kamu kuruluşları ile özel kuruluşlarda, bankalarda, bilgisayar donanımı ve yazılımı hazırlayan firmalarda çalışılabilir. Programın Amacı:Bilgisayar mühendisliği programı bilgisayar sistemlerinin yapısı, tasarımı, geliştirilmesi ve bu sistemlerin kullanımları konularında eğitim ve araştırma yapar.

Programda Okutulan Belli Başlı Dersler:

Bilgisayar mühendisliği bölümünde eğitim süresi 4 yıldır. Okutulan dersler bilgisayar donanım yapısı, programlama dilleri, veri yapıları ve algoritmalar, sayısal çözümleme, veri tabanı sistemleri, mantıksal tasarım, mikroişleyiciler, veri iletişim, sistem çözümleme, yönetim bilişim sistemleri gibi meslek derslerinden ve matematik, istatistik, fizik, elektrik, elektronik, ekonomi, işletme yönetimi gibi temel destek derslerinden oluşur. Meslek dersleri laboratuvar uygulamaları ile desteklenir. Öğrenciler kuramsal ve uygulamalı dersler yanında, gerek üniversite bilgisayar merkezlerinde, gerekse üniversite dışında bilgisayar merkezi olan kuruluşlarda yaz stajları yaparlar.

Elektronik mi Yoksa Bilgisayar Muhendisligi mi
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 68

Gereken Nitelikler:

Bilgisayar mühendisliği programına girmek isteyenlerin normalin üstünde bir genel akademik yeteneğe, üstün bir sayısal düşünme gücüne ve sağlam bir mantığa sahip, dikkatli, sabırlı ve yaratıcı kişiler olmaları gerekir.

Bilgisayar Mühendisi Kimdir?

Bilgisayar mühendisi çip, analog sensör, devre kartı, klavye, modem ve yazıcılar dahil olmak üzere bilgisayar donanım ve ekipmanlarının araştırılması, tasarlanması, geliştirilmesi ve test edilmesinden sorumludur.Temel olarak yazılım, programlama ve algoritma ile ilgilenir.

Bilgisayar Mühendisinin Sorumlulukları Nelerdir?

Bilgisayar mühendisi, bilişim sistemleri yöneticiliği, bilgisayar sistemleri analisti ve yazılım uygulamaları geliştiriciliği gibi farklı sahalarda uzman olabilmektedir. Uzmanlık sahasına bağlı olarak görev tanımı farklılık gösteren bilgisayar mühendisinin genel mesleki sorumlulukları şunlardır;

  • Mevcut teknoloji ve test araçlarını kullanarak düzenli donanım testleri gerçekleştirmek,
  • Yeni ve yeniden yapılandırılmış anakartlar için doğrulama testi gerçekleştirmek,
  • Düzenli bakım faaliyetleri gerçekleştirmek ve bilgisayar donanımı sorunlarını gidermek,
  • Mevcut bilgisayar ekipmanını güncellemek ve yeni teknolojiyi eski ekipmanlara entegre etmek,
  • Yeni mobil uygulamalar oluşturmak için yazılım geliştirme ekibi ile işbirliği içerisinde çalışmak,
  • Dahili ağ fonksiyonları ve herhangi bir internet özellikli uygulama kullanımı için yönetici personeline teknik destek sağlamak,
  • Potansiyel bilgisayar korsanlık tehditlerinden korunmasını sağlamak için şirketin bulut depolama hesaplarını kontrol etmek,
  • İhtiyaçları öngörmek ve gerektiğinde yedek donanım ekipmanını tedarik etmek.

Bilgisayar Mühendisi Olmak İçin Almak Gereken Eğitimler Nelerdir?

Bilgisayar mühendisi olmak için, üniversitelerin dört yıllık eğitim veren Bilgisayar Mühendisliği bölümünden lisans derecesi ile mezun olma şartı bulunmaktadır.

İşverenlerin Bilgisayar Mühendisinde Aradığı Nitelikler Nelerdir?

Mükemmel teknik yetkinlik sahibi olması ve problem çözme becerisini göstermesi beklenen bilgisayar mühendisinin diğer nitelikleri şu başlıklar altında toplanabilir;

  • Analitik düşünme kabiliyetine sahip olmak,
  • Detay odaklı çalışmak ve uzun süre konsantrasyon sağlayabilmek,
  • Yaratıcılık ve eleştirel düşünce yapısına sahip olmak,
  • Ekip çalışmasına yatkınlık göstermek,
  • Mesleki yenilikleri öğrenmeye istekli olmak,
  • Erkek adaylar için askeri yükümlülüğü bulunmamak.

donanim abd
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 69

İŞ ALANLARI

Bilgisayar Mühendisliği Mezunlarının çalıştıkları yer ve şirketlerle ilgili örnek olması ve ufuk vermesi açısından, bu linkten Yeditepe mezunlarının hangi ülkelerde, hangi şirketlerde çalıştığını örnek olarak inceleyebilir siniz.

