GEOMETRİ = MİMARLIĞIN TEMELİ

Mimari ve matematik birbirinden çok da uzak olmayan terimler. Matematik nasıl ki hayatımızın, günlük yaşantımızın neredeyse tümünde kendine yer edinmiş ise mimaride de kendine bu yeri edinmiş durumda.

https://prezi.com/3mgeyvfroyy3/matematik-ve-mimari-arasindaki-iliski/ öncelikle bu adresteki slaytı incelemenizi öneriyotum.

Mimari bir projeye başlarken arsa ölçümünde, koordinatların belirlenmesinde, kolon, kiriş, mekan vb boyutlar belirlenirken, çizimler yapılırken ya da çatı yüksekliği hesaplanırken matematikten yararlanmak kaçınılmazdır. Ve hatta inşaat sürecinde olsun tesisat işlerinde olsun projeye başlandıktan sonlanana kadar tüm adımlarda matematikle proje iç içedir.

selimiye camii

Mimari yapılar nasıl oluyor da yıkılmadan ayakta kalıyor diye hiç düşündünüz mü? Örneğin Selimiye’nin kubbesinde daha önce hiçbir cami veya mabedde görülmemiş bir teknik kullanılmıştır. Kubbe bir yarımküre olarak yapılmış ve 8 sütun üzerine yapılmıştır. Bu ancak iyi bir matematik bilgisiyle hesaplanıp hiç düşmeden yüzyıllar boyunca kalıp günümüze kadar gelmiş olmalı.

Sinan’ın birçok eserini inceleyen ve restore eden Mimar Abdulkadir Akpınar’dan alıntı :’Karşılaştığım bir özellikten dolayı gözlerime inanamadım. Sinan’ın eserlerinde en ufak bir çıktı ve desen dahi tesadüf değil. Renklere bile bir fonksiyon yüklenmiş. Çünkü yapıyı herşeyi ile bir bütün olarak ele almış. Bütün ölçülerini ebced hesabına göre yapmış ve bir ana temayı temel almış. Ölçülerini asal sayıya göre yapmış ve onun katlarını baz almış. İlmini din ile bütünleştirip mükemmel eserler ortaya koymuş. Örneğin Sinan Kur’an-ı Kerim’de geçen “Biz dağları yeryüzüne çivi gibi gömdük…” ayetinden etkilenerek yapılarının yer altındaki kısmını ona göre inşa etmiş. Yapıları hislerine göre değil, matematiksel olarak oluşturmuş. Bugünün teknolojisi bile Sinan’ın yapmış olduğu bazı uygulamaları çözemiyor. Küresel ve piramidal uygulamalarının bir başka benzeri daha yok. Ama bunların hepsi estetik sağladığı gibi yapının sağlamlığını da pekiştirmiştir.’   Buradan da anlaşılacağı gibi Mimar Sinan matematiksel hesaplamalarıyla yapılarını inşa etmiş. Caminin temelini oturtmak için 8 sene beklemiş ve padişah sorduğunda ise hesaplamalarına göre ancak bu süre zarfında temelin oturacağını söylemiştir. Bu da matematiğin mimari için vazgeçilmez olduğunu bize gösterir

Bazı mimari yapıları ve matematiğin bu yapılarda nasıl kullanıldığını incelemeden önce bu videoyu izlemenizi ve kısa bir bilgi edinmenizi isterim. https://www.youtube.com/watch?v=BjlC3eTi4OE

1. EDEN PROJECT, CORNWALL, İNGİLTERE

eden project cornwall

2011 yılında kurulmuştru ve dünyanın en büyük serasıdır. Eski bir taşocağının çukurlarına inşa edilen bu yapıda fibonacci sayı diziliminden esinlenilmiştir. Altıgen ve beşgen hücrelerden elde edilen bu yapı içerisinde yüzbine yakın bitki çesidi bulunmaktadır.

2011 yılında yapımı tamamlanan Eden Project 2.2 hektarlık bir alana kurulmuş dünyanın en büyük serasıdır. Eski bir taş ocağının çukurlarına inşa edilen yapı içerisinde bitkiler ve insanlar arasındaki ilişkiyi gösteren bir eğitim merkezi ve yüzbine yakın bitki çeşidi bulunur. Uzaktan bakıldığında bir böceği andıran bu projenin eğitim tesislerinin spiral mimarisi Fibonacci sayı diziliminden esinlenerek tasarlanmıştır.

night nigel hatton

Gerçekten de böcek gibi durmuyorlar mi mesela arıların dis yüzeyi gibi ya da küçükken teletabilerdeki gördüğümüz evlere benziyor.Baktigimizda her sekle daha detaylı bir şekilde küçük küçük altigenler vardır yukarıdaki kaynaktan aldığım yazida da fibonacci dizisi deniliyordu zaten sonuç olarak karsimiza gene altın oran çıktı arkadaşlar…

2. PARTHENON, ATİNA, YUNANİSTAN

parthenon

Uzunluğunun genişliğine oranı 9:4 olan tapınak en uygun sayısal oranların kullanılmasıyla inşa edilmiştir. Yine tapınaktaki kabartma ve süslemelerin yükseklik ve kalınlıkları göz yanılsamalarını önleyecek şekilde tasarlanmıştır.

Parthenon tapınağı sayısal oranlar kullanılarak inşa edilmiştir. (uzunluğunun genişliğine oranı 9:4) Tapınağın köşelerindeki sütunlar daha çok güneş alacağı için ince gözükeceğinden diğer sütunlara oranla daha kalın yapılarak görünüşte muhteşem bir estetik sağlanmıştır.

Ayrıca aşağıdaki resimlerde görebileceğiniz gibi tapınakta daha başka altın dikdörtgenlerde göze çarpmaktadır.

parthenon

Ayrıca piramitlerin dizilimi yani bulunduğu bölgeye yerleşimi de bize altın spirali verir. Bu da şekilde aşağıdaki şekilde açıkça gösterilmiştir. Sonuç olarak piramitler hem kendi içerisinde hem de birbirleri arasında altın oran içermektedir.

parthenon 302 199

3. TAC MAHAL, AGRA, HİNDİSTAN

taj mahal

Tac Mahal kusursuz denecek bir simetriye sahiptir. Dört minaresi, pencere ve kemerleri Tac Mahal’in geometrisiyle mükemmel bir uyum yakalamıştır. Özellikle suya yansımasıyla birleşince ortaya estetik açıdan harika bir görüntü çıkmaktadır.

4. CHICHEN ITZA, MEKSİKA

chichen itza meksika 5

Kukulkan Piramidi ismiyle de anılan Chicken Itza, Maya uygarlığı tarafından inşa edilen bir eser. Mayaların astronomide oldukça ileri bir uygarlık olduğu bilinmektedir. Ürettikleri eserlerde de astronomiden faydalanmışlardır. 9 kat şeklinde inşa edilen piramit dokuz gezegeni temsil etmekte ve yapının etrafında toplam 364 adet basmak bulunmaktadır. En tepesinde yer alan platformla beraber basamaklar 365 adete ulaşır ki bu da bir yılın günlerine karşılık gelmektedir. Yapının en ilginç özelliklerinden biri ise piramidin tepesinde bulunan yılan başlarının güneş ışınlarının etkisiyle gölge oyunu oluşturup an alt basamağa kadar kıvrılarak inen görüntüsüdür.

Her baktığımda çözemediğim mimarilerde ilki piramitlerdir herhalde sadece.