  • Yazılım/Programcılık İşleri
  • Bilgi İşlem Sektörü
  • İstatistik ve Analiz
  • Tıp Sektörü
  • Yapay Zeka Sektörü
  • Oyun Sektörü

Yazılım/Programcılık İşleri

Yazılım ve programcılık işlerinin ucu açıktır. Sırf bu sektörde bile tonla alt alan bulunmaktadır.
Web programlama, Mobil programlama, Masaüstü programı programlama, socket programlama, gömülü sistem programlaması diye gider.

Bilgi İşlem Sektörü

Çoğu kişi bilgi işlemi tamircilik zanneder. Bu oldukça komik bir ön yargıdır. Zira bilgi işlem kurumların bel kemiğini oluşturur. Bilgi işlem departmanlarının bol bol mühendise ihtiyaçları vardır. Bilgi işlem içerisinde Server Adminliği yapabileceğiniz gibi Database yönetimi gibi işler de yapabilirsiniz. Hatta Bilgi İşlem’in bir de Network aşaması vardır ki bu başlı başına bir ayrı bir dünyadır. Bir bilgisayar mühendisi network öğrenerek dahi hatrı sayılır maaşlar alabilir. Tabii ki network işlemleri bilgi işlemin ana damarlarından birisidir.

İstatistik ve Analiz

İstatistik ve analiz işlemleri artık tamamen yazılım ve donanım aracılığıyla yapılmaktadır. Ve bu işlemlerin yapılabilmesi için açık açık bilgisayar mühendisine ihtiyaç vardır. Bu tip analiz işlemleri düz programcıların yapabilecekleri işlerden değildir. Zira Big Data yönetimi gibi konseptlerin bilinmesi gerekebilir. Analiz edilecek verinin büyüklüğüne göre bu durum değişse de iş Hadoop bilmeye kadar gider ki, eğer bu sektöre girebilirseniz -ki zordur güzel kazançlar elde edebilmeniz mümkündür.

Tıp Sektörü

Artık tümörleri, vücuttaki bazı problemleri yazılım aracılığıyla tespit etmek mümkün. Direkt tümör tespit eden yazılımlar geliştirilmiş durumda. Bu iş nasıl yapılıyor derseniz Görüntü İşleme (Image Processing) dediğimiz yöntemle hasta üzerinde tetkik yapılıp görüntü elde edildikten sonra programla kontrol yapılıyor. Bir doktor gözden kaçırsa bile yazılım bunu tespit edebiliyor. Bu sektörün de oldukça önü açık durumda. Size kıyak yapayım, bu işin ucu Python’dan geçiyor.

Yapay Zeka Sektörü

Henüz tam bir sektörü yok bunun kabul. Evet Boston Dynamics’te de işe girmek zor olur bunu da kabul ediyoruz. Ama şimdiden kendinizi hazırlasanız fena olmaz. Zira yapay zeka sektörü koşarak geliyor ve bu sektörde programcılık yapacak pek çok kişiye ihtiyaç duyulacak. Siz de bunlardan birisi olursanız, sektörün başını tutan birisi olarak bol bol para kazanabilirsiniz. Anahtar kelimeler – artificial intelligence, neural networks.

Oyun Sektörü

Şunu açıkça dememiz lazım, bilgisayar Mühendisliği bölümünde grafikle ilgili neredeyse hiçbir şey öğretilmez, ancak grafiklere iş yaptırmak istiyorsanız yazılımcıya ihtiyaç duyarsınız. Bu yüzden Oyun firmaları bol bol bilgisayar mühendisi istihdam ederler. Siz de bu sektörde kendinize bir yer bulabilirsiniz. Oyun motorlarına hakimseniz şansınız kat be kat artar.

Elektronik mi Yoksa Bilgisayar Muhendisligi mi
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 70

Neden Bilgisayar Mühendisliği?

Bilgisayar Alanında Eğitim Almak İçin İlk 10 Neden

(Kaynak: ACM, Computing Careers)

1. Bilgisayar, yaptığımız her şeyin bir parçası.

Bilgisayarlı hesaplama ve bilgisayar teknolojileri, kullandığımız arabalardan izlediğimiz filmlere kadar hayatımızın neredeyse her alanında yer bulan parçalar haline geldi. Bilgisayar bilimlerinin farklı boyutlarını anlayabilmek, eğitimli bir 21.yüzyıl insanının sahip olması gereken temel özelliklerden biri. Hedefiniz ister bilim insanı olmak, ister popüler bir uygulama geliştirmek, ya da isterseniz yalnızca birisi “bilgisayar bir hata yaptı” dediğinde onu anlayabilmek olsun; bilgisayar bilimleri alanında eğitim almak size çok değerli bilgiler kazandıracaktır.