Çünkü her aşamasında ayrı bir Gizem içermektedir piramitler. Maya takvimlerini hepimiz duymuşuzdur  ve yaptıkları eserde de bunu kullanmışlardır her basamak  katta

5. GİZA PİRAMİTLERİ , KAHİRE, MISIR

kahire 648 313

Toplamda 3 piramitten oluşmaktadırlar. Giza Piramitlerinin en büyüğü ise dünyanın 7 harikası arasında yer alan Keops Piramidi. Bu piramidin yüksekliği ikiye bölündüğünde Pi sayısını verir. Tepe noktasından geçen meridyen karalarla denizlerin ikiye ayrıldığı noktadır. Piramidin bulunduğu yer dünyanın merkeziyle Kuzey Kutbuna eşit uzaklıktadır. Piramidin yüksekliğinin 1 milyar ile çarpımı güneş ile dünya arasındaki mesafeye eşittir. Piramidin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü yüksekliğinin karesine eşittir. Firavun Keops’un doğum ve tahta çıkış günlerinde piramidin içerisine yılda iki kez olmak üzere güneş ışınları girer.

Bu piramidin yüksekliği ikiye bölündüğünde Pi sayısını verir. Tepe noktasından geçen meridyen karalarla denizlerin ikiye ayrıldığı noktadır. Piramidin bulunduğu yer dünyanın merkeziyle Kuzey Kutbuna eşit uzaklıktadır. Piramidin yüksekliğinin 1 milyar ile çarpımı güneş ile dünya arasındaki mesafeye eşittir. Piramidin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü yüksekliğinin karesine eşittir. Firavun Keops’un doğum ve tahta çıkış günlerinde piramidin içerisine yılda iki kez olmak üzere güneş ışınları girer. 

Baktığımızda piramitlerdeki bunca sır çözülemiyor hala o zamanki teknoloji buna nasıl imkan verdi akıl sır etmiyor bana göre arkadaslar kimin aklına gelmiştir mesela yüksekliği ikiye böldüğümüzde pi sayısını vereceğini bu kadar üstün bir matematik o dönemde nasıl kullanılıyordu merak konusu doğrusu.

Biraz daha farklı mimari yaklaşımları inceleyelim. (Dekonstrüktivist hareket). Burada öklid geometrisi kullanılmaz bunun yerine eliptik ve hiperbolik geometri kullanılır. Ve sonuç olarak aşağıdaki görselde de göreceğimiz gibi ortaya kaotik yapılar çıkar.

eisenman aronoff

Ayrıca, fraktal kullanımı da son yüzyılda bilimin ilerlemesi sayesinde görülmektedir. Bilgisayar yardımı ile fraktal geometrisinin gerektirdiği karmaşık hesaplar kolayca yapılmakta ve bu geometrik prensipler mimari form ve mimari yüzeylerin tasarımına uygulanabilmektedir. Fraktalların estetik özelliklerinden biri, hem uzaktan hem de yakından bakıldığında kişinin detay ve formu görebilmesidir.

6. SYDNEY OPERA EVİ

sydney opera binasi

Sidney‘in sembolü ve 20. yüzyılın en ünlü yapılarından biri. Danimarkalı ünlü mimar Jørn Utzon bu eseriyle 2003 Pritzker Mimarlık Ödülünü kazanmıştır. UNESCO tarafından 2007 yılında Dünya Mirasları Listesine eklenmiştir.

Sydney Opera House, deniz ortasındaki özerk konumu, dilimlenmiş portakal kabuğunu andıran muhteşem görünümü ve tabi ki büyüklüğüyle gören herkesi kendine hayran bırakıyor.

Bugün 20. yüzyılın en değerli yapıları arasında gösterilen Sydney Opera House, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alıyor. Yapının dış mimarisi kadar iç mimarisi de inanılmaz ayrıntılara sahip. Dışarıdan bakıldığında gerçek kapasitesi hakkında çok da bilgi vermeyen yapı 5 dev tiyatro binasına yani, 5540 koltuğa ev sahipliği yapıyor

Sidney Opera Binası modern mimarinin son derece karmaşık geometrileri için yolu açtı. Tasarım bilgisayar analizi kullanımı ile karmaşık şekiller tasarımının ilk örneklerinden biriydi. Utzon tasarım tekniklerini geliştirdi, Arup ise bu geliştirilen teknikleri daha da geliştirdi ve hala bu tekniklerin gelişmiş halleri mimarlık için çalışıyor. Tasarım aynı zamanda dünyada ilk kez bazı malzemelerin kullanımına da neden oldu. http://v3.arkitera.com/h49297-utzonun-zarif-gorunuslu-fakat-kaprisli-tasarimi.html

İncelediğimiz örnekler de bize gösteriyor ki geometri ve matematik mimari yapılardan ayrı tutalamayacak unsurlardır.Matematik mimarinin temelidir.

Sdney Opera Binasına baktığımızda ne demiştik dilimlenmiş portakal kabuğuna benzer diye yani aslında hepsi bir bütünü oluşturmaktadır.Ve bu şekiller aslında dairelerdir .Ve ikiye ayrıldığında simetri özelliğini görürüz

7. AMİENS KATEDRALİ, PICARDİE, FRANSA

Amiens Katedrali; Planın altın Oran dikdörtgeni ile ortadan açılarak oluşturulması (Murray, 1996)

     Ortaçağda yapılan en büyük katedrallerden birisini örnek alalım şimdide. Gördüğümüz gibi katedralin mimarisinde altın oran ve kök iki dikdörtgeni basit hesaplar yardımıyla mimari düzenlemede kullanılmış. O dönemde geometrinin kullanıldığını sadece bu örnekte görmek bile yeterli doğrusu.

cathedrale
cathedrale Notre Dame

   Doğada birçok şekilde karşımıza çıkan matematiğin mimaride de bizi bulduğunu görüyoruz. Mühendislerimizin mimarlarımızın bir uzvu gibidir matematik. Gerek binanın ayakta kalmasında, sağlamlığını arttırmada hangi malzemeden ne kadar yararlanacağında hep yardımcı olmakta. Bir tek bunlarla sınırlı değil artık mimari yapılarımızın güzelliğini göstermede geometrik desenlerde karşımıza çıkıyor Eden Project’teki gibi.. Gayet güzel değil mi mimaride geometrik desenler. Selimiye de kubbe duvar süslemelerindeki nakışlarda pek de güzel olmamış mı örüntülü, simetrik, sıralı süslemeler. 

Çevremize baktığımızda adeta bizi selamlıyor doğanın hücresi gibi matematik ..

8. Cadet Şapeli

church

Bu eser Walter Netsch tarafından tasarlanılmış ABD’nin Colorado Eyaletinde bulunan hava kuvvetleri akademisi kilisesi.Esin kaynağı olarak üçgenlerden yararlanılan bu masif ama dinamik görünümlü yapı, keskin ve ikonik hatlarıyla bir ibadet mekanı için oldukça iddialı görünüyor.Mimaride simetrik uygulamalara da verilebilecek güzel bir örnek olsa da , denge ve ritim kavramları açısından da uygunluk sağlamakta olduğu söylenilebilir.

9. Virupaksha Tapınağı

virukpaksha 205x300 1

Fraktalların estetik özelliklerinden biri, hem uzaktan hem de yakından bakıldığında kişinin detay ve formu görebilmesidir.Buna bağlı olarak fraktal fikrinin Hint tapınaklarında kullanımından da bahsedilebilir, buralarda parçaları tümün özelliklerine sahiptir.

10. Buckminster Fuller’in Montreal Expo

pavillion fuller

Buckminster Fuller’ın Montreal Expo 1967 için yaptığı ve ileriki senelerde tekrarladığı küresel yapı, kartezyen olmayan geometrik sistemlere gönderme yapıyor.