2. Bilgisayar alanında uzmanlaşmak zorlu ve karmaşık problemleri çözebilme yeteneği kazanmanıza yardımcı olur.

Bu alan çok geniş bir insan topluluğuna, ilgi alanlarından bağımsız olarak, ödüllendirici ve ilgi çekici olanaklar sunar. Bilgisayar bilimleri, çözülmesi hayal gücü ve farkındalık gerektiren derin ve çok boyutlu problemleri çözebilme yeteneği gerektirir ve bu yeteneğin gelişiminde yardımcı olur.

3. Bilgisayar bilimleri dünya üzerinde pozitif yönde bir değişim yaratmanıza olanak sağlar.

Bilgisayarlı sistemler bilim, mühendislik, işletme, eğlence sektörü ve eğitim gibi birçok alanda yeni buluşların ortaya çıkmasının arkasındaki temel güçlerden biridir. İnsan genom projesi, AIDS aşısı araştırmaları, çevre gözetim ve koruma uygulamaları gibi sayısız konuda bilgisayar destekli çalışmalar yürütülüyor. Eğer siz de dünyaya katkıda bulunmak istiyorsanız, bilgisayar bilimleri tam size göre.

4. Bilgisayar bilimleri kazançlı kariyer imkanları sunar.

İş hayatında en çok kazandıran ve en yüksek iş memnuniyeti sağlayan alanlardan biri bilgisayar bilimleri alanıdır. Yeni buluşlar ve bu yeni buluşların getirdiği alan içi yenilikler, sürekli dinamik bir şekilde ileriye doğru giden rekabetçi bir ortam doğmasına neden olmaktadır. Bu nedenle hem kariyer imkanları, hem de memnuniyet açısından bilgisayar bilimleri alanı her geçen gün yeni olasılıklar sunmaktadır.

5. Nerede olursanız olun, iş imkanları kalıcıdır.

2020 yılına kadar, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik konularındaki her iki işten birinin bilişim alanında olması bekleniyor. (Kaynak: http://pathways.acm.org) Bilgisayar dünyasında beklenen gelişmelerle küresel ölçekte tüm kuruluşların bu alanda birikim sahibi yeni yeteneklere bugünkünden daha da fazla ihtiyaç duyması kaçınılmaz olacak.

bilgisayar 2
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 71

6. Bilgisayar bilimleri alanında uzmanlaşmak, asıl kariyer tercihiniz ne olursa olsun size avantaj sağlar.

Bilgisayar mühendisliği diplomasına sahip olmak, hangi alanda çalışacak olursanız olun, size geniş bir bilgi dağarcığı, problem çözme ve mantıksal düşünme yeteneği gibi avantajlar sağlar.

7. Bilgisayar bilimleri yaratıcılık ve yenilikçilik olanakları verir.

Yüksek kalitede bilgisayar çözümleri oluşturmak en üst seviyede yaratıcılık isteyen ve pek çok farklı alanda yaratıcı işleri destekleyen çözümler ortaya çıkarmayı gerektirir.

8. Bilgisayar alanı hem ekip çalışması, hem de bireysel çalışma seçeneklerine sahiptir.

Bu alanda çoğu zaman farklı konularda yetenekleri olan insanların oluşturduğu bir ekibin parçası olmak gerekse de, bireysel kabiliyet ve hayal gücü oldukça önemli bir yere sahiptir.

9. Bilgisayar bilimleri, çok yönlü bir akademik hazırlığın önemli parçasıdır.

Çok sayıda üniversite ve işveren bilgisayar bilimleri dersi ya da alanındaki başarıyı çok yönlülüğün göstergesi olarak görmektedir.

10. Bilgisayar alanındaki gelecek olanakları sınırsızdır.

Bu alan, sırada neyin olduğunu tahmin etmenin imkansız olduğun alanlardan biridir. Bu yüzden bilgisayar bilimleri alanında çalışmanın ve alana katkıda bulunmanın yolları sayısızdır, ve bu yapacağınız işi etkileyici ve heyecan verici kılar.

Yeni Mezun Bilgisayar Mühendisi ve Piyasanın Beklentileri

Özelsektörün genel sorunu sanırım yeni mezunların iş bulurken çok zorlanmaları veya düşük maaşla işe başlamaları. Bu yazımda yeni mezun bir bilgisayar mühendisi ve Java Yazılım Mühendisi unvanı ile çalışan birisi olarak piyasanın bizden beklentileri, Türkiye-Rusya-ABD/Avrupa, hakkında dilim döndüğü kadar bir şeyler karalayacağım.

Öncelikle bu konuda en az maaş/verim/deneyim arayan ülke Türkiye sanırım. Gözüme çarpan ise Rusya’nın bu konuda daha tecrübeli yeni mezunlar istemesi. ABD/Avrupa ise biraz daha ortada kalıyor. Bu kanıya nereden vardığıma gelirsek, Avrupa/ABD menşeili firmalar biraz daha genel bilgi isterlerken, örneğim multi thread konusunu biraz daha genel sorarlarken, Rusların bu konuda daha detaya inmeleri, multi thread fonksiyonlarının ne iş yatıklarını özellikle sormaları, yine aynı şekilde diğer konularda da bu detaylara iniyorlar.

Peki yeni mezun neden iş bulamaz?

Çünkü tecrübesizdir. Hemen burada devreye “İyi de kardeşim adam zaten yeni mezun, nasıl tecrübesi olsun?” sorusu geliyor akıllara. O zaman “Yeni mezun bir mühendisin tecrübesi ne olur?” sorusunu cevaplamamız gerekiyor. Yeni mezun bir mühendisin tecrübesi üniversite hayatı boyunca yaptıklarıdır, okuduğu kitaplara kadar! Örneğin bilgisayar mühendisliği öğrencisi için yaptığı projelerdir, kendi alanına dair okuduğu makalelerdir, öğrenmeye çalıştığı İngilizcesidir/Almancasıdır/Rusçasıdır, gittiği sempozyum/organizasyon/etkinliktir, katılığı üniversite gruplarıdır, hocalarının verdiği ödevi “nasıl daha iyi YAPABİLİRİM” diye kendisine sorması bu yeni mezun mühendisin tecrübesidir. Tecrübelerinden en önemlilerinden birisi ise kesinlikle yaptığı uzun veya kısa dönem stajlarıdır. İşte bütün bunların hepsi yeni mezun bir mühendisin tecrübeleridir! Aynı zamanda onun en büyük referansıdır!

Türkiye’de Yeni Mezun Tecrübesi

Sanırım burada Türk öğrenciler olarak yollarımız diğer ülkelerdeki öğrencilerle ayrılıyor. Yukarıda yazdığım tecrübeler Türk öğrenciler olarak bizlerde çok daha az bulunuyor. Özellikle yabancı dil ve yaptığımız projeler konusunda. Zaten aldığımız eğitim ortada, ki bunu 4 sene Türkiye’de 3 sene de Rusya’da eğitim görmüş birisi olarak çok rahat bir şekilde karşılaştırma yetisine sahibim, bunun üstüne bir de bizim tembelliğimiz eklenince oraya feci bir öğrenci/yeni mezun profili çıkıyor. Bunu bilen sektör de yeni mezunları ya işe almıyor ya da çok düşük maaşla işe başlatıyor. Neden? Çünkü üniversite boyunca bir şey yapmadık, bütün her şeyi şimdi öğrenmeye başlayacağız. Sıfırdan, yeniden…

bilgisayar 3
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 72

Türkiye’de Özel Sektörün Bir Bilgisayar Mühendisinden Beklentisi

Bu konuda da Türk firmaları diğer ülke firmalarından ayrılıyor. Şu ana kadar gördüğüm Türkiye’de genel oturmuş bir işe alım yapısı yok. Bazen ayaküstü yaptığınız bir sohbetle iş bulabilirken bazen de günler süren mülakatlar oluyor. Her ikisini de tecrübe ettim! Yazımın ikinci paragrafında da belirttiğim gibi Türkiye yeni mezunlarda en az bilgi/birikim arayan ülke gibi geliyor bana. Peki piyasa bizlerden ne bekliyor?

  1. İngilizce! Bunu en başa yazmak istiyorum çünkü ne yazık ki Türkiye’de kaynak da üretmiyoruz, bilgi de. Doğal olarak bilgiyi de yine dışarıdan alıyoruz. Bu yüzden İngilizce bence birinci sırada geliyor.
  2. Naylon olmayan, içerisi dolu, bir şeyler öğrenilmiş staj/stajlar. Bu konuda en büyük ikinci etken bence. Çünkü mülakatlara gittiğinizde size sorulacak ilk veya ikinci soru stajınızı nerede yaptığınız. Eğer ki dolu bir staj yapmadıysanız ne yazık ki anlatacağınız veya bahsedeceğiniz bir şey olmayacak ve mülakattan boynunuz bükük ayrılacaksınız.
  3. Okul boyunca yaptığınız projeler. İşte en büyük tecrübelerinizden birisi de bu. Çünkü her proje aşılması gereken algoritmik bir problem demek, öğrenilecek bir sürü yeni teknoloji veya tecrübe demek. Kısacası sizin bir sorunu nasıl aşabileceğinizi öğrenmeniz demek!
  4. Okul hayatı boyunca katıldığınız topluluk/etkinlik/sempozyumlar. Emin olun size en fazla faydası dokunacak olaylardan birisi de bu tür etkinliklere katılmak. Çünkü her etkinlik yeni kişiler demek, yeni kişiler ise yeni bilgiler, yeni teknolojiler öğrenmeniz demek, sizin ufkunuzun biraz daha açılması demek. Hatta staj, burs veya iş teklifi demek..
  5. Mümkünse daha önceden bir yerlerde çalışmanız. Bunu isteyebiliyorlar, çünkü gerçek bir projede çalışmış ve tecrübeniz olmasını istiyorlar, bir takımla nasıl çalışılır bilmenizi istiyorlar. Özellikle okulun son zamanlarına doğru yapılabilecek bir şey. ( NOT: Bir çok yerde dışardan(freelancer) çalışmanız tecrübe olarak sayılmayacaktır. Tabiki de sizin için bir artıdır bu, fakat takım çalışması vs. olmadığı için tecrübenizden saymayabilirler. )
  6. Açık olmanız! Ne demek bu? Yeni teknolojilere açık olmanız, bir şeyleri sürekli öğrenmeye açık olmanız demek. Sürekli araştırıyor olmanız demek. Mezun olunca göreceksiniz ki sürekli bir şeyler değişiyor, gelişiyor veya yenisi çıkıyor. İşte bütün bunlara adapte olmanız için sürekli araştırıyor, öğreniyor olmanız gerekiyor. Burada birinci maddeye atıf yapmak istiyorum. Bu dediklerimin hepsini genelde İngilizce kaynaklardan öğreneceğiniz için bu bu yüzden sektör sizden İngilizce bilmenizi istiyor. Yani hem sizin hem de kendisinin ayakta kalabilmesi için!