11. Gyo Obata’nin St Louis’deki Planetarium

planetarium

Hiperboloit yapılar bu eserde kullanılmıştır.

12. Küp Evler

kup evler

Piet Blom tarafından 1977 yılında inşa edilen küp evler Rotterdam ve Helmond şehirlerinin silüetine alışılmışın dışında bir tat katmıştır. 45 derecelik bir açı ile yatırılmış küpler yerel halkın ve turistlerin ilgisini üzerinde tutmayı kolay bir şekilde başarıyor.

13. Oscar Niemeyer’ın Hyperboloid Cathedral

Cathedral Brasilia Niemeyer

Oscar Niemeyer’ın Hyperboloid Cathedral yapısı da hiperboloid yapılar arasındadır.

14. Möbius Köbrüsü

Meixi Mobius köprü 2

Çin’de Meixi Gölü çevresinde yürütülen mimari projelerden biri için düzenlenen yarışmanın galibi açıklandı. NEXT mimarlık şirketi tarafından tasarlanan Mobius Şeridi esintileri taşıyan köprü tasarımı yarışmanın galibi oldu.

Son yıllarda dünyanın üretim merkezi haline gelerek büyük bir zenginliğin sahibi olan Çin, parasını farklı projelere harcamaya devam ediyor. Bunlardan biri Meixi Gölü projesi. Göl çevresinde paralel kanallar ile birçok ekolojik ve turistik alan yaratmayı hedefleyen bu proje, mimari tasarım harikalarına da ev sahipliği yapacak.

Proje kapsamında başlatılan ve kanallardan biri üzerinden iki bölgeyi birbirine bağlayacak köprünün tasarımı ortaya çıkartmayı hedefleyen yarışma geçtiğimiz hafta sonuçlandı. Yarışmayı NEXT adlı tasarım şirketi Mobius Şeridi’nden esinlenilerek hazırladığı konsept tasarım ile kazandı.

Meixi Mobius köprü

Mobius Şeridi, ismini mucidi olan August Ferdinan Mobius’tan alan bir şerit. Bu basit şerit, keskin şekilde diğer şeritlerden ayrılıyor. Çünkü Mobius şeridi, diğer şeritlerin aksine sadece tek yüzeye sahip. Normal bir şerit üzerinde iç ve dış olmak üzere iki yüzey bulunurken Mobius’un keşfettiği katlama yöntemiyle sadece tek yüzeyi bulunan bir şerit elde edilir. Böylece şerit üzerinde bir noktadan başlandığında tüm yüzeyleri geçerek aynı noktaya geri gelebilirsiniz.

İşte NEXT tasarımcıları da bu köprünün tasarımında Mobius Şeridi’ni temel almış. Bu şeridin mantığını Çin’in geleneksel sanat öğeleriyle yoğuran ekip, sonunda ortaya bu etkileyici tasarımı çıkarmış.

Köprü temelde 2 adet saykıldan oluşuyor. Düşük tepelere sahip saykıl ikiye ayrılarak hafif eğimli şekilde yaya yolunu oluşturuyor. Yüksek tepelere sahip saykıl ise aslında güzelce tasarıma gizlenmiş mimari destekler. Saykılın alt noktaları köprünün karadaki ayaklarını oluştururken üst noktaları destekleyici kuleyi oluşturuyor.

Köprünün ne zaman inşa edileceği hakkında henüz bir bilgi yok. Fakat yarışmanın hedefi inşa edilecek köprüyü bulmaktı. Dolayısıyla bu tasarımın yakında hayata geçireleceğini söyleyebiliriz.

sonraki yazı Mimaride Matematik Malzemesi

Mimarlık Ve Matematik

Mimarlık deyince aklıma planlar , projeler ,evler, binalar , büyük yapılar , iç ve dış mekanlardaki tasarım, oran , simetri , estetik , güzellik …geliyor. Mimarlar grubuyla yaptığım bir haftalık gezi turu  ,  “ MİMARLIK ve MATEMATİK  “  başlıklı yazıya  yönlendirdi beni. Çok keyif aldığım  YUNANİSTAN gezisinde etkilendiğim ATİNA daki  PARTHENAN tapınağı ve gördüğüm yapılar  doğrudan böyle bir  konuyu araştırmama sebep oldu. Tabiki Türk mimarisinde  çok daha hayranlık uyandıracak ve etkileyecek muhteşem eserler  de bulunmakta. Hepsini burada yazmak, kaleme almak elbette kolay değil.Bu nedenden dolayı  yazıda Türkiye’de ve   bazı ülkelerde bulunan ve yapılarıyla dikkat çeken birkaç eserde matematik ve mimarinin birlikteliğinden bahsedeceğim. 

Tarihe geri dönüp baktığımızda matematik tüm uygarlık dilinde önemli olmuştur. Günlük yaşamda kullanılan matematik İnsanlığın ortak dili kabul edilmiştir. Hayatımızı kolaylaştırmanın yanında insanlar ister farkında olsun isterse olmasın tek başına matematik vardır ve bilim denilen şeyi bütün olarak özünde bulundurur.

Galileo “ Doğanın büyük kitabı yalnızca onun yazıldığı dili bilenler tarafından okunabilir , o dil matematiktir demiştir.  Matematik doğanın esas dilidir tezini de  savunmuştur.

Matematik insanlığın biricik ortak dilidir, Matematik bilimdir,Matematik bilimin vazgeçilmez aracıdır, Matematik sanattır.

Mimarlık ve matematiğin birlikteliği  geçmişten günümüze kadar dayanıyor. İkisindeki düzen ve estetik arayışı son derece dikkat çeker. Matematik doğada , mimarlık ise yapılarda bu düzen ve estetiği amaçlar. Yapılarda önce matematiksel bir tasarım arayışı ve  düşüncesi hesaplanmaktadır. Yapılardaki bu düzen ve estetik güzellik matematikte geometri ve oranlarda kendini açıkça göstermektedir.

 Mimarlık , belirli formlar yaratmak veya yaratılan formları sınırlamak için oransal sistemleri ve geometriyi tarih boyunca sıklıkla kullanmıştır. Bu tür bir sistemi kullanmaktaki amaç, yapının elemanları arasında bir armoni olması ve bu ‘güzeli güzel kılan ilke’ ile yapı genelinde bir bütünlük hissi yaratmaktır. “Güzeli sağlayacak ya da güvence altında tutacak olan ölçüdür, ölçünün getirdiği biçimselliktir. (Timuçin, 1993).”

Neredeyse tarihler ve kültürler-arası her inşaat geleneğinde, tasarımın öğeleri arasındaki ilişkiyi belirleyen matematiksel bir sistem vardır. Oransal sistem aslında çok temel öğelerden oluşur: bunlar tam sayılı oranlardan veya cetvel, ip gibi basit aparatlarla yapılabilen geometrik şekillerden ibarettir.

Antik dönem için Vitruvius’un kitabı bu konudaki önemli bir belgedir. Vitruvius burada Roma veya Helenistik dönemdeki tapınakları örnek vererek mimarı oranlar hakkında bilgi verir. 

(Kidson, 1996)

O dönemin yaşayanları tabiki inançlarını, yaşadıklarını, yaşam biçimlerini bulundukları  mekanlara o dönemin şartlarına göre üstün yetenek ve becerileriyle yansıtmayı ustaca başarmışlardır. Sanırım hayranlığımız bu yüzden olsa gerek. .Dünyanın dört bir yanında hayranlık ve şaşkınlık uyandıran bu eserlerden bazılarını araştırdığım kadarıyla paylaşmak istedim.