İşte bütün bunlar piyasanın yeni mezunlardan beklentisi. Tabiki bunlar artabilir, daha fazla şey eklenebilir veya firmasına göre azabilir.

Tecrübelerimi, aklıma gelenleri elimden geldiği kadar anlatmaya çalıştım. Bir sonraki yazım ise bu konuda daha çok teknik detaylara değineceğim; programlama, veritabanı, algoritmalar vs, mezun olmadan neleri bilmeden, anlamadan mezun olmamamız gerektiğinden bahsedeceğim.. Genel olarak mülakatlarda ne tür soruları sordukları, neleri bilmemiz gerektiğine dair, hatta mülakatlarda sorulan kod soruları veya verilebilecek mülakat ödevleri hakkında bahsedeceğim.

bilgisayar muhendisligi
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Nedir? Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Hakkında Aklınıza Takılan Herşey 73

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu ne iş yapar? İş imkanları nelerdir? (Okuyanlar ne dedi)

Teknolojiye şöyle bir baktığımızda Bilgisayar Mühendislerinin çalışacakları bir çok alan vardır. En güzeli araştırma-geliştirme firmalarında çalışmaktır. Bilgisayar mühendisleri üniversitelerin içerisinde açılan teknoloji yazılım firmalarında, askeri işler yapan firmalarda, bankalarda veya bilim kurumlarında çalışabilirler.

İçinde elektronik bir şeylerin üretildiği her firmada yapacağı şeyler vardır. Günümüzde beyaz eşyaların içleri bile gömülü yazılımlar içermekte. Çünkü kullandığımız her elektronik cihaz, içinde yazılım bulunduruyor. Donanımlar genelde sabit kalsa da onun üzerindeki yazılım o donanımın işlevlerini artırıyor/hızlandırıyor.
Yani bir işi daha hızlı/iyi/verimli nasıl yapabilirim meselesi.

Sadece yazılım yapar mantığı bilgisayar mühendisleri için çok yanlış ve kısıtlı bir algı. Yazılım, teknoloji olan her alanda birçok pozisyon bilgisayar mühendisliği için mevcut. Bir teknoloji firmasında (IBM, Oracle Microsoft gibi)satış danışmanı olarak, Yazılım projelerinde İş analisti olarak, yazılım firmalarında, bankalarda yazılım geliştirici, danışmanlık firmalarında danışman olarak tercih edilecek olan kişi bilgisayar mühendisleridir.


Bilgisayar Mühendisliği mezunları yazılım firmalarında,telekominikasyon şirketlerinde,reklam ajanslarında,büyük şirketlerin IT ya da ar-ge departmanlarında kısacası yazılım ve programlamanın olduğu her alanda iş bulabilirler.

İş olanakları çok geniş, fakat genelde kendi girişimlerini yaparak okul döneminde çalışmaya başlar öğrenciler.

Genel anlamda programlama uzerine yogunlasan bir bolum. Tabii bir ise girdiginizde yapabilecekleriniz size bagli olan bir sey. Bankacilik yazilimi yapan bir sirkete girerseniz o konu uzerine yogunlasirsiniz. Ama en onemlisi kendinizi ne kadar gelistirebildiginiz. Ilerleme kaydederseniz oyun yazilimi yapma sansiniz olabilir.

En başta kendi işini kurmak isteyen kişiler için biçilmiş kaftandır çünkü kendi işinizi kurmanız için gerekli tüm masraflrı bedavaya getirebilir..Kendi sitenizi kurar ve işlerinizi sanal ortamdan internetten halledebilirsiniz. Güzel bir oyun tasarlar bunu google play storeda yayınlayıp para kazanabilirsiniz. Ama dil kesinlikle bilmelisiniz çünkü iyi şirketlere girmek istiyorsanız dil ve beceri gerekiyor.