Türk mimarisi ve sanatı özellikle Mimar Sinan bir çok eserinde altın oranı kullanarak muhteşem eserler  yaratmıştır. Örneğin Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minarelerinde bu oarn görülmektedir. Konya’da Selçukluların inşa ettiği İnce Minareli medresenin taç kapısı, İstanbul’ daki Davut Paşa Camisi, Sivas’ ta Mengüçoğulları’ndan günümüze miras kalan Divriği Külliyesi genel planlardan ayrıntılara kadar içi içe bir görünüm sunar. 

ULU CAMİ / DİVRİĞİ , SİVAS   

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın cennet kapısında güneşin geliş açısına göre Sabah 07.00 sıralarında ortaya çıkan ” namaz kılan kadın silüeti “ ve batı kapısında ( taç kapı ) ikindi vakti görülen yaklaşık 4 m uzunluğundaki “ namaz kılan erkek silüeti “  ile şah kapısında saat 09.00 sıralarında oluşan ve eseri yaptıran Ahmet Şah ‘ın başını temsil ettiğine inanılan gölge, eseri gezen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmuştur.  Bu özelliği ile  Birleşmiş Milletler eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “ Dünya Kültür Mirası listesinde yer almakta.

Eski Yunanda da altın dikdörtgen birçok sanat dalında kullanılmıştır. Bunlardan bir taneside Atina’daki Parthenon’ dur.

PARTHENEN TAPINAĞI / ATİNA ,YUNANİSTAN 

M.Ö 430 yılında inşa edilen PARTHENON tapınağı uzunluğunun genişliğine oranı 9 :4 olan en uygun sayısal oranlarının kullanılmasıyla  tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Yaptığımız gezi sırasında restorasyon çalışmaları devam ediyordu. Ama o haliyle bile etkileyiciydi.

Tapınağın köşelerindeki sütunlar daha çok güneş alacağı için ince gözükeceğinden diğer sütunlara göre daha kalın tasarlanmış ve başka bir estetik sağlanmıştı. Kabartma ve süslemeler ise göz yanılsamalarını önleyecek şekilde düşünülmüştü.

Geçmişten günümüze yapılarıyla ve matematiksel özellikleriyle dikkat çeken eski uygarlıkların ve “ dahi” olarak nitelendirilen mimarların matematik, astronomi , güzel sanatlardan beslenerek yapılan bu eserlere hayran olmamak elde değil. 

Atina’daki Akropolis’teki Parthenon’un görsel illüzyonlarının geometriyi iyi bilmeyenler yapamazdı. Burada, stilobatta yapılmış olan hafif kıvrım, naos duvarlarındaki inceltme ve sütunların yükseldikçe incelmesi, tapınağın olduğundan daha simetrik gözükmesi için yapılmış geometrik hilelerdi.

Altın oran sadece Yunanlılar tarafından kullanılmadı. Mısırlılar ve Hintliler de mimarlıklarında geometri ve altın oranı özellikle  Keops piramidinde kullandılar.. Ayrıca yapıların alt öğelerinin boyutlarını çıkarmak için çok ileri derecede matematiksel hesaplar yaparlardı

ALTIN ORAN 

Eski Mısırlılar inşa ettikleri piramitlerde de altın oranı olduğu görülmüştür. Piramitlerin tabanı  ile yüksekliği arasındaki bu oran 0,618 yani Altın Orandır.Ayrıca piramitlerin dizilimi yani bulunduğu bölgeye yerleşimi de bize altın spirali verir. Yani hem kendi içerisinde hem de  birbirleri arasında altın oran içermektedir.

Ünlü astronom Kepler, bu sayı için büyük bir hazine ifadesini kullanmıştı. Yüzlerce yıldır pek çok ünlü ressam , mühendis ve mimar Leonardo da Vinci gibi neredeyse tüm eserlerinde bu oranı kullanıyorlardı. Estetik uzmanı Dr.Steven Markout 25 yıl süren araştırmasında DNA ‘ mıza dahi işlenmiş bu orana göre yaratılmış insan yüzleri ve bedenlerini istinasız tüm insanların güzel bulduğunu yaptığı büyük bir deneyle ispatladı.

GİZA PİRAMİTLERİ / KAHİRE, MISIR

M.Ö 2753- 2563 yıllarında inşa edilmiş  3 piramitten oluşan dünyanın en ilgi çekici yapılarından biridir.. Bu piramitlerin en büyüğü ise dünyanın 7 harikası arasında yer alan KEOS  Piramidi. Hayret verici bir matematiğe sahip olan bu piramid yüksekliği ikiye bölündüğünde Pİ sayısını verir ve tepe noktasından geçen meridyen karalarla denizlerin ikiye ayrıldığı noktadır. Kuzey kutbuna eşit uzaklıktadır.. Piramidin yüksekliğinin 1 milyar ile çarpımı güneş ile dünya arasındaki mesafeye eşittir. Piramidin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü yüksekliğinin karesine eşittir. Başka ilginç olan ise Firavun Keos’un doğum ve tahta çıkış günlerinde piramidin içerisine yılda iki kez olmak üzere güneş ışınlarının girmesi.

TAC MAHAL / AGRA, HİNDİSTAN

Eşşiz güzellikteki bu kusursuz  yapı muhteşem simetrisiyle göz alıcı. Dört minaresi Tac Mahal’ın simetrik yapısını tam anlamıyla ortaya koyuyor. Pencere ve kemerleri Tac Mahal’ın geometrik uyumu, dışarıya doğru eğimli olan minarelerinin su havuzlarına yansıması görsel bir güzelliktir. Estetik açıdan TAC MAHAL için geometri ve estetik mimarideki uyumunu bir kez daha yansıtmıştır.

WALTER NETSCH / COLARADO, ABD

Bu yapı ise Walter NETSCH tarafından tasarlanmış ABD ‘ nin Colarado Eyaletinde bulunan CADET ŞAPELİDİR. Modern mimariye en güzel örneklerden biri sayılan bu yapı 17 dış bükey üçgen kulesi ve 3,5 milyon dolarlık maaliyeti ile üçgenlerden yararlanılarak masif amadinamik görünümlü yapı,keskin ve ikonik hatlarıyla oldukça ilgi çekici ibadet mekanı olarak yer alıyor.

Bu tasarım mimaride matematikten esinlenerek  oldukça etkileyici geometri ve  matematiksel bir tasarım olduğunu sizce de özetliyor değilmi ?

JEODEZİK KUBBELER / İNGİLTERE

Dünyanın en büyük sera olma özelliğini taşıyan bu yapı çevreye en ufak karbon bırakmayacak yapı malzemesi kullanılarak yapılmıştır. Çok sayıda beşgen birleştirilerek bu jeodezik kubbeler oluşturulmuştur.

Sonuç olarak mimarlık sanatı  kültür, iklim ve teknik imkanlara bağlı olduğundan devirden devire, milletten millete ve iklimden iklime büyük değişiklikler göstermiştir. Ve yalnızca kentsel açıdan fonksiyonlarını yerine getirmek için değil, estetik anlamlara da hitap etmek için mimarlık tarihi boyunca çalışmıştır. Buna ulaşmak için kullandığı metot da oran ve geometrinin sağladığı estetik düzendir. 

sonraki yazı GEOMETRİ = MİMARLIĞIN TEMELİ

Kansere Karşı Matematik!