Eğer siz bölüme girdikten sonra okurken derslerinizde başarılı olmak için bir çaba göstermiyorsanız, özellikle ikinci sene ikinci dönemden itibaren staj için kapı kapı dolaşmıyorsanız, sosyal tecrübelerinizi sadece bilgisayar başında temellendiriyorsanız, okulu henüz bitirmeden belli başlı projelerde adınız yoksa veya herhangi bir çalışmanız yoksa, üzgünüm. Şu çağda elle tutulur yüksek kalibreli herhangi bir iş yapabilmeniz pek mümkün değil.

Diyorsanız hayır böyle değil. Gereken neyse yapacağım diyorsanız, bir çok alanda işiniz hazır. Sonuçta günümüzde bilgisayar ile ve bilgisayar destekli çalışabilen bütün her şey için çalışıyor olabilirsiniz. Sadece biraz kendi hayal gücünüze ihtiyacınız var.

Bilgisayar Mühendisinin mezun olurken önünde iki seçenek vardır. Yazılım veya donanım bölümlerinden birini tercih ederek kariyerine başlar. Tabii bu seçim okul zamanında yapılan bir seçimdir. Yazılımı seçtiği zaman genelde ihtiyaç üzerine programlar geliştirecek veya mevcut programları biraz daha ihtiyaçlara uygun şekilde şekillendirecektir. Donanım kısmında ise, her ne kadar Türkiye’de donanım uzmanı az olsa da, bilgisayarın genelde elektronik kısmı ile ilgilenecektir. Okuduğunuz süre boyunca size söylenecek olan “Kardeşim her yerde de Bilgisayar Mühendisi var. Size ekmek kalmaz!” sözlerine inanmayın. Maalesef Türkiye de halen nitelikli bir Bilgisayar Mühendisi kitlesi mevcut değil. Zaten Bilgisayar Mühendisliği bölümünü zorunluluktan yazıyorsanız ya da puanınız diğer bölümlere yetmediği için yazıyorsanız bence yazmayın. Yoksa gerçekten meslek hayatınız çok zorlu geçecek.

Öncelikle son derece geniş bir çalışma alanı vardır. Büyük bir kısım yazılım alanında çalışmaktadır bunun dışında donanım konusunda da bilgi sahibi olunduğu için bu alanda da çalışılabilir. Yapay zeka, big data, bilgisayar grafiği ve daha bir çok çalışma alanı bulunur. Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle mezunlara duyulan ihtiyaç artmaktadır. (Bkz. LinkedIn en çok aranan nitelikler anketleri)

Bence ana kıstas yazılım sektöründe ileride bu yazılım mühendisliğinin temelleri olacaktır. Şuan çalıştığım şirkette 2 yıllık bilgisayar programcılığı eğitimini alıp bir çok bilgisayar mühendisinden ve benden çok daha iyi kod yazabilen yazılımcı arkadaşlarım var. Ama daha önce yazdığı programlar bir mühendislik temeline dayanmadığı için ve kısa günü kurtardığı için sürekli patlamakta ve şirketi zor duruma sokmaktadır. Herkes yazılımcı olabilir, herkes kod yazabiliyor ama iyi bir mühendis olmak çok farklı bir şeydir. Yazılım yada bilgisayar mühendisliği eğitimi alacak arkadaşlar iyi bir yazılımcıdan öte çok iyi bir mühendis olmak için gayret etmeliler. Bir zaman sonra yeni mezun için o çok zor görünen kod yazma olayı bir süre sonra eğlenceli hale gelebiliyor. Ama mühendislik temelleri ise yaptığınız işin kalitesini belirliyor.

kljk

1
%
Support
1
%
Design
[qa-quiz id=”1339″]
1
%
Support

FAQ

Most frequent questions and answers

Can i edit the files ?

I am item content. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar leo.

Is it Layered ?

I am item content. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec mattis, pulvinar dapibus leo.

How can i edit the masks ?

I am item content. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

What do i need to open the files ?

I am item content. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Is the font free ?

I am item content. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Fields of expertise

Graphic Design

I am text block. Click edit button to change this text.

Web development

I am text block. Click edit button to change this text.

Brand strategy

I am text block. Click edit button to change this text.

Consultant

I am text block. Click edit button to change this text.

Art direction

I am text block. Click edit button to change this text.

Investors

I am text block. Click edit button to change this text.

Graphic Design

65%

UI / UX

82%

Web Design

74%

Our gallery

Grid Gallery Slide

u6
u5

I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

u7

About the company

It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout. The point of using Lorem Ipsum is that it has a more-or-less normal distribution of letters, as opposed to using ‘Content here, content here’, making it look like readable English. Many desktop

Matematik Çalışması İçin Genel İpuçları

Bunlar, ortaya çıkarmak için yeterince önemli olan veya diğer bölümlerin hiçbirine sığmadığı için genel ipuçları.

  • Sınıfa gitmek. Unutmayın ki matematik birikimlidir. Eğer derse girmezseniz, sonraki bölümlerde ve / veya önemli duyurularda kullanılacak önemli materyalleri özleyeceksiniz.