Matematiğin yaşamın her alanında olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. Bazı insanlar açısından bu vurguyu sık duymak biraz “abartı” gibi gelebiliyor. Ancak insanlığın karşılaştığı en büyük hastalıklardan birisi olan kanser için Doç. Dr. Gökhan Çakıroğlu’nun yorumu şöyle: “Kanser araştırmalarına matematikçiler dahil olmadığı sürece bu hastalık çözülemez”

Matematik ile kanserin ne alakası var?

Gerçekten de ünlü fizikçi Feynman’ın dediği gibi, tıbbın fizikten daha yavaş ilerlemesinin sebebi matematiği daha az kullanmasıdır. Ben de bu yüzden son 10 yıldır dizi matematiği çalışıyorum. Kemoterapi ABD’nin Irak’ta yaptığı gibi bir tür ‘halı bombardımanı’ndan başka birşey değil. İyi kötü ayırd etmeden ne varsa ortadan kaldırıyor. Matematik kainatta her yerde var. Her yapıda bir altın oran var. Vücudumuzda bir proteinin bir diğer proteini nasıl tanıdığını tam olarak bilemiyoruz. Bize tıp fakültesinde anahtar-kilit benzetmesiyle anlatıyorlardı bunu. Artık böyle olmadığını biliyoruz. Burada bir dizi matematiği var. Posta kodu gibi bir kod alarak ilerliyorlar. Bunun şifresi kırıldığında sadece kanserin değil, belli bir dereceye kadar yaşlılığın da çözümü bulunmuş olacak. Bağışıklık sistemi dediğimiz şey, büyük ölçüde vücudumuzdaki beyaz kan hücrelerinin ürettiği alfabetik dizilerdir.

kanser

Matematik kullanılarak kanser nasıl tedavi edilebilir?

Geleceğin kanser tedavisi antikor tedavisidir. Belli kanser türlerinde kullanılıyor da bir süredir. Antikor dediğimiz savaşçılar, amino asit zincirleridir. Bunları vücut yabancı maddelere karşı üretiyor. Ama biz bu sistemi henüz iyi kullanamıyoruz. Çünkü biz bu protein kimyasının dizi matematiğinde zayıfız. Bu bence tıbbın en önemli çözülemeyen problemidir. Bunu da doktorlar, genetikçiler veya biyologlar çözemez. Bize matematikçiler lazım.

Tıp ve matematik birleştirilmeli mi demek istiyorsunuz?

Kesinlikle. Çünkü matematik alemi apayrı bir alem. Tıp ve matematik iki karmaşık orman. Bunları birleştirmek gerek. Son 10 yılda  biyoinformatik diye yeni bir bilim dalı ortaya çıktı. Bu bilim dalı aminoasit dizilerini çözmeye çalışıyor. Bunlar marketlerde kullanılan QR kodlar gibidir. İşte biz bunları çözmeye çalışıyoruz. İlaç tedavisi, altta yatan matematiği bilmeden kör dövüşü gibidir. Kemoterapi kimine iyi geliyor kimine gelmiyor. Hatta bazen tümör toplantılarında, hastanın kendi kendine de ölmeye hakkı var diye konuşuyoruz. Mesela mide kanserinde, pankreasta kemoterapi hiç işe yaramaz. Kolon kanserlerinde de çok iyi gelir. Niye etkili niye etkisiz onu da tam olarak bilemiyoruz.

Kansere karşı bir aşı üretilebilir mi eğer şifresi kırılsa?

Aşı nedir, mikrobu zayıflatıp vererek immün sistemi uyarmaktır. Coşturmaktır. Biz bir şekilde enfeksiyon hastalıklarını böyle hallettik. Ama kansere karşı böyle bir aşı mekanizması uygulayamıyoruz. Çünkü karşımızdaki düşman standart değil. Mikrop bir tane. Ama kanser hücresi bir tane değil, değişik suratlarla geliyor karşımıza. Fakat immün sistem adam gibi manipüle edilse kanserde büyük yol katedileceğinden eminim. Bunun adam gibi manipüle edilememesinin sebebi, bu aminoasit dizilerindeki matematiğin bilinmemesidir. Şu an tıpta yaptığımız, alttaki temel olmadan en tepedeki sorunu çözmeye çalışmak.

Matematikçiler bu aminoasit dizilerini kesin çözebilirler mi?

Matematikçiler darılmasın da şizoid dünyalarında kendi kendilerine yaşıyorlar. Biz problemimizi anlatsak yüzde 100 çözebilirler. Elimizde 20 aminoasit var, proteinler bunların kombinasyonlarından oluşuyor. Bu kaosu ancak matematikçiler çözebilir. Matematikçilerin bildiğini biz, bizim bildiğimizi de onlar bilmiyor. Matematik bir milyon odalı bir saray. Bizim çözümümüz o odalardan birinde. Evrende matematik karşılığı olmayan hiçbir şey yok. Kanserin de var elbet. Yere tükürmenin, bir toz zerresinin havada uçuşunun hatta kaosun bile bir matematiği var. Kanserin mors alfabesini çözmemiz gerek.

dcd40cb0 de1c 4706 a037 89c2e4c28db5

Dünyada bu konuda araştırma girişimleri yok mu?

Human Genom Projesi sonunda insanın DNA dizisi ortaya çıkarılınca, bilim dünyası her şeyi çözdüğünü sandı. Protein adı verdiğimiz diziler de esasında hücre çekirdeğindeki DNA dizisinin kopyasıdır. 2001 yılından sonra bu dizileri çözmek için bioinformatik diye bir bilim dalı çıktı. Buna biyolojik iletişim bilimi de diyebiliriz. ABD’de ilaç firmaları artık en yüksek ücretleri bioinformatikçilere veriyor.

İnsan DNA dizisi ortaya çıkalı yıllar oldu. Niye bir ilerleme göremiyoruz?

Projeyi yürütenler tüm dizileri önce gizlediler. Sonra baktılar ki içinden çıkılacak gibi değil, yakın bir zaman önce hepsini internette yayınladılar. İsteyen baksın ve şifreleri çözebileceklerse çözsünler diye. Ancak bu dizilerden bir anlam çıkarmak için matematikçiler gerek. Hatta üç boyutlu protein yapılarının nasıl iletişim hatası yapıp da hücre bozulmalarına sebebiyet verdiklerini anlamak için de grafikerler gerekiyor. Elimizde şablon var ama okuyamıyoruz. İngilizce bilmeyen birinin İngilizce bir kitaba bakması gibi öylece bakıyor tıpçılar şu an. Bu dizilerin matematiksel bir modellenmesinin yapılması ve hangi dizinin hangi dizi ile ilişki içinde olabileceğini önceden söyleyebilmek, bu işin en can alıcı noktası olacaktır. İşte bu manada dizi matematiği çok önemli. Bu yüzden benim son yıllardaki ilgi alanım tamamen “protein etkileşimleri ve matematik modelleme” konusu üzerine yoğunlaşmak oldu. Diziler üzerine çalışıyorum.

Kanseri matematik olarak tanımlayabilir misiniz?

Elimizde 20 tane aminoasit var toplam. Tüm proteinler bu 20 tanesinin kombinasyonundan oluşturuluyor bedenimizde. Mesela hücre bölünmesinden sorumlu çok kritik bir göreve sahip olan ras diye bir protein yapısı var. Bu, 189 harften oluşan bir mesaj. 12. harfi değiştiği zaman hücre kanser oluyor. Yanlış bir bölünme mesajı veriyor hücreye.

Bu bilgiler ışığında şimdiye kadar kanserle ilgili önemli bir gelişme olmadı mı?