  • Zamanında sınıfa alın. Bazen önemli duyurular, sadece bir sınıfın ilk birkaç dakikasında verilir.
  • Ders Sırasında DİNLE Sınıftan bir şey çıkarmak için sınıfta dinlemeniz gerekir. Genellikle bunu yapmak zor olabilir ama çok önemlidir. Bazen önemli fikirler tahtaya yazılmayacak, sadece eğitmen tarafından konuşulacak. 

    Sadece kelimelerle olsa bile, eğitmenin vurguladığı şeyleri izleyin. Bu genellikle eğitmenin bunun önemli olduğunu düşündüğü anlamına gelir. Bir eğitmenin bir konuyu ne kadar önemli düşündüğü, sınavda ortaya çıkma olasılığı o kadar fazladır!

  • İyi not al. Eğitmenin gemiye koyduğu her şeyi yazmaya çalışın. Eğitmeni izlerken kolay gözükebilir, ancak bunu yapmanın zamanı geldiğinde çoğu zaman kolay değildir. İyi bir not seti, bu problemlerin nasıl yapılacağını hatırlatmanıza yardımcı olacaktır. Bazı eğitmenler için her şeyi yazmak zor olabilir. Bu gibi durumlarda mümkün olduğunca yazmaya çalışmalısınız. 

    Bunun bir önceki ipucuyla çelişkili göründüğünü de unutmayın. İyi bir nota seti dinlemek ve almak genellikle zordur. Bu, genellikle yalnızca pratikle kazanılan bir şeydir. Dersin önemli kısımlarını yazarken dinleyebilmeniz gerekir. 

  • Hem dinlemekte hem de iyi notlar almakta sorun yaşadığınızı tespit ederseniz, bir kayıt cihazı getirip dersi kaydetmeyi düşünebilirsiniz. Ancak bunu yapmadan önce eğitmeninizle konuşmanız gerektiğini unutmayın. Dünyada derslerini kaydetmekten hoşlanmayan birkaç eğitmen var.
  • Sorular sor. Eğer bir şey anlamıyorsanız, eğitmeninize sorun. Muhtemelen sen anlamayan bir tek sen değilsin.

  • Başkaları Soru Sorurken Dinleyin. Diğer öğrenciler soru sorduğunda hem soruyu hem de cevabı dinlediğinizden emin olun. Soruyu soran öğrencinin, düşünmediğiniz bir şeyi düşündüğü olabilir.

  • Dersten Sonra Notları Gözden Geçirin. Her dersten sonra notlarınızı gözden geçirmelisiniz. Kafa karıştırıcı bulduğunuz konuları not alın ve eğitmeninizden veya öğretmeninizden konuyu anlamanıza yardımcı olacak sorular sorabilirsiniz.

  • Dizin Kartları Kümesi Yap. Üzerinde önemli formüller ve kavramlar bulunan bir dizi dizin kartı hazırlayın. Birkaç boş dakikanız olduğunda bakmak için bunları yanınızda taşıyabilirsiniz. Önemli formülleri ve kavramları ezberlemenize yardımcı olmak için bunları kullanın.

  • (Uygun) Notasyonunu Öğrenin. Eğitmenler bunu bildiğinizi varsayacaktır ve böylece birçok eğitmen kötü gösterim için dikkat çekecektir.

  • Bir Çalışma Grubuna Girin. Gruplar halinde çalışmak genellikle yararlıdır. İnsanlar genellikle farklı şeylere bakarlar; böylece başkası karıştığınız bir konuyu anlayamayan veya anlayamayan bir sorunu nasıl çözeceğini görebilir.
  • Not Son Tarihler. Ev ödevi için vade tarihlerini ve bunları göreceğiniz bir yerdeki sınavların tarihlerini yazın, böylece onları unutmazsınız.

  • Eğitim / Ödev İçin Bütçe Uygun Zaman. Konuyu öğrenmek, diğer derslerde gerektirebileceğinden daha fazla zaman alır. 

    Ödev, genellikle düşündüğünüzden daha fazla zaman alır. Bunu aklınızda bulundurun, bütçe zamanınız gibi.

  • Her dersten sonra ödev yapmak. Her bir sınıfın sonunda, o gündeki ödevlere bakmak için bir süre ders verin ve bunu yapmaya çalışın. Bunu yapmak size, o gün ele alınan kavramları anlamak için gerçekten çalışmanıza izin verecektir. Ev ödevini yapmak için son dakikaya kadar beklemeyin, çünkü bu genellikle eksik bir ev ödevi seti ve / veya kavramın eksik bir şekilde anlaşılmasıyla sonuçlanır. 

  • Notlar ve Kitap olmadan Ödev yapmak. İlk birkaç ev ödevi probleminden sonra notlarınızı alın ve rezervasyonunuzu yapın ve kalan problemleri notlarınıza ve / veya kitabınıza bakmadan yapmaya çalışın. Çoğu durumda sınavlarınız sırasında bunlara sahip olmayacaksınız, bu yüzden onlarsız sorun yaşamaya başlayın.