Tabii ki oldu. Meme kanseri artık sadece kemoterapi ile tedavi edilmiyor. Temelde kanser yapan bir diziye karşı geliştirilen bir antikor (yani başka bir beyaz kan hücre dizisi), Herceptin adı altında, meme kanserine karşı başarıyla kullanılıyor. Birkaç yıl önce Amerikan Onkoloji Derneği başkanı Prof. George Sledge, Herceptin ile ilgili “Meslek hayatım boyunca böyle umut verici sonuçlar ile karşılaşmadım” demişti. Yine aynı şekilde bazı lenfoma türlerinde de benzer şekilde üretilmiş bir ilaç kullanılıyor.

Doç. Dr. Gökhan Çakıroğlu kimdir: 8 sene ABD Memorial Sloan Kettering Kanser Araştırma Merkezi’nde, kan kanseri üzerine hücresel iletişim hatları üzerine çalıştı. Beyaz kan hücrelerinin dizilerini değiştirerek hedefe gönderme çalışmalarında yer alan Dr. Çakıroğlu, son 10 yıldır da kanserin matematiği üzerine araştırmalar yapıyor.

Kaynak: https://www.karar.com/

Tıp ve Matematik

Tıp uzmanları reçeteleri doldurmak, ilaç vermek ve olası kalp problemlerini ve diğer hastalıkları tespit etmek için cebir becerilerine ihtiyaç duyarlar. Kalp doktorları, vücuttaki oksijen seviyelerine ve kalp atış hızına dayalı cebirsel denklemleri kullanarak kalp çıktısını veya kalbin pompalayabileceği kan hacmini ölçer. Doktorlar, hemşireler ve eczacılar, hastalara verilecek ilaç konsantrasyonlarına doğru karar vermelidir. Cebirsel denklemler doktorların bir reçetenin ne zaman etkinliğini kaybettiğini ve atılması gerektiğini bilmelerine yardımcı olur. Ross Üniversitesi’ne göre, tıp uzmanları ölçüm birimlerini ve oranlarını dönüştürmek için cebire güveniyorlar.

Hem doktorlar hem de hemşireler dünyanın her yerindeki insanlara sağlık hizmeti sunarken her gün matematik kullanıyorlar. Doktorlar ve hemşireler reçete yazarken veya ilaçları uygularken matematiği kullanır. Tıp uzmanları, salgınların istatistik grafiklerini veya tedavi başarı oranlarını çizerken matematiği kullanır. Matematik x-ışınları ve CAT taramaları için geçerlidir. Sayılar, tıp uzmanları için bol miktarda bilgi sağlar. Genel halk için, doktorlarımızın ve hemşirelerimizin matematik ve tıptaki kullanım alanlarını inceleyerek uygun şekilde eğitildiğini bilmek güven vericidir.

Doktorlar hastalara reçeteler yazmak, hastalara ne kadar ilaç dağıtmak istediklerini kiloya göre belirlemek, Vücut Kitle İndeksi (BKİ) belirlemek ve CAT taramalarını yorumlamak için matematik kullanırlar. Doktorlar her gün pratikte matematik kullanırlar. Örneğin, test sonuçlarını yorumlamak için istatistik ve olasılık kullanırlar. Bir hasta bir hastalık için tedavi edildiğinde, eğer varsa, hangi tedavi yöntemini kullanacağını belirlemek için olasılık kullanılır. “Kanıta dayalı tıp, tanı ve tedaviye rehberlik etmek için istatistiksel modellerin kullanılması, doktorların uygulama şeklini zaten değiştiriyor.”

Pound, Milligram ve Kilogram Dönüştürme

Hastalara reçete yazan doktorlar kilogram başına miligram kullanır. Bir doktorun verdiği ilaç miktarı hastanın ağırlığına bağlı olacaktır. Bir kişinin kilosu genellikle yalnızca kilo olarak bilinir; bu nedenle, hastanın ağırlığını kilogramdan kilograma dönüştürmek ve sonra hastanın reçete etmesi gereken miligram sayısını belirlemek doktora bağlıdır.

Oranlar ve Oranlar

Hemşireler ilacı reçete etmezler, ancak hastalarına ilaç verirler. Bunu yaparken, onlara yardımcı olmak için oranları ve oranları kullanırlar. Kişinin büyüklüğü, hemşirenin ciddi doz komplikasyonlarına neden olmadan hastanın vücudunun ne kadar dozda karar verebileceğine karar vermesine yardımcı olacaktır. Oranlar ve oranlar, hemşirenin, başka bir doza ihtiyaç duymadan önce ilacın hastanın vücudunda ne kadar kalacağını bilmesini sağlar.

Ölçüm

Sağlık alanında önlemler kullanılmaktadır. Vücut kütlesi, tıbbi terminolojideki bir ölçüdür. Ölçümler, doktorların bir kişinin kilosunu doğru bir şekilde ölçmesini ve vücut kitlesi nedeniyle hangi sağlık sorunlarının yaşandığını görmesini sağlar. Ölçümleri inceledikten sonra, doktorlar hastaya vücut kütlesini azaltmalarını önerebilir, bu da hastaların sağlık risklerinden kaçınmasına yardımcı olur ve onlara daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini sağlar.

Bir doktor, hemşire, röntgen teknisyeni ve sağlık alanındaki tüm diğerlerinin, kariyer alanlarında sertifikalandırılmadan önce almaları gereken birçok matematik kursu vardır. Bu matematik dersleri gereklidir, çünkü matematik sağlık ve tıpla el ele gider. Reçetelerin nasıl belirleneceğini bilmek, hastaya bir seferde ne kadar ilaç vereceğini hesaplamak ve X-ışınlarını okumak, matematiğin kullanılmasını gerektirir.

İstatistik

İstatistikler sağlık alanında her zaman kullanılmaktadır. İstatistiklerin nasıl kullanıldığına bir örnek, hastalık raporlamasıdır. Doktorlar başka doktorlarla, bir hastayla veya bir hastanın ailesini bir ameliyat gerçekleştirme hakkında konuşuyorsa, doktor önceki ameliyatların tüm istatistiklerini ve bunlara ameliyat yapan hastaları getirir. Bu istatistikler, ameliyatın hem iyi hem de kötü sonuçlarını veya ortaya çıkabilecek yan etkileri veya ameliyattan önce hastanın hangi durumda olduğunu açıklar.

Boyutlar

Boyutlar, sağlık mesleğinde kullanılan bir matematik şeklidir. Doktorlar X-ışınlarını okuduğunda, üç boyutlu hesaplamaları ve iki boyutlu X-ışınlarını kullanırlar. Bu, doktorların beyin gibi vücut organlarını görmelerini sağlar. X-ışını makineleri, görüntünün vücudun içinde ve çevresinde görülmesine izin vererek doktorların sorunu görmesine yardımcı olur. Hem 2 boyutlu hem de 3 boyutlu boyutların nasıl okunacağını bilmiyorlarsa, X-ışını veya CAT taramasını okuyamazlar.

Reçeteler ve İlaçlar

Düzenli olarak, doktorlar hastalarına çeşitli rahatsızlıklar için reçeteler yazmaktadır. Reçeteler belirli bir ilacı ve dozaj miktarını gösterir. Çoğu ilaç, kilogram (kg) başına miligram (mg) cinsinden dozaj miktarları için yönergelere sahiptir. Doktorlar, her hastanın kilosuna bağlı olarak ne kadar miligram ilaç kullanması gerektiğini öğrenmelidir. Bir hastanın ağırlığı yalnızca pound olarak biliniyorsa, doktorların bu ölçümü kilograma dönüştürmeleri ve sonra reçete için miligram miktarını bulmaları gerekir. Mg / kg ve mg / lbs arasında çok büyük bir fark vardır, bu nedenle doktorların kilo ölçümlerini doğru şekilde nasıl dönüştüreceklerini anlamaları şarttır. Doktorlar ayrıca reçetenin ne kadar süreceğini de belirlemelidir. Örneğin, bir hastanın ilaçlarını alması gerekiyorsa, günde üç kez bir hap söyleyin. Sonra bir ay hap yaklaşık 90 hap. Bununla birlikte, çoğu hasta kolaylık ve sigorta amacıyla iki veya üç aylık reçeteleri tercih eder. Doktorlar bu hesaplamaları zihinsel olarak hız ve doğrulukla yapabilmelidir.