  • Daha Fazla Ödev Yap. Kendinizi sadece eğitmeninizin atadığı ödev ile sınırlandırmayın. Ne kadar çok çalışırsanız o kadar iyi olursunuz.

  • Uygulama, Uygulama, Uygulama. Mümkün olduğunca pratik yapın. Gerçekten sorunların nasıl yapıldığını öğrenmenin tek yolu, çok sayıda iş yapmak. Ne kadar çok çalışırsanız, sınav zamanı o kadar iyi hazırlanır.

  • Sebat. Bir matematik dersinde kapsanan her konuyu anında öğrenemezsiniz. Tamamen anlamadan önce üzerinde çalışmanız gereken bazı konular olacaktır. Bazı konuları gerçekten kavramanın tek yolu eve gidip düşünmek ve bazı problemleri çözmektir. Sık sık küçük bir çalışmadan sonra başlangıçta şaşırtan bir konuyu aniden anlayacağınızı göreceksiniz.

  • Eski ödevleri ve sınavları saklayın. Ev ödevlerini ve sınavları geri almayınca atmayın. Ödev sınavlar için iyi bir çalışma materyali kaynağıdır ve hem ödev hem de sınavlar kapsamlı bir final sınavı için iyi bir çalışma materyali kaynağıdır (eğer varsa).
  • Ders Kitabını Unutma. Sınıfta tartışılan bir konuya sıkışırsanız, ders kitabınız olduğunu unutmayın. Genellikle ders kitabı sınıfta çalışmayan örnekler ve / veya bir probleme farklı bir yaklaşım içerecektir.

  • İhtiyacınız olursa yardım isteyin. Matematik dersinizde sorun yaşıyorsanız size açık birçok seçenek var ve bunlardan yararlanmalısınız. Eğitmeninizin çalışma saatlerine gidebilir, özel ders odasına gidebilir veya yardım almak için bir öğretmen kiralayabilirsiniz. 

    Burada, Lamar Üniversitesi’nde, Lucas 209’da bulunan ücretsiz bir matematik dershanemiz vardır. Lucas 200’deki bölüm ofisini ziyaret ederek işe alınabilecek öğretmenler listesine ulaşabilirsiniz.

  • Uygun Tutuma Sahip Olun. Her zaman elinden gelenin en iyisini yap. Uğraşacak kadar yapmayı denemeyin. Dikkatli olmazsanız, bunu yapmak önemli sorunlara yol açabilir. Eğer sadece yeterince başarılı olmak için elinden geleni yapıyorsanız o zaman tek yapmanız gereken kötü bir sınavdır ve şimdi dersten kalkarsınız. 

    Her zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalı ve alabileceğiniz en iyi not için çaba göstermelisiniz.

Not Almak

İşte sınıfta not almak için birkaç ipucu.

  • Sınıfta dinleyin. Sadece tahtada gördüğünüzü yazmayın. Hiçbir eğitmen söyledikleri her kelimeyi yazmaz ve bazen önemli fikirler yazılmaz.

  • Açıklayıcı Notları Yazınız. Öğretim elemanının yaptığı açıklayıcı notları yazdığınızdan emin olun. Bunlar genellikle eğitmen tarafından yazılmayacaktır, ancak belirli bir problemi nasıl çalıştıracağınızı ya da eğitmenin belirli bir problem için neden bir formül / yöntem kullandığını söyleyebilir.
  • Önemli Formüller / Kavramlar bölümüne dikkat edin. Bir eğitmen belirli bir formüle veya konsepte vurgu yaparsa, not alın. Bu muhtemelen eğitmenin önemli ve önemli formül ve kavramların bir sınavda ortaya çıkma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu hissettiği anlamına gelir.

  • Question Eğitmeniniz. Bir şey hakkında net değilseniz, sorular sorun.
  • Not Anlamadığınız Konular. Sunulan bir şeyi anlamakta güçlük çekiyorsanız, bunu dikkate alınız ve en azından anahtar kelimeleri yazınız. Kendinize birkaç satır bırakın, böylece kavramı anlamak için yardım aldıktan sonra eksik bilgileri doldurabilirsiniz.

  • Notlarınızı Gözden Geçirin / Düzenleyin. Dersten sonra en kısa zamanda notlarınızın üzerinden geçebilirsiniz. Hata ve / veya eksiklikleri arayın. Sınıfta yazmak için vaktiniz olmayan bilgileri doldurun.

Düzenli olarak gözden geçirin. Düzenli aralıklarla oturup notlarınızı inceleyin, böylece bilgileri öğrenebilir ve saklayabilirsiniz. Unutmayın, bu bilgiler muhtemelen yolun sonunda gerekli olacaktır, bu nedenle en kısa zamanda öğrenmek en iyisidir.