Doktorlar ilacın hastanın vücudunda ne kadar kalacağını da düşünmelidir. Bu, hastanın vücutta yeterli miktarda ilacı tutmak için ilaçlarını ne sıklıkta alması gerektiğini belirler. Örneğin, bir hasta sabah 50mg belirli bir ilacı olan bir ilacı alır. Hasta ertesi gün uyandığında, vücutları ilacın% 40’ını yıkadı. Bu, 20mg’nin yıkandığı ve vücutta sadece 30mg kaldığı anlamına gelir. Hasta her sabah 50 mg hapını almaya devam ediyor. Bu, iki günün sabahında, hastanın ilk günden itibaren 30mg bıraktığı ve ikinci günün sabahından itibaren 50mg olan toplam 80 mg olduğunu gösterir. Bu devam ettikçe, doktorlar bir hastanın ilaçlarını ne sıklıkta alması gerektiğini ve ne kadar süreyle

İlaç kullandıktan sonra vücuttaki ilaç miktarı belli bir sürede belli bir oranda azalır (örneğin her saat başı% 10). Bu yüzde düşüş rasyonel bir sayı olarak ifade edilebilir, 1/10. Bu nedenle, her bir saatte, saatin sonundaki miktar 1/10 oranında azalırsa, kalan miktar saatin başlangıcındaki miktarın 9 / 10’u kadardır. Bu sabit rasyonel azalma geometrik bir dizi oluşturur. Bu nedenle, bir hasta 200 mg belirli bir ilacı olan bir ilacı alırsa, vücudundaki ilaçların her saat başı azalması aşağıdaki tabloda görülebilir. Başlangıç kolon saat başlangıcında sistem içinde arta kalan ilacın mg sayısını içerir Bitiş Kolon, bir saat sonunda sistemde kalan ilacın mg sayısını içerir.

SaatbaşlaSon
12009/10 x 200 = 180
21809/10 x 180 = 162
31629/10 x 162 = 145.8
...

Yukarıda gösterilen sayı dizileri geometrikdir, çünkü terimler arasında ortak bir oran vardır, bu durumda 9/10. Doktorlar bir hastanın reçeteli ilaçlarını ne sıklıkta alması gerektiğine hızlıca karar vermek için bu fikri kullanabilir.

İlaç titrasyonu

Bazı ilaçlar titre edilir, yani doz doktor veya protokol tarafından belirlenen parametrelere göre değişir. Yoğun bakım ünitesinde, bir hastanın örneğin idrar çıktısını saat başı çarpanlara ayırmak suretiyle hesaplanan değişken miktarda intravenöz ilaca ihtiyacı olabilir. İnsülin, hastanın sürekli değişen kan şekeri ölçümüne bağlı olarak titre edilebilir. Uyuşturucu titrasyonu, hemşirenin matematiksel becerilerine tam olarak konsantre olmasını gerektirir ve genellikle özel eğitim veya deneyime sahip hemşirelerle sınırlıdır.

Oranlar ve Oratılar

Hemşireler ilacı uygularken oranları ve oranları kullanırlar. Hemşireler bir hastanın kilosuna bağlı olarak ne kadar ilaca ihtiyacı olduğunu bilmek zorundadır. Hemşirelerin doktorun emirlerini anlayabilmeleri gerekir. Böyle bir emir, 25 mcg / kg / dak olarak verilebilir. Hasta 52 kg ağırlığındaysa, hasta bir saat içinde kaç miligram almalıdır? Bunu yapabilmek için hemşireler mikrogramları (mcg) miligrama (mg) dönüştürmek zorundadır. 1mcg = 0.001mg ise, bir oran belirleyerek 25mcg miktarını (mg olarak) bulabiliriz.

EQN2 1

Çapraz çarparak ve bölerek, 25mcg = 0.025mg olduğunu görüyoruz. Hasta 52 kg ağırlığında ise, hasta dakikada 0.025 (52) = 1.3 mg alır. Bir saatte 60 dakika vardır, bu nedenle bir saat içinde hasta 1.3 (60) = 78mg almalıdır. Hemşireler günlük oranları ve oranları kullanırlar, aynı zamanda önemli birimleri dönüştürürler. Bu matematiği kısa sürede doğru ve verimli bir şekilde yapmak için kullandıkları özel “kısayollar” vardır.

Rakamlar doktorlara hastanın durumu hakkında çok bilgi verir. Beyaz kan hücresi sayıları genel olarak 4 ila 10 arasında sayısal bir değer olarak verilir. Ancak, 7.2 sayısının gerçekte her bir kan damlasında (yaklaşık bir mikrolitre) 7200 beyaz kan hücresi olduğu anlamına gelir. Aynı şekilde, bir kan örneğindeki kreatinin ölçüsü (böbrek fonksiyonunun ölçüsü), desilitre kan başına X mg olarak verilir . Doktorların, 1.3 ölçüsünün bir dereceye kadar böbrek yetmezliği anlamına gelebileceğini bilmeleri gerekir. Rakamlar, doktorların hastanın durumunu anlamalarına yardımcı olur. Enfeksiyon, hastalık veya hastalığın uyarı işaretleri olabilecek sağlık ölçümleri sağlarlar.

Vücut kitle indeksi

Tıp ve sağlık açısından, bir kişinin Beden Kitle İndeksi (BKİ) yararlı bir ölçüdür. BMI’niz kilonuza kilo cinsinden eşittir, çarpı 704.7, boyunuzun inç karesine bölünür. Bu yöntem çok fazla kas kütlesi olan kişiler için her zaman doğru değildir, çünkü kas ağırlığı yağ ağırlığından daha fazladır. Bu durumda, hesaplanan BMI ölçümü yanıltıcı olabilir. Bir kişinin BMI’sını bulan özel makineler var. 145 kiloluk bir kadının BMI’sini 5’6 ”yüksekliğinde aşağıdaki gibi bulabiliriz.

İlk önce, 5’6 ”yükseklik ölçüsünü 66” olan inç değerine dönüştürmemiz gerekiyor. O zaman, kadının BMI’si:

EQN3

Bu normal bir Vücut Kitle İndeksidir. Normal bir BMI 25’ten azdır. 25 ve 29.9 arasındaki bir BMI’nin fazla kilolu olduğu ve 30’dan büyük bir BMI’nin obez olduğu düşünülmektedir. BMI ölçümleri doktorlara hastanın sağlığı hakkında bilgi verir. Doktorlar bu bilgileri hastalara sağlık önerileri sunmak için kullanabilir. Aşağıdaki resim, sağlık ve sağlıksız vücut kitle indekslerinin yaklaşık bir değerini veren bir BMI tablosudur.

bmi

CAT Taramaları

Tıp uzmanlarının matematiği kullanmasının en gelişmiş yollarından biri, CAT taramalarının kullanılmasıdır. CAT taraması, Bilgisayarlı Eksenel Tomografi Taraması adı verilen özel bir röntgen türüdür. Düzenli bir röntgen, vücudun belirli bir bölümünün yalnızca iki boyutlu bir görünümünü sağlayabilir. Daha sonra, x-ışını makinesi ile daha büyük bir kemik arasına daha küçük bir kemik gizlenirse, daha küçük kemik görülemez. Bir gölge gibi.

Vücudun organlarının, özellikle de beynin üç boyutlu bir sunumunu görmek çok daha faydalıdır. CAT taramaları, doktorların beynin içinde veya başka bir vücut organını üç boyutlu bir görüntü ile görmelerini sağlar . Bir CAT taramasında, röntgen cihazı yüzlerce farklı açıdan beyin (veya hangi vücut kısmı taranıyorsa) taranarak vücudun etrafında hareket eder. Ardından, bilgisayar tüm taramaları bir araya getirir ve üç boyutlu bir görüntü oluşturur. Her x-ışını makinesi beyin çevresinde tam bir devir gerçekleştirdiğinde, makine beynin ince bir dilim görüntüsünü üretmekte, başın tepesinden başlayarak ve boyuna doğru ilerlemektedir. CAT taraması tarafından oluşturulan üç boyutlu görünüm, doktorlara basit bir iki boyutlu röntgen olan çok daha fazla bilgi sağlar.

Matematik tıpta çok önemli bir rol oynar ve insanların yaşamları da dahil olduğu için hemşirelerin ve doktorların matematiksel hesaplamalarında çok doğru olmaları çok önemlidir. Rakamlar doktorlar, hemşireler ve hatta hastalar için bilgi sağlar. Sayılar, tıp alanında çok önemli olan bilgiyi iletmenin bir yoludur.

Matematiğin tıpta bir başka uygulaması litotriptördür. Bu, safra kesesi taşlarını ve böbrek taşlarını tedavi etmek için elips özelliğini kullanan tıbbi bir cihazdır. Daha fazla bilgi için Lithotripsy sayfasını ziyaret edin .

“Matematikçiler darılmasın da şizoid dünyalarında kendi kendilerine yaşıyorlar. Biz problemimizi anlatsak yüzde 100 çözebilirler. Elimizde 20 aminoasit var, proteinler bunların kombinasyonlarından oluşuyor. Bu kaosu ancak matematikçiler çözebilir. Matematikçilerin bildiğini biz, bizim bildiğimizi de onlar bilmiyor. Matematik bir milyon odalı bir saray. Bizim çözümümüz o odalardan birinde. Evrende matematik karşılığı olmayan hiçbir şey yok. Kanserin de var elbet. Yere tükürmenin, bir toz zerresinin havada uçuşunun hatta kaosun bile bir matematiği var. Kanserin mors alfabesini çözmemiz gerek.”

sonraki yazı Kansere Karşı Matematik

Litotripsi – Elipsin Tıbbi Uygulaması

Elips, çok özel ve pratik bir konik bölümdür. Elipsin önemli bir özelliği de yansıtıcı özelliğidir. Bir elipsin yansıtıcı bir malzemeden yapılmış olduğunu düşünüyorsanız, o zaman bir odaktan yayılan bir ışık ışını elipsten yansıyacak ve ikinci odağın içinden geçecektir. Bu aynı zamanda sadece ışık ışınları için değil, aynı zamanda şok dalgaları dahil diğer enerji formları için de geçerlidir. Bir odakta üretilen şok dalgaları, elipsin dışına yansıyacak ve ikinci odaklamadan geçecektir. Elips için benzersiz olan bu karakteristik, faydalı bir tıbbi uygulamaya ilham vermiştir. Tıp uzmanları, elipsi böbrek taşlarını ve safra kesesi taşlarını etkili bir şekilde tedavi eden bir cihaz oluşturmak için kullandılar. Bir litotriptöracı bir böbrek taşını (veya safra taşı) başarıyla vücut tarafından geçirilebilecek küçük parçalara ayırmak için şok dalgalarını kullanır. Bu süreç litotripsi olarak bilinir.

stones1

Yukarıdaki şemada gösterildiği gibi, enerji ışını bir yüzeyden yansıdığında, yayılma açısı yansıma açısına eşittir.

eqn1

Ekstrakorporeal Shockwave Litotripsi

Ekstrakorporeal Shockwave Litotripsi (ESWL), doktorların böbrek ve safra taşlarını açık cerrahi olmadan tedavi etmelerini sağlar. Bu alternatifi kullanarak, ameliyatla ilişkili riskler önemli ölçüde azalır. Daha az enfeksiyon olasılığı vardır ve cerrahi işlemden daha az iyileşme süresi gerekir. Litotriptör litotripside kullanılan alettir. Bir elipsin matematiksel özellikleri bu tıbbi buluş için temel sağlar.

Odaklar 

Litotriptör makinesi, hastanın tarafına açılmaya dayanan yarı elips şeklinde bir parçaya sahiptir. Bir elips, bir elipsin üç boyutlu bir gösterimidir. Litotriptörün elipsin yansıtıcı özelliğini kullanarak çalışması için hastanın taşının elipsoidin bir odak noktasında ve diğer odadaki şok dalgası jeneratöründe olması gerekir. Hasta masaya yatırılır ve litotriptörün yanındaki konumuna taşınır. Doktorlar taş görüntüsünü korumak için floroskopik röntgen sistemi kullanırlar. Bu, taşın odak olarak doğru şekilde konumlandırılmasını sağlar. Taş, odak noktalarından biri gibi davrandığı için, taşın, litotriptörde bulunan odağa tam olarak doğru mesafede olması zorunludur. Bu, şok dalgalarının taşa yönlendirilmesi için çok önemlidir.

stones2

Yastık       

Litotriptör ayrıca bir kuplaj cihazı içerir. Bu, ışınların vücuttan başarılı bir şekilde iletilmesi için gereklidir. Bir şekilde bir su balonu gibi bir yastık, yarı elipsoidin etrafına sarılır. Yastık su ile doldurulur ve hastanın tarafına dayanır. Yastık bir silikon membran kullanarak hastanın vücuduna kapatılır. Su ve yumuşak doku aynı yoğunluğa sahip olduğundan, şok dalgalarının vücudun dokularında güvenli bir şekilde dolaşmasına izin veren sudur. Taş daha büyük bir yoğunluğa sahiptir ve şok dalgaları tarafından parçalanmaktadır, ancak yumuşak doku sadece minimum hasar almaktadır. Yeni litotriptörler yapılmadan önce, hastalar aynı etkiyi yaratacak şekilde bir su banyosuna yatardı. 

Şok Dalları       

Elektrohidrolik, piezoelektrik ve elektromanyetik enerji sistemleri, taşı kırmak için gereken şok dalgalarını oluşturmak için elipsoidin odağını kullanır. Dalgalar bir odakta üretilir ve eliptik şekil nedeniyle, dalgalar taşın kendisi olan ikinci odaklanmaya yönlendirilir. Bu dalgaların tümü taşın kırılmasına neden olur ve sonunda vücut tarafından kolayca geçilebilecek birçok küçük parçaya bölünür.

Litotripsi süreci yaklaşık bir saat sürer. Hasta genellikle aynı gün eve geri dönebilir ve ameliyattan sonra sıklıkla gerekli olan uzun bir iyileşmeye maruz kalmaz. Litotripsi neredeyse ağrısızdır. Şokların titreşimi ve gürültüsü rahatsız edici olabilir ve bu yüzden çoğu hasta minimal anestezi gerektirir. Bu nedenlerden dolayı litotripsi birçok hasta için popüler bir tedavi haline geliyor